• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.67)
moonlight - barry jenkins
ay işığı filminde chiron'un hayatının 3 dönemi anlatılıyor: miami'de uyuşturucu bağımlısı ve ihmalkar annesi paula ile birlikte yaşayan küçük chiron'un çocukluk dönemi, etrafındaki yaşıtları tarafından sürekli fiziksel ve sözlü tacize maruz kaldığı ergenlik dönemi ve atlanta'da uyuşturucu satıcılığı yaptığı yetişkinlik dönemi. film, genç bir insanın hayatının farklı dönemlerini, toplumda yer bulma çabasını ve kendi kimliğini kabullenme sürecini işliyor.
  1. öncelikle yine başka sinema ya teşekkür ediyorum. böyle bir güzellik olmasa bu filmi izleme şansımız olacak mıydı bilmiyorum. diğer yandan insanları da güzelliklere sahip çıkmaya çağırıyorum. öğrenci için sadece 4 tl, tam bilet fiyatı ise 6 tl olan bu filme aslında rağbet vardı ama beni rahatsız eden sanırım ucuz olmasından mütevellit insanların evde film izliyormuş gibi takılmalarıydı. yanlarında termosla sıcak su getirip kahve yapmaları ne kadar hoşuma gittiyse, cep telefonu ışıklarıyla verdiklerini rahatsızlık da bir o kadar canımı sıktı. şu telefonları sinemada çıkarmayın ulan cebinizden. bence direkt kapatın da onu yapmıyorsanız bile bari çıkarmayın. zaten böyle bir filmi 10 dakikada bir cep telefonuna bakarak izlersen anlayamazsın, izleme daha iyi. en azından başkalarını rahatsız etmemiş olursun.

    chiron isimli birinin çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemi arasındaki değişimleri, karakterinin oluşumunda yaşadığı olayların etkisini ve elbette amerika' nın arka sokaklarında yaşanan, o büyük ve güzel amerikan rüya' sının ardına gizlenen gerçekleri izliyorsunuz film boyunca.

    chiron, uyuşturucu bağımlısı olan ve geçimini fuhuşla devam ettiren annesi tarafından büyütülen, içine kapanık, sessiz biridir. okuldaki diğer çocuklar tarafından sıklıkla hem sözle hem de fiziksel olarak taciz edilmektedir. bir gün juan isimli bir uyuşturucu satıcısıyla tanışır ve juan ile kız arkadaşı teresa chiron' a sahip çıkarlar.
    ergenlik döneminde juan olmadan yoluna devam etmek zorundadır chiron ve annesi de artık uyuşturucuya tamamen teslim olmuş bir haldedir. işte bu bölümde chiron' ın hayatında kırılma anı diye nitelendirilebilecek iki sahne var filmde. ikisi de çok vurucu. biri tek planda çekilen bir yürüyüş sahnesi diğeri ise cinsellikte tanışması.
    yetişkinlik döneminde ise chiron tıpkı juan gibi sert, güçlü ve paralı bir uyuşturucu satıcısına dönüşüyor. karakteri kadar fiziği de çok daha sağlam bir hale geliyor ne var ki onu chiron yapan şeyler hiç değişmiyor. değiştirmek için uğraştığını tahmin ediyorsunuz aslında ama sonunda bunlarla yüzleşiyor. daha mutlu oluyor mu bilinmez fakat kesinlikle daha ''kendi'' oluyor.

    moonlight filmi ilk sahneden itibaren aslında izleyiciyi için oldukça yorucu olan bir tarzda çekilmiş. bunun iyi ve kötü yanı vardı bana göre. kötü yanı; dediğim gibi yorucu olması, özellikle açılış sahnesinde oyuncunun çevresinde 360 derece dönen kamerayla karşılıyor bizi film. sonrasında da pek çok sahnede oyunculara çok yakın çekim yapılmış. bunun iyi yanı ise şu, ana karakterin hayatındaki biri gibi hissediyorsunuz kendinizi. her şey gözünüzün önünde oluyor. o çocuk arabada otururken siz de arka koltuktasınız ya da siz de onunla beraber denize giriyorsunuz falan. filmin müziklerini övmek bana pek bir şey ifade etmiyor artık sinemanın geldiği noktada. eğer hala kötü müzik olacaksa hiç olmasın daha iyi. filmdeki renk kullanımı ve chiron' ın 3 dönemi arasındaki geçişler ise bana göre kusursuzdu. gerçekten aynı çocuğun büyüdüğünü hissettirilmiş.

    bundan sonrası çok ciddi spoiler;

    aşk denen ve benim zırvalık olarak tanımladığım o kutsal(!) kavramın ne kadar boş bir şey olduğunu göstermesi açısından ayrı bir sevdim bu filmi. yakışıklı adam ile seksi kadının arasındaki aşkı analtan film romantik, iki kadının aşkını anlatan film duygusal ya da yer yer erotik ama iki erkeğin aşkını anlatan film ve sahneler komik(!) oluyorsa o zaman nerede kaldı bu aşkın kutsallığı? ayrıca ben yanlış yorumluyor olabilirim ama filmde chiron' ın cinsel tercihi biraz da mecburiyet gibi sunulmuş sanki. yani zaten içine kapanık ve karşı cinsten kimsenin ilgisini çeken biri değil. hayatında seksi diye tanımlanabilecek tek kişi teresa ki o da 2. bir anne gibi zaten chiron için. ayrıca annesini defalarca başka adamlarla düzüşürken görmek de chiron' ı kadınlardan uzaklaştıran bir başka unsur olabilir. hayatında kendi yaşıtı olup da kendisine ilgi gösteren, değer veren, onunla konuşan tek kişi kevin. diğer yandan bu tercihi kevin üzerinden de okumak gerekiyor. kevin da aynı şekilde chiron' ı tercih ediyor, üstelik yıllar sonra bile. işte aşk denen şey kutsalsa burada seyirciye geçmeliydi o his, ama o restorandaki bakışmalara çoğu insan güldü salonda.

    muhteşem gatsby kitabının can yücel çevirisindeki o şiirsel açılış cümlesini pek çok insan gibi ben de çok seviyorum ve kulağıma küpe yapmaya çalışıyorum;

    toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma.
    ''ne zaman'' demişti, ''birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya!''

    ne var ki her durumda mümkün olmuyor işte bu. yani şu filmin ardından duyduğum ilk yorum cümlesinin ''hiç beyaz adam görmedik değil mi filmde'' olması beni sinir ediyor. iki saat süren filmde bu mudur ya ilk dikkatini çeken? kaldı ki filmde beyaz da vardı.

    moonlight bence çok sağlam bir film olmuş. sinemayı bir eğlence olarak gören hemen hemen herkes sıkılacaktır ama sinemadan başka şeyler bekleyen, arayan, sinema üzerine üç beş yazı okuyanlar ise gerçekten sevecektir diye düşünüyorum.
  2. sekiz oscar adaylığı, metascore'dan oldukça sıkı bir puan alışı ve sinema çevrelerince övülme katsayısına göre oldukça zayıf kalan bir film olduğunu düşünüyorum. hakkında anlatılanlar on puansa, filmin kendisi yedi puandan öteye geçemez.


    bir çocuğun büyüme hikayesine oldukça kabataslak şahit olduk. filmin sinematik anlamda aşmış olduğunu, sinemaya bir katkı sağladığını düşünmüyorum. türevlerinden üstün olduğu bir nokta var mi emin değilim. zenci filmi olması ve eşcinsellik temalı olduğu için avantaj sağladığı görüşündeyim.

    oscar için oldukça kara bir yıl.
  3. sadeliği ve sessizliği ile öne çıkan bir film olmuş bence. chiron'un sessiz kişiliği de tam olarak buna uygun hareket ediyor.

    ancak bazı sahnelerde bana verilmek istenen etkiyi geçiremediği için filmden düşürdü beni. bunun sebebinin müziklerin kullanıldığı sahnelerde, müziğin o sahneye bir etkisi olmamasından kaynaklandığını düşünüyorum. mesela chiron'un yüzmeyi öğrendiği sahnede bu çok güzeldi ama geri kalan sahnelerde hep bi' tık başarısız seçimlerin kurbanı olmuştu. benzer tarzda çekilmiş bir film olan manchester by the sea daha iyiydi. duygusunu aktarabilen, müziklerini etkin kullanan.

    gönül isterdi ki juan ve teresa, chiron üstünde biraz daha etkili olsun, biraz daha zaman geçirsin...
  4. aşırı durağan, sürekli "bir şey" olsun diye beklediğim bir filmdi.
    güzel miydi? evet.
    daha fazla şey beklerdim, ne bileyim.
  5. sıkıldım izlerken, dramkolik olamama rağmen.
    naomi çok müthiş oynuyor o kadar!