• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.62)
mr. nobody - jaco van dormael
başlıkta bahsi geçen bay hiçkimse, 2092 yılında dünyada kalmış son ölümlü olan 117 yaşındaki némo adlı bir adam. ölüm döşeğindeki némo genç bir çocukken bir peronda durduğunu hatırlar. tren kalkmak üzeredir. annesiyle birlikte mi gitmeli, yoksa babasıyla mı kalmalıdır? bu karar, sonsuz sayıda olasılığı doğuracaktır... ve pek çok gezegen, iki ölüm ve sevilecek kadınlar....
  1. konusu güzel olan, ama düzgünce işlenmemiş film. tamam kurgu süper harika ama izlerken hiç bitmeyecek sandım. çok sıkıcıydı ilk izledim yarıda bıraktım ikinciyi arkadaşımın ısrarıyla açtım izledim bitirdim ve sonuç boşa giden saatlerim oldu
  2. hani bir film izledim hayatım değişti derler ya, benim içinde bu film öyledir. kaderi sorguladığım bir dönemde yolumu bulmamı sağlamıştır resmen.
  3. görüntü yönetmenliğinin harikulade oluşunun yanı sıra bunca çatallanan hikayeyi enfes bir biçimde sunmasıyla nazarımda değerli bir filmdir. mr nobody'de mekanların hikayede geçen zamanlara uygun konsepti ve renklerin her birinin, yapılan tercihleri sorgular biçimde hikayenin geri planında bir ifade biçimi taşıması etkileyicidir.

    hele bir de müzikleri, ona hiç girmiyorum. her seçim azar azar bir diğer seçimi etkilerken nemo'nun yaşam öyküsü pişmanlıklardan sıyrılma uğraşı vermektedir.
  4. bana biraz da (bkz: şahane hatalar - heather mcelhatton) kitabını hatırlattı. yaptığın/ yapacağın seçimlere göre hayatının alacağı yol/ yollar.

    bazen geleceğimizle ilgili kararlar vermeye çalışırken kafayı yeme raddesine gelip depresyona bile girebiliriz. çünkü yapacağımız seçimlere göre şekillenir hayatımız. yani bir nevi bizi biz yapan yapmış olduğumuz/ yapacağımız seçimlerdir. filmdeki karakterimizin ebeveylerinin ayrılık kararı alması sonucu hayatını hangisinin yanında geçireceğine dair seçim yapmaya zorlanmasıyla başlıyor her şey. annesini seçtiğinde, yapmış olduğu seçim sonucu yaşacağı hayatı, aşkları, işleri ve saire, babasını seçtiğinde, yapmış olduğu seçim sonucu yaşayacağı hayatı, aşkları, sorunları vs. bu kadar karışık seçim yumağının oluşturduğu hayatları vermede filmin kurgusu alkışı hak ediyor. çekimleri de ayrı bir kalite. seçeneklerimizin kısıtlı olduğunu düşündüğümüz zamanlarda gerçekten de farkına varamadığımız başka bir seçenek var olabilir. ama neyi seçersen seç hayat hep olacağına varır, felsefesi güdüyor ya da ben öyle anladım. ayrıca satrançtaki zugzwang terimiyle birçok insanın tanışmasına vesile olmuştur.

    (bkz: zugzwang)
    hubot
  5. olası yaşamların her birinden ayrı bir film çıkar da hepsini bir arada çekmek yürek ister. hem kurguyu oturtacaksın, hem de görüntü ve ses yönetimini şahlandıracaksın, ohoo, büyük iş. sigara dumanını sigaraya geri döndürmüşler.

    seçim mi, rast mı?
  6. biraz bilim kurgu, biraz romantik komedi, biraz gençlik filmi, biraz da dram. hepsini birleştirmiş çok da bir şeye benzememiş. film bitmiyor bir türlü, tamam anladık ne dediğini dedikten.sonra anlatmaya devam etmek gibi. sicim.kuramı boyutlar, evren, kader, seçim konularını ne hikmetse sürekli kız arkadaş üzerinden degerlendirmiş. başka konu mu yok insana dair.
    fazla uzun ve yetersiz buldum.
    abi
  7. izledikten sonra enternasyonalist gösteren mont giyme isteği uyandıran, zamanının über sansasyonel filmi.
  8. anladığım kadarıyla bütün olasılıkları da filmin içinde işleyen (bkz: butterfly effect)
    ama butterfly kadar yapılamamış bir film.
    izlenir mi ? başka filmlerde şansınızı deneyiniz...
  9. filmin son sahnelerinden birinde 'biz aslında hiç var olmadık' tadında bir cümle ile, kendi düşünceme göre, bizim bireyler olarak aslında hiç var olmadığımızı ya da olamayacağımızı ama bir bütün olarak, yani sadece insanoğlu olarak var olmaya devam edeceğimizi dile getiren müthiş film.

    ek olarak, düşünsel/felsefesi bir bakış açısıyla izlenirse, daha fazla tat verebilir kanısını taşıdığım eser.
    rayk