1. the big short filmini yorumlarken finans piyasasını kriz sayesinde daha büyük balıklar avlamayı amaç edindiğini ve 2008 itibarıyla amerikan sermayederlerının özgürlükçü anlayışı terk edip tam gaz sömürmeye geçtiğini ifade etmeye çalışmıştım.

    bugün dünyanın %1'inin kalan %99'un toplamından daha zengin olduğu belirten bir [null makalede] (aynı makaleye göre 62 kişi 3.6 milyar insanın toplamından daha zengin) figüre 3'e dikkat etmenizi tavsiye ederim. 2000'den 2009' kadar birlikte zenginleşiyor bunlar, mortgage krizi ile birlikte azalıyorlar ve 1-2 yıl sonrasında zenginler zenginleşmeye devam ederken diğer 3.6 milyar insan fakirleşmeye başlıyor ve öylece devam ediyor bugüne kadar grafikteki şaşma çok bariz. bugun 62 kişinin serveti ile 3.6 milyar insanın serveti bu operasyonun ardından eşit seviyeye ulaşabilmiş. şimdi mortgage.krizinin neden ortaya çıktığını konuşurken 8 yıl sonraki sonuca bakmamak saçma olur. sonuc ortada çünkü adamlar bilerek şişirdi bunu,sonra da.patlatıp ganimeti topladılar. bir daha kimse kolay yoldan ev sahibi olamayacak kira ödeyecek, ev sahiplerini de bu kirayı bir şekilde faiz olarak sermaye sahiplerine iade edecek. eski çağlarda kimlerin evi olmazdı? kölelerin dimi.

    dünya ekonomisi ve tarih açısından bu kriz çok önemli bir yer tutuyor bana göre. çünkü artık bankalar - dolayısıyla sermayedarlar fakir halka satacakları yeni kredi türleri keşfettiler. araç kredisi, telefon kredisi, bireysel kredi, kredi kartı, evlilik kredisi, öğrenim kredisi, yurtdışına çıkma kredisi vs. dolayısıyla artık en büyük ve kurtarıcı olan ev kredisini neredeyse kestiler. her kredi yanında sigorta, işletim ücreti, şu ücreti bu parası derken ekstra kaynak yarattı. ve artık %1'lik kesim zenginleşmeye devam ederken kalan kısım fakirleşme sürecine girdi.

    tüm bunlar olup biterken kalan kısım yani biz, devletçi olduk, kuralcı olduk, çalışmayı ve ödemeyi benimsedik. yeni oyuncaklarımızı sevdik sanal sosyalleşmelerle kendimizi avutmayı becerebildik. lüksümüz oldu, yedik içtik, sonra çalıştık ödedik. ama hiçbirimizin evi olmadı.
    abi
  2. mortgage sistemini anlamak için önce eskiden ev alırkenki kredi sistemi nasıldı onu bilmek gerekiyor.

    eskiden diyelim ki 100 bin liralık bir ev alacaksınız. sizde nakit 50 bin lira var. kalan 50 bin lira için de konut kredisi çekiyordunuz. çektiğiniz 50 bin liralık krediyi de misal 70 bin lira olarak faizi ile geri ödüyordunuz. tüm bunların karşılığında yani çektiğiniz 50 bin lira kredinin karşılığında da satın aldığınız evi bankaya ipotek ediyordunuz. siz başlıyordunuz her ay kredi taksitlerini ödemeye. düzenli öderseniz ne alâ. ama diyelim ki ödeyemediniz. bu durumda banka ipotek ettiğiniz evinizi satışa çıkarıyordu. evi satıyordu ve kendi alacağı olan 50 bin liralık ana parayı tahsil ediyordu. evin satışından artan para ile sizin o zamana kadar bankaya ödediğiniz taksitleri de size iade ediyordu.

    mortgage sistemi ile bu durum öyle bir hal aldı ki bu durumun "kölelik" ile bağlantısını ve nihai amacını başlığı açan arkadaş çok güzel özetlemiş. ben mortgage ile değişen uygulamadan bahsedeyim:

    hani bizim 100 bin liraya aldığımız ve 50 bin liralık kredimiz için ipotek ettiğimiz evimiz vardı ya. işte biz taksitleri ödeyemediğimiz zaman mortgage sisteminde banka evimizi bir güzel satıyor. fakat faizler bildiğimiz eski kredi sisteminden çok farklı işlediği için sattığı evimiz bizim çektiğimiz krediyi ödeyemiyor. ödeyemediği gibi o ana kadar ödediğimiz kredi taksitlerini de geri alamıyoruz ilaveten bankaya borcumuz devam ediyor. yani ev de gidiyor, ödediğimiz taksitler de gidiyor bir de üzerine halen bankaya borçlu kalmaya devam ediyoruz.

    kriz nasıl patlıyor?

    mortgage ile borçlanan milyonlarca kişi kredi taksitlerini ödeyemiyor banka evleri satışa çıkarıyor. fakat evleri alan olmuyor çünkü evler fahiş fiyattan satılıyor. e alan olmayınca ev fiyatları normalin de altına düşürülüyor satılabilmesi için. sonunda da sistem gümlüyor. yani uzun vadede sistemi dayatanlar ve uygulayan bankalar da bu işten zararlı çıkıyor. en zararlı çıkan da tabii ki vatandaş. 20 senelik borçlanıyor bir ev alabilirim belki diye. ne ev sahibi olabiliyor ne de borcundan kurtulabiliyor. sahibi bile olamadığı ve olamayacağı bir ev için senelerce kredi faizi ödüyor, belini bir türlü doğrultamıyor.