1. kazılarla ortaya çıkarılan ya da hala ayakta duran antik yapıların, anıların ek ve onarımlarla, kısmen yenilenerek yaşatılmasıdır. günümüzde kent dokusunu oluşturan mütavazi yapılar da koruma kapsamına girmiştir.

    bugün yapılan onarımların geçmişten ayırt edilmesi ise kişisel ve o sırada geçerli olan mimari akımlara göre değil belirli ilkelerle yapılmasıdır. restorasyon kavramını ortaya eugene emmannuel viollet le duc çıkarmıştır. restorasyon kavramı ortaya çıkışından beri bir kaç dönem geçirmiştir. bunlar sırasıyla; üslüp birliğine varış, romantik görüş, tarihi restorasyon ve çağdaş restorasyon kuramıdır. günümüzde de çağdaş restorasyonun mantığı olan "mümkün olduğunca az müdahale etmek." ile hazırlanan tüzüklerin yolunda devam edilmektedir. (bkz: carta del resauro) (bkz: venedik tüzüğü) tüzüklere bakılırsa ölü yapıtlara minimum müdahale, yaşayan yapılara onarım ve koruma yapılmalıdır. ayrıca sanat eserleri tarihi bir belge olarak korunmalıdır. venedik tüzüğünün önemi ise koruma kavramını tarihsel anıt niteliğinden çıkarıp çevre niteliğine almasıdır.

    türkiye'de ise bu konudaki ilk yasal düzenleme 13 şubat 1869'da yürürlüğe giren asar-ı atika nizamnamesi'dir. son olarak bakıldığında ise 2863 sayılı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kanununa bakılabilir.

    restoratörlerce yapılan rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmaları sonucunda yapıya yapılacak müdahaleler kararlaştırılır. bu projeler vakıflar genel müdürlüğü, kudeb gibi kuruluşlara gönderilerek onay beklenir. yani hiç bir proje onay alınmadan hayata geçirilemez.

    restorasyon tekniklerine baktığımızda ise sağlamlaştırma, bütünleme, yenileme/yeniden kullanım, çağdaş ek, yeniden yapım, temizleme, taşıma ve arkeolojik restorasyonu görürüz.

    çok aşamalı ve detaylı olan bu iş çok emek ve bilgi gerektirmektedir. ülkemizde gördüğümüz pek çok örneğin eleştiri aldığını biliyoruz. o yüzden bu konuda daha dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum. umarım bir gün prof.dr.zeynep ahunbay gibi daha kaliteli restoratörlerin yaşadığı bir ülke oluruz.

    not: konuyla ilgilenenler kudeb'in düzenlediği kargir yapılarda koruma ve onarım seminerine ve de ahşap yapılarda koruma ve onarım seminerine katılabilir ve güzel restorasyon örnekleriyle karşılaşabilirler.

    edit: imla
  2. türkiyede saçma sapan 2 yıllık bir eğitimle, alakasız ilgisiz kafası basmayan vizyonsuz kişilerin çoğunluğunu oluşturduğu meslek grubu hal böyle olunca tapınağa mutfak fayansı ya da antik çağdan kalma binaya pvc doğrama gibi restorasyon şaheserlerin ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor
    wtf
  3. mimari restorasyon bölümü 2 yıllıktır. bu iki yıldan mezun olan öğrenciler ancak tekniker olabilirler. imza yetkileri yoktur. restoratör ünvanını tam olarak alabilmek için mimarlık vb. bölümlerden mezun olup mimari restorasyon yüksek lisansı yapılması gerekmektedir.