1. sezai karakoç' un en çok bilinen şiiri.
  2. monna rosa, siyah güller, ak güller;
    geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    kanadı kırık kuş merhamet ister;
    ah, senin yüzünden kana batacak,
    monna rosa, siyah güller, ak güller!

    ulur aya karşı kirli çakallar,
    bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
    monna rosa, bugün bende bir hal var,
    yağmur iğri iğri düşer toprağa,
    ulur aya karşı kirli çakallar.

    açma pencereni, perdeleri çek:
    monna rosa, seni görmemeliyim.
    bir bakışın ölmem için yetecek;
    anla monna rosa, ben öteliyim...
    açma pencereni, perdeleri çek.

    zaman çabuk çabuk geçiyor monna;
    saat on ikidir, söndü lambalar.
    uyu da turnalar gelsin rüyana,
    bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
    zaman çabuk çabuk geçiyor monna.

    zeytin ağacının karanlığıdır
    elindeki elma ile başlayan...
    bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
    sıcak ve minnacik yüzündeki kan,
    zeytin ağacının karanlığıdır.

    ellerin, ellerin ve parmaklarin
    bir nar çiçegini eziyor gibi...
    ellerinden belli olur bir kadın.
    denizin dibinde geziyor gibi
    ellerin. ellerin ve parmakların.

    zambaklar en ıssız yerlerde açar,
    ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
    bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
    ışıksız ruhumu sallar da durur,
    zambaklar en ıssız yerlerde açar.

    akşamları gelir incir kuşları,
    konarlar bahçemin incirlerine;
    kiminin rengi ak, kiminin sarı.
    ah, beni vursalar bir kuş yerine!
    akşamları gelir incir kuşları...

    ki ben, monna rosa, bulurum seni
    incir kuşlarının bakışlarında.
    hayatla doldurur bu boş yelkeni
    o masum bakışlar... su kenarında
    ki ben, monna rosa, bulurum seni.

    kırgın kırgın bakma yüzüme rosa:
    henüz dinlemedin benden türküler.
    benim aşkım uymaz öyle her saza,
    en güzel şarkıyı bir kurşun söyler...
    kırgın kırgın bakma yüzüme rosa.

    artık inan bana muhacir kızı,
    dinle ve kabul et itirafımı.
    bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
    alev alev sardı her tarafımı,
    artık inan bana muhacir kızı.

    yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
    meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
    bir gün gözlerimin ta içine bak:
    anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
    yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

    altın bilezikler, o korkulu ten,
    cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
    bir tüy ki, can verir bir gülümsesen,
    bir tüy ki, kapalı geceye, güne;
    altın bilezikler o korkulu ten!

    monna rosa, siyah güller, ak güller;
    geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
    kanadı kırık kuş merhamet ister;
    ah, senin yüzünden kana batacak,
    monna rosa, siyah güller, ak güller!

    şeklinde her kıtasının ilk harfleri muazzez akkaya'm çıkacak şekilde yazılmış şiir.
  3. aşk şiiridir.
  4. cemal süreya'ya göre ülkemizde tek bulgucu şair olan sezai karakoç'a ait bir şiir olup, şiirin her kıtasının baş harflerini birleştirdiğimizde muazzez akkayam'ı elde ederiz.
    o dönemler akrostiş şiir yazmak moda olduğundan ve sanırım biraz da şiire hapsetmek istemesindendir ki aşkını, o da bu biçimde yazmış şiirini.
    ancak yaklaşık 30 yıl boyunca kimse bunun farkına varamamış ve sanırım bu da şiiri başarılı kılar.
  5. şiir her yerde olayıyla okulumuzun bahçesinde yazan şu kıtası ezberimde olan şiirdir
    açma pencereni, perdeleri çek
    monna rosa , seni görmemeliyim
    bir bakışın ölmem için yetecek
    anla monna rosa ben öteliyim
    açma pencereni, perdeleri çek
  6. "19 yaşındaydım. heyecanlı bir genç. şiirde yeni bir dönem başlamıştı. ölçüsü olmayan vezinsiz, kafiyesiz şiirler yazılmaya başlanmıştı. hece ölçüsü de bitmişti. serbest şiir yazılıyordu. o dönemin bu serbest şairleri, eski dönemleri kötülüyordu.

    tabi isterdim ki öz edebiyatımız olan divan edebiyatı ile yazılabilsin şiirler. ama tek başıma ben aruzu getiremem ya. aruzu geçtim hecede gidiyordu artık. o dönem dedim ki hece ile bir şiir yazayım. bu serbestçi şairler divanla dalga geçiyordu. gül bülbül, gül bülbül başka bir şey yok diyorlardı.
    o dönemde şiirlere yabancı isim verme geleneği vardı. birde bu serbestiler gül ile dalga geçince bende ‘’monna rosa’’ koydum şiirin adını. tek gül anlamında bir şey. tamamıyla kendimi denemek için yazdım şiiri. akrostiş şiir yazma modası vardı birde. genç şairler çok hevesliydi akrostiş şiirler yazmaya. ben de gencim tabi, hem hece ölçüsüyle olsun hem de akrostiş olsun diye bir şiirde ben kaleme aldım."
    (karakoç'un söyleyişisinden alıntı)

    ki ben mona rosa bulurum seni
    incir kuşlarının bakışlarında.
    hayatla doldurur bu boş yelkeni.
    o masum bakışların su kenarında.
    ki ben mona rosa bulurum seni.

    tanım: aşk şiiri
    sidar
  7. yıllar sonra sezai karakoçun bu şiirinden bahsedip, acemilik eserim demişliği vardır.