1. asker de nisanlimdan bekleyecegim sey.
  2. beklerken beklediğini farketmemektir. her seferinde sona ereceği kaygısı vardır evet. okurken bu ne güzel tespit dedim. evet bazen eski mektuplar okunarak ezberlenir. hatırlamaktan daha ileridedir bu.
  3. baya keyifli, heyecanlı, sonunda yazan "uzaklardaki en yakının..." cümlesine değen bi bekleyiş.
  4. ortaokuldaki türkçe öğretmenim bize mektup arkadaşları bulmuştu. onlar istanbul'da yaşıyorlardı biz ise manisa'da.. iki haftada bir mektup yolluyorduk birbirimize. benim mektup arkadaşım yasemin'di. ondan istanbul'u anlatmasını istemiştim. bana boğaz köprüsü'nü, sultanahmet'i falan anlatmıştı. her gün televizyonda, dizilerde gördüğüm şehir, onun anlatımıyla daha da büyük, daha da büyüleyici olmuştu. birkaç kartpostal da yollamıştı. o iki haftalık süreçte canımızı sıkan, bizi üzen ya da heyecanlandırıp mutlu eden ne varsa paylaşırdık. bazen varlığını unuturdum, ama öğretmen "mektuplarınız geldiii!!!" diyerek sınıfa girdiğinde o an anlardım, fark etmeden beklermişim aslında.
    lisede de en yakın arkadaşımla mektuplaşırdık. aynı yurtta kalıyoruz, aynı yemekhaneyi paylaşıyoruz ama konuşarak aktaramadığımız şeyleri birbirimizin paltosuna, yastığının altına ya da kitabının arasına koyardık. hala saklarım tüm mektupları, küçük notları.
    dostlukları, paylaşılan güzel şeyleri mesajlara hapsetmemek gerekiyor. bağınız kopabilir, mesajlar silinebilir, anıların somut izleri yok olabilir ama mektuplar yok olmaz. herkesi mektuplaşmaya davet ediyorum.