1. yakında türkiye'de şiddet gerekçesiyle yasaklanacak oyun.
  2. içinizdeki gizli mimarı ortaya çıkaran oyun.
    dlg
  3. küçük bir adada gözlerimi açtım. sadece birkaç tane ağaç vardı. adanın yarısına kumluk alan hakimken öbür tarafına ise toprak hakimdi.

    ilk günden yiyecek sorununu çözmeye çalıştım, ilk önce topraktan elde ettiğim tohumları ektim. daha sonra ağaçtan elde ettiğim tahtadan kılıç ve balta yaptım. ayrıca ağaçları yoklayıp elma düşer umuduyla dolandım. ama nafile, tek bir elma bile düşmedi. topraktan ve kumdan yaptığım üstü açık ve yüksekliği 3 küpten oluşan küçük evime aç bir şekilde girdim. ay tepemdeydi, karanlıktı ve etrafta zombiler okçular zebaniler kol geziyordu. açlık göstergesi olsa tek bir etçik kalırdı. birkaç dakika sonra o da gitti ve şafak sökmeye başlamıştı.

    artık açlıktan ölmeye başlamıştım, evden çıkıp ağaçların olduğu bölgeye doğru yürüdüm. ilerde bir okçu vardı ama beni görmemişti. hayata gözlerimi yummaya başlamıştım ki o da ne. çürümüş bir et yerde duruyordu. hemen ona saldırdım, sanki bir restorantta antrikot yiyorum gibiydi.

    sağlığım bir süreliğine de olsa stabil hale gelmişti ama artık bir şeyler yapmalıydım. adada biraz daha dolaştığımda bir inek gördüm. hemen kılıcıma sarılıp ona oracıkta öldürdüm. postunu yüzüp etini çıkardım, eti bu haliyle beni fazla doyurmayacaktı. ben de yeri kazıp taş çıkardım ve bir fırın yaptım. tahtayı ve eti fırına koyup pişmesini bekledim. aynı zamanda ektiğim tohumları kontrol ettim, 2 tanesi olmuştu ve 3 buğday elde ettim, yerlerini de tekrar tohum ile doldurdum. buğdayları ekmek yaparak eve, fırına doğru gittim. yiyecek sorunum, tam olarak olmasa da artık çözülüyordu.

    birkaç yil sonra...
    büyük kara parçasındayım, yeni barışkent ismindeki dev kalemde dolaşıyordum, hasatları ve hayvanları kontrol ettim. daha sonra yalnız orman adını verdiğim tamamını kendimin ektiği ormanıma gittim. içindeki dağ evine girip şömine karşısında şarabımı yudumladım. gözümün önüne eski küçük adam, ona barışkenti ismini vermiştim, ve şafağa doğru açlıktan ölmek üzereyken bulduğum o çürümüş et geldi. her şey onun sayesindeydi.

    işte bu minecraft. oynayın, oynattırın.
  4. grafikleri küçük ama insana katkısı büyük olan oyun.

    her şeyin başında yalın elle bir kara parçasına düşersiniz, hayatta kalmak için yemek bulmanız gerekir. bunun için ya ava çıkarsınız ya da tarımla uğraşırsınız, şanslıysanız köy bulup tarlalarını yağmalarsınız. birkaç gün yaşam savaşı verirsiniz ama zaman geçtikçe zenginlik peşine düşersiniz, madenlerin en derinlerine zümrüt, elmas ve altın çıkarmak için inersiniz, bu yolda korkutucu düşmanlarla karşılaşırsınız*. zengin olunca ev yapmak istersiniz kendinize, etrafını süslersiniz ama zamanla o da yetmez. hem mimar hem inşaatçı olursunuz, sanat eserleri yaratmaya başlarsınız ve bunları birleştirerek büyük şehirler kurarsınız, haritayı avucunuzun içi gibi bilirsiniz, her yer sizin olur.

    böyle güzel bir oyundur minecraft, insanın daha fazlasını isteme arzusundan beslenir ama aynı zamanda oynayan insanın yaratıcılığını da besler.
  5. 6-14 yaş arası aile bireylerinize kesinlikle yaratıcı (creative) modda oynatmanız gereken, hatta bu mod üzerinden ödev vermeniz gereken, yeni bir sonlu-sınırsız evren yaratabilen oyundur. sadece bireylerdeki yaratıcılığı değil, aynı zamanda dış dünya ya olan bakış açısını da tetikler ve yeni bakış açıları sağlar.
  6. survival mod değil de diğer modda oynadığım oyundur. hiç unutmam tam bir ay uğraşıp bir adet cami yapmıştım( aklıma ilk o geldi napayım). hem de suyun üzerine. iki minare arasına mahya bile germiştim. sonra da temeline bomba döşediydim(çok da üretken düşünemediğimden). öylece patlattım, allah affetsin.
  7. yeni bir oyun değildir, senelerdir oynarım. hayal gücünüzün sınır tanımadığı muhteşem bir oyundur. bana göre gelmiş geçmiş en iyi fps oyunudur. hayatında iki tane tahta-taş parçasını üst üste koymamış, bir şeyler yaratmamış, bu duyguyu tatmamış olan zavallıların çocuk oyunu zannederek küçümsemesi normaldir.

    öyle muhteşem bir oyundur ki hakkında dört kitap mevcuttur
    -oyuncunun el kitabı
    -kızıltaş el kitabı
    -dövüş el kitabı
    -inşaat el kitabı

    oyunu, bu kitapları okumadan önce oynamıştım. daha sonra kitapları satın alıp okuduktan sonra oyun hakkında ne kadar çok şeyi bilmediğimi öğrendim. hele ki kızıltaş el kitabında adamların kızıltaş tozu ile kronometre yaptıklarını gördüğümde kendimi kaybetmiştim.