• izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.18)
mozart in the jungle
cezbedici konserlerin perde arkaları da öyle mi?

paul weitz, roman coppola ve jason schwartzman'ın yapımcılığını üstlendiği, "mozart in the jungle: sex, drugs, and classical music" isimli kitaptan uyarlanan; seks, uyuşturucu ve klasik müziğin ışığında sahnenin arkasında neler döndüğünü anlatan amazon'un komedi dizisi.
  1. bugün itibariyle ilk sezonunu bitirdiğim, blair tindall'ın mozart in the jungle: sex, drugs, and classical music isimli kitabından uyarlanan dizidir. aynı zamanda girls dizisinin jessa'sı jemima kirke'in ufak kız kardeşi lola kirke'in, gael garcia bernal ile başrollerini paylaştığı ve şu ana kadar new york senfoni orkestrası ekseninde geçen dizidir. klasik müzik sevin sevmeyin, oyunculuk ve uyarlamasıyla izlenilmeyi hak ediyor şahsi kanaatimce.
  2. klasik müzik severler. çerezlik dizi arayanlar. 25 dakikalık, her sezonu 10 bölümlük gayet eğlenceli bir dizi.
    oz
  3. bir çırpıda bitirebildiğim dizi. kişilerin doğallıklarına bayılıyorum. ne kadar yetenekli olurlarsak olalım, müziğin ruhuna kaptıramazsak mükemmelliğe ulaşamayacağımızı gösteriyor. sadece teknik yetmiyor.
  4. diziyi izleyip, hanıma "hayliiii" diye bağırdığım vakidir.
  5. 2. sezonu tamamlanan amazonun bir acayip dizisi. ne kadar doğru yansıttığını bilmiyoruz ancak ''sex, drugs, and classical music'' ekseninde klasik müzik camiasının arka planında neler yaşandığını yansıtıyor. dizi new york symphony'e kaşarlanmış yaşlı maestro'nun yerine genç ve yetenekli fakat bir o kadar alışılmadık huyları olan genç bir şefin getirilmesiyle başlıyor. birde sağda solda obua çalarak para kazanmaya çalışan genç oboist kızımız var, başrol olarak.

    dizi daha ilk bir kaç bölümde ortalama klasik müzik dinleyicisi ''sanat sevici'' bir takım elitlerin aslında müzikten ne kadar anlamadığına ve ortalama dinleyiciye muhteşem görünen performansların aslında ne kadar boktan olduğuna dair sahnelerle gönlümü kazandı.

    şuraya da bir teaser koyalım..
  6. 90'lı yıllarda harvard'lı bir psikoloji profesörünün yaptığı araştırmada, ortalama bir orkestra müzisyeninin mesleki tatmini, federal hapishanede gardiyanlık yapanlardan daha az olduğu tespitinden hareket ettiğimizde dizinin sloganı daha bir akla yatıyor: "seks,uyuşturucu ve klasik müzik"

    bu 3 olgu da temel olarak birbirine oldukça benziyor. yaptıkça tatmin eden ancak tatmin oldukça da yeterli gelmeyen 3 unsur.

    dizi bu perspektiften izlendiğinde çok daha eğlenceli,çok daha komik çok daha taşları yerli yerine oturur bir hal alıyor.

    bir de rodrigo'nun "haylay" diye seslenmesi var ki, sanırım sempatinin son versiyonu..
  7. yeni sezonun yayinlanma zamani yaklasti,heyecanla bekliyoruz. umarim ilk 2 sezondaki heyecaniyla devam eder

    edit: başladı...