1. işitsel algı bozukluğu. bazı ince, ritmik, hafif seslere karşı aşırı hassas olma durumu.

    ucundan kıyısından misofonyayım diyeceğim ama yemek yerken ağzını şapırdatan hasta değil de ben mi hastayım ?
  2. sesten nefret edenler arasında mısınız siz de? ben öyleyim mesela. gürültüye pek çokları tepki verir ama ritmik ve kısık sesler, tiz sesler.. işte bazısı çıldırtıyor beni. meğerse bunun adı misophonia imiş. bilinen en dehşet vericisi ise bana göre ağız şapırdatma, klavye sesi ve kapı gıcırdaması.... kafamın içinde el bombaları patlıyormuş hissi oluşuyor birden.

    tabi ben gibilerin psikolojik rahatsızlıklara yakalanma olasılığı daha fazla olsa da, içinde bulunduğumuz zamanda aksine sahip olanların pek az olduğunu hepimiz biliyoruz. kendimi rahatlatma adına çıkardığım bir sonuç olduğunu da düşünmüyorum ayırca.

    yalnız bilim insanları bu soruna da şöyle yaklaşmış, yaratıcı beynin verdiği bir çeşit tepkime.. o kısmı beni aşar ama meraklananız için; ağız şapırdatmanın yaratıcı beyne etkisi
  3. adını ilk kez az evvel bir youser'dan duyduğum sese ama belirgin, ritmik ve belli bir ses seviyesinde olanlara karşı aşırı duyarlılık anlamındaki sözcük.

    bir de bu rahatsızlık ile duygusal bağ kurulan kişiler arasında doğru orantı varmış; yani yan masanızda sesli yemek yiyen kişiye verdiğiniz tepki, aynı eylemi yapanın kocanız, anneniz veya duygusal yakınlığınız olan bir kişi tarafından yapılması halinde tepkiniz çok daha fazla oluyormuş...

    beni cidden fena sinirlendiren ağız şapırdatmak ve içecek/çorba höpürdetmek en favori misophonia sebeplerinden sadece ikisiymiş...
    ve ben bunu youreads sayesinde öğrendim; bende de bu durumun oluşu üzücüyken, durumun adını öğrenmem çok mutlu ediyor beni...

    sapyoseksüel 'i de ve öyle olduğumu da böyle tesadüfen keşfetmiştim, güzel hareketler bunlardır, ağız şapırdatmak değil...