1. münazara açılan da başlıktan anlaşılacağı üzere bir oyundur.
    18. yy'da siyaset adamlarının yetiştirilmesi için londra'da oynanmaya başlasa da günümüzde bu fonksiyonunun dışına çıkarak entelektüel bir oyun halinde dünyaya yayılmıştır.

    münazara nasıl oynanır?
    öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; 10'a yakın oyun türü var lakin en genelde kabul edilen, hem avrupa'da hem de türkiye'de oynanılan hali ingiliz parlementer sistemde münazaradır. yani nasıl;

    +birbirini yenip birinci olmaya çalışan 4 takım maça çıkar. bunlar ;
    ----hükümet açılış (ha)
    ----hükümet kapanış (hk)
    ----muhalefet açılış (ma)
    ----muhalefet kapanış (mk)

    her takım 2 kişiden oluşur. yani bir maçta toplam 8 kişi yarışır.

    adları benzer olmasına rağmen hükümet açılış/kapanış ile muhalefet açılış/kapanış takımları da birbirleri arasında rekabet içerisindedirler.

    oyuna başlamadan önce ortak bir salonda tüm takımlar toplanır ve 2'şerli takımların hangi pozisyonda ve hangi salonda maç yapacakları gösterilir. ardından turnuva komitesince belirlenmiş olan konu duyurulur ve 15 dakikalık zaman verilir. bu 15 dakika içerisinde tüm takımlar internet, gazete vb. her türlü dış bilgi kaynağından uzak bir halde argüman üretmeye başlar ve metinlerinin genel hallerini hazırlarlar.

    15 dakika dolduktan sonra herkes bulunduğu salona geçer ve maç başlar.
    sırası ile ; ha-1. , ma-1. , ha-2. , ma-2. , hk-1. , mk-1. , hk-2. ve mk-2. konuşmacı kürsüye geçer ve konuşma yapar. her konuşmanın süresi 7 dakika ve 20 saniyedir. herhangi bir konuşmacının kürsüde olduğu sırada karşı takımdan söz alıp soru sormak isteyen kişi ayağa kalkar ve eli açık bir şekilde söz ister. kürsüdeki konuşmacının inisiyatifindedir söz hakkı verip vermemek. istemediği takdirde soruyu almaz ve soru alan kişiyi oturtabilir.

    konuşmalar sürerken bunu değerlendirecek bir jüri komitesi vardır. jüri komitesi genellikle 1 chair ve 1 yan jüriden oluşur. chair nihai kararı verecek olan yani maç sonrasında takımları 1. , 2. , 3. ve 4. olarak sıralayacak kişidir. yan jüri burada chair'e değerlendirme sırasında yardımcı olmak ve daha objektif bir karar çıkmasını sağlamak adına çalışır.

    değerlendirme biter ve maç da burada son bulur.

    turnuvalar genellikle 5-6 tur ve ardından gelen çeyrek, yarı ve nihai final olmak üzere ortalama 8-9 maçtan oluşur. turlar sırasında her turda 1. olan takım 3 puan , 2. olan takım 2 puan, 3. olan takım 1 puan alırken, o salondan 4. çıkan takım hiç puan almaz. maçların sonuçları göre bir sıralama oluşturulur ve ilk 16 takım çeyrek finale çıkar. ardından 4'erli halde 4 salon maç yapılır. her salonun ilk 2 takımı yarı finale çıkar ( yani 8 takım çıkar ). kalan 8 takım da iki salona bölünüp maç yaptıktan sonra finale 4 takım çıkar ve bu maçın birinci takımı turnuvanın şampiyonu olur.

    peki ne gibi konular gelmekte? aklınızda bir sınırlandırma yapmaktan tamamen kaçının ;
    örnek konular ;
    boğaziçi üniversitesi bahar dönemi münazara turnuvasından bir konu;
    +hükümet, devletin meşruiyetini reddeder. ( final konusu )

    ismail cem hot anısına düzenlenen 7. süleyman demirel üniversitesi münazara turnuvasından ;
    +mülteciler hiçbir kota kısıtlamasıyla karşılaşmadan istedikleri herhangi bir ülkeye iltica edebilmelidir.

    ve son olarak; 2015 ulusal münazara turnuvasından ;
    +devletler, geçmişte baskıya uğrattıkları azınlık vatandaşlarına tazminat ödemelidir.

    peki türkiye'de münazara nasıl?

    münazara aktif olarak üniversite topluluklarınca yapılmakta. lakin bu küçük aileye karşın çok aktif bir programa sahip türkiye münazara camiası.
    yılda ( güz+bahar dönemi ) 2-3 çaylak turnuvası, 20'ye yakın open turnuva ve 1'de yıl sonunda yada yazın yapılan ulusal turnuva. bunların arasında tabi ki de en prestijli turnuva ulusal turnuva olmakta. her okul bu turnuvayı kendi evinde düzenleyebilmek için adaylığı koymakta ve tr münazara konseylerinde adaylar üniversite temsilcilerinin oylarıyla seçilmektedir.

    2015'te orta doğu teknik üniversitesi ulusal turnuvaya ev sahipliği yapmışken, 2016'da boğaziçi üniversitesi düzenleyecektir.

    lisede olup da merak eden yada okulunda varlığını bilmeyen arkadaşlar için;
    aktif olarak çalışma yapan ve turnuvalara katılan üniversiteler ve facebook sayfaları( eksik yazmış olduğum üniversiteler olabilir ) ;
    orta doğu teknik üniversitesi >
    boğaziçi üniversitesi >
    hacettepe üniversitesi >
    ankara üniversitesi >
    bilkent üniversitesi ( yeni kuruldu) >
    süleyman demirel üniversitesi >
    galatasaray üniversitesi ( yokmuş )
    pamukkale üniversitesi >
    yeditepe üniversitesi >
    istanbul şehir üniversitesi >
    marmara üniversitesi >
    selçuk üniversitesi (namı diğer kırmızı şeytanlar) >
    istanbul üniversitesi >
    fatih üniversitesi ( yine yokmuş )
    çankaya üniversitesi >
    başkent üniversitesi >
    koç üniversitesi >
    sabancı üniversitesi ( bulunamadı )
    karadeniz teknik üniversitesi >
    dokuz eylül üniversitesi >
    işık üniversitesi >
    özyeğin üniversitesi >
    istanbul kültür üniversitesi >
    meridyen >

    linki yada adı olmayan toplulukları okulların öğrenci toplulukları listesinden bulabilirsiniz.
    en başarılı olarak nitelendirebileceğim topluluklar;
    meridyen , odtü , selçuk , boğaziçi ve galatasaray üniversitesi olacaktır. tabi bu subjektif bir bakış.

    daha nitelikli bilgi için youtube'dan birkaç münazara maçı da izleyebilirsiniz;
    örnek konuşmalar;
    mahir durmaz - yeditepe - mk
    koç üniversitesi münazara turnuvası

    bir de avrupa turnuvalarından ....
    european universities debate championship (eudc 2014)
  2. optimum bir seviyede ayarlanırsa tansiyon, sizi çok başarılı noktalara getiren tartışma türüdür. ülkemizde de ortaokul ve liselerde oldukça yaygındır ve yarışmalar yıl boyu devam eder. öğrencinin konuşma becerileri, özgüveni, organizasyon yetenekleri gelişir, gelişim açısından bakıldığında belki birkaç müfredat dersinden önemlidir bile günümüzde münazaralar. ancak, kritik noktaları göz önünde bulundurarak - yaş aralığına, konu hassasiyetine ve rubrik adilliğine önem verilmelidir. evrim konusu üzerine münazara yaparken, grup arkadaşıma maymun benzetmesinde bulunan karşı takımın sözcüsünü dinleyip, şaşkın bakışlarımız arasında münazaraya eliyle devam işareti yapan jüriyi son konuşmamda yerle bir edip birinciliği almıştık. bazı okullar 3 dakika geciktiği için elenirken, pişkin pişkin olayı kavgaya çevirenleri nasıl direkt diskalifiye etmezlerdi anlamıyorum. neden anlamıyorsam, meğer sözcünün babası jüriymiş.. neticede, hakkınızı aramazsanız birileri hep o "devam işareti"ni yapar..
  3. yukarda teknik kısım güzel anlatılmış gelelim bu oyunun size kazandırdıklarına
    öncelikle bahsedildiği gibi senede en az 10-15 turnuvaya katılma şansınız var,her turnuvanın en az 2 gün sürdüğünü göz önünde bulundurursak, sosyalleşmek için kendinize kocaman bi zamanı otomatikman ayırmış oluyosunuz. üstelik kendi çevrenizde hiç olmayan farklı farklı üniversitelerden insanlarla. münazara türkiye (ki ingilizceniz ve desteğiniz de varsa uluslararası turnuvalarda münazara türkiye ile sınırlı kalmassınız) bünyesinde çeşit çeşit insan barındırır hem de her fikirden her kesimden insanları yakından tanıma şansınız olur. alın size bambaşka bi çevre, hem de bu çevre sık sık bir araya gelme ve dünyadaki her şey hakkında konuşmaya gebe.çok güzel dostluklar ve kimi zaman sizi hayrete düşürebilecek kadar yaratıcı beyin fırtınalarına şahit oluyorsunuz.
    her turnuva sonunda cebinizde en azından üzerine düşünülmüş ve mutlaka eksik olduğunuz ya da "hiç o açıdan bakmamıştım be" diyeceğiniz en az konu oluyor. bu da sizi hem besliyor hem de bazen ne kadar eksik olduğunuzu anlayıp hadi bu konuda biraz okuyayım merak ettim şimdi gibisilerden ışıklar yakıyor.
    turnuva dışında ise hangi toplulukla-grupla çalıştığınız önemli olmaksızın kendinizi her bir çalışma-pratik sonunda üzerine saatlerce düşünüp konuşabileceğiniz bir deniz kalır yanınıza. bu da elbette yine harika dostluklara ve sağlam beyin fırtınalarını da yanında getiriyor.
    kısacası bu kozmopolit kalabalık, bu eğlenceli entelektüel sporu sizin ufkunuzu çok çok açmaya hazır!
  4. üniversiteyi ilk kazandım, hazırlıktayım.. tabii okul içinde bi arayışları oluyor insanın ama az sayıdaki klüp arasından da hiçbiri bana uygun değil. bir gün yemek yerken falan geldi böyle tarlı bi kız münazara klübümüzün toplantısı var bak mutlaka gel falan.. iyi dedim içimden de münazara ne lan falan diyorum neyse gittim toplantıya..

    bi baktım böyle resmen tam benlik, argüman üretme hastası bi insanım zaten, konu veriliyor savunuyorum ohh mis kürsüde karşı tarafa çemkire çemlire savunuyorum falan kimse de alınmıyor hani böyle stres atıyorum bir yandan ama argümanlarım da öyle ad hominem değil zaten, o yüzden yeni başlasam da alışmakta çok zorluk çekmiyorum. 6-7 ay bir eğitimi bile kaçırmıyorum çok düzenli kalıyorum falan.. bu arada bizim okuldaki klüp hukukların tekelinde resmen. bi ben var mimarlık bir de benim getirdiğim iki kişi daha (mimarlık biri öteki şbp)
    neyse bu şbpdeki mal herkese yavşıyor falan, hukuktakilere yaklaştıkça bana abuk subuk davranıyor benim de çok şeyime değil, öteki arkadaş da çıkıyor işte savunmaya, lan kız iki kelimeyi bir araya getiremiyor, erkenden inemıyor, ben utanıyorum cümle kuramıyorum diyor.. hayır başarılı insanları özel yetiştir tamam ama hani başarılı diye seçtiğin bari ortalama insanlar olsun, konuşmayı bile beceremeyen cümle kuramayan insanlar olmasın..

    neyse aradan zaman geçti işte istanbuldaki okullararası turnuvaya gittim her çalışmasına katıldım şunu yaptım bunu yaptım.. yönetim karar almış bazı kişileri böyle özel yetiştireceğiz diye.. iyi dedim ne güzel okulun biraz adı duyulur. lan isimleri bir açıkladılar yönetimlerin en yakın arkadaşları, ve benim şu iki kelimeyi bir araya getiremeyen arkadaşım çıkınca ben konuşmaya utanıyorum falan diyen. dedim sizin yapacağınız işin gelmişini geçmişi bir daha da gitmedim münazaraya.. münazaradakilerin de hiçbirisi ile konuşmuyorum alayının canu cehenneme.
  5. türkiye'de olması gereken yerden uzaklaşan iş.
    hobi veya oyun değil zira artık iş olmuş durumda. içinde para dönen, ankara ve istanbul'daki sayılı okulların dışındaki katılımcılara hor gözle bakılan. "eee.. hakkari'den de münazır çıkmayacak zaten" deme lüzumsuzluğunu gösteren insanların, türkiye münazara'da "saygın" kişiler olduğu bir ortam. bir de bu insanlara destek çıkan 30'larındaki amaçlarının ne olduğu bilinmeyen insanların ağızlarına bakılan bir yer olmaya başladı.

    jürilerin hunharca insan kayırdığı, var olan subjektifliğin sonunun gelmediği ve insanlara verdiği emeğin karşılığını göstermeyen bir eylem.

    en azından türkiye'de hayır.
  6. kökeni arapça olup,genellikle zıt kavramlar üzerine görüşlerin sunulup,tartışmaya açılması anlamına gelen kavramdır. biz daha ilkokuldayken öğretmenlerimiz nerdeyse iki haftada bir yaptırırlardı. o zamanlar çok özür dilerim en gerizekalı olanımız bile böyle brainstorming'ler sayesinde sebeplerini gayet mantıklı bir şekilde temellendirebildiği dünya görüşleri edindi, saygı ve duyarlılık çerçevesinde nasıl tartışılır, karşıt bir görüş nasıl dinlenir,elindeki argüman nerde,nasıl kullanılır öğrendi,öğrendik. ben bunu sağlayabilmiş bütün aydın,ileri görüşlü, salt formasyonu olduğu için değil, kanında, hamurunda olduğu için öğreten,öğretmenlik yapan eğitimcilere,eğitimcilerime teşekkür ediyorum. doğrusu şu an içinde bulunduğumuz ülke koşullarını bir yetişkin olarak atlatmak,geçirmek oldukça zor. fakat iyi ki diyorum, eğileceğim o yaş zamanlarda böyle insanların elinden, dilinden, aklından aldım nasibimi de bu koşullara üstüne biraz da kendim ekleyerek göğüs gerip umudumu yeşil (mavi de olabilir * ) tutmaya çalışıyorum.

    velhasıl münazara önemli, çoluk çocuk nasıl tartışacağını,neyi hangi şekilde tartışacağını bilirse,yetişkinliği de öyle şekillenir, hatta böyle şeker gibi, pekmez gibi bir tartışmacı olur çıkar,muhalefet etmelere doyamanız *

    bir zamanların pabuç dilli münazaracısı,tezgahından bildirdi.