1. Yorumu ile

    içten bir üzüntü yaşattı bana gece gece. O yüzden sana bu kıssadan hisseyi armağan ediyorum.

    !---- spoiler ----!

    Vaktiyle bir bilge öğrencisinin eline çok parlak bir nesne verip: “Oğlum” der, “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını öğren”. Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar. İlk önce bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu kaça alırsınız?” diye sorar . Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır; evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek leva veririm. Bizim çocuk oynasın” der. İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği neneye ancak beş leva vermeye razı olur. Üçüncü defa bir semerciye gidir: Semerci nesneye şöyle bir bakar, “Bu der “benim semerlere iyi süs olur. Buna on leva veririm.”der. En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar. “Bu kadar değerli bir pırlantayı, mücevheri nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve ilâve eder. “Buna kaç leva istiyorsun?” Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz?” “Ne istiyorsan veririm.” Öğrenci, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: “Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Öğrenci emanet olduğunu anlatıncaya kadar bir hayli dil döker. Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye döner. Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 leva verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler.
    Bilgenin yanına dönen öğrenci, büyük bir şaşkınlık içinde başından geçenleri anlatır. Bilge sorar: “Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?” Öğrenci: “Efendim, ne diyeceğimi bilemiyorum, kafam karmakarışık” diye cevap verir. Bilge çok kısa cevap verir: “Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bilen anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir.”

    !---- spoiler ----!
  2. adını başta 'merhaba lan' diye okuduğum youser(*:swh)
  3. küçük bir iyilik istediğimde hemen imdadıma yetişen youser.
    işte böyle küçük şeyler mutlu eder insanı. hem ne derler "dünyayı güzellik kurtaracak".
  4. gece 4 de ansızın uyandığımda youreads de birbirinden güzel şiirlerle karşılaşmama sebep olan youser gece gece iyi geldi teşekkür ederim.
  5. fakir mıknatısı,harçlık sevdalısı cimcime..
  6. bir günde yetmiş altı entry girerek ağzımı açık bıraktıran youser. kimsenin bu rekoru geçebileceğini sanmıyorum. kayıtlara geçsin lütfen.
    ozumm
  7. dünya'nın en pamuk şeker insanı sanırım. onun için melek desek yeri var. saf, temiz, yüreği güzel, kendi güzel, canı çok şeker. şiir gibi konuşuyor ve bunlar yetmezmiş gibi resim konusunda acayip yetenekli bir youser.

    bir de ara sıra beraber duvar boyasak ne güzel olur diye düşünüyorum. (araf'ın katkılarıyla.)

    not: o kadar ortak noktamız var ki "bir başka şehirde yaşayan ben." de diyebilirim bence.
  8. ne kadar da ortak harfimiz var. merhabalar ben merhabalar. sizinle tanışmış olmak beni çok mesut etti merhabanalan.
  9. fazla sanatçı ruhlu, fazla bir kafadır kendisi. onun kendi çizdiği resimlerini gördükten sonra resim olayında profesyonel olduğunu görmeniz an meselesi.

    girdilerinden ve şiir tutkusundan kendine özerk bir youser olduğunu anlamış olmanız olasıdır.
  10. güzel sanatlara güzellik katan kişi.

    merhum hitlerkendisini tanımış olsa merhabanalan'ı üstün ırk modeli olarak alırdı.

    gerçekten harika resimler yapıyor, çok yetenekli. ayrıca muazzam bir kültürel birikime de sahip olması şaşılacak şey. kendisiyle klasik musikimiz üzerine konuşurken klasik kemençe'den ve bu sazın üstadı ihsan özgen'den bahsetti. resim yaparken ihsan özgen dinlermiş.

    sonra çok zeki, bunu yazdıklarından, araya serpiştirdiği ince muzipliklerden falan anlamak mümkün. zekası kendini sadece resimde değil, edebiyatta da fark ettiriyor.

    tüm bunların yanında çok da hoşsohbet ve mütevazi. uzun muhabbetlerimiz oldu hiçbir zaman doymak mümkün değil. dinlemeyi sürdürdüğü müddetçe ben konuşurum. üstelik zengin olup, para ödemesine gerek yok. :)