• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.00)
murder on the orient express - kenneth branagh
türkçesiyle "doğu ekspresinde cinayet", agatha christie'nin ünlü romanından michael green'in senaryolaştırdığı ve kenneth branagh'un yönettiği 2017 abd -birleşik krallık ortak yapımı suç-gizem-drama filmi.
  1. (bkz: doğu ekspresinde cinayet - agatha christie) uyarlaması. bu kitabın ilk uyarlaması 1974 yılında sidney lumet yönetmenliğinde çekilmiş aslında. 2001 yılındaki tv uyarlamasını saymazsak bu ikinci murder on the Orient Express filmi diyebiliriz.

    kadro çok parlak: kenneth branagh, johnny depp, michelle pfeiffer, penélope cruz, willem dafoe, josh gad, tom bateman, daisy ridley ve judi dench...

    filmin türkiye prömiyeri 7 kasım 2017’de sirkeci garı’nda gerçekleştirilecek. (27 Ekim'de satışa çıkan biletler tükenmiş durumda).

    poirot karakteri de dahil, şahsen oldukça beğendiğim bir trailer izledim, olmuş sanki.

    müziği merak ederseniz, believer - imagine dragons
    mesut
  2. lise yillarini agatha christie okuyarak gecirmis biri olarak izlemeyi cok istiyordum ve dun birkac arkadas sinemanin yolunu tuttuk. film ve konu hakkinda hicbir fikri olmayan arkadaslarima cok pis bir supriz yaparak filmin sonunu soyleyecektim filmin basinda ve seyir zevklerinin icine edecektim (buraya erol tas kahkahasi gelecek)... bu seytani plan aklimda pis pis siritarak bilet kuyruguna girdik ki istedigimiz seansa bilet bulamadik. seytani planlarim elimde patladi gidip ikinci kez thor: regnarok izledik.

    filmden beklentim buyuk ve aksanina yanip bittigim hercules poitrot icin sabirsizlaniyorum. umarim guzelim senaryoyu hic etmemislerdir, kadro guzel gozukuyor.
  3. çok ciddi bir beklentiye kapılmamanızı tavsiye ederim.

    1) izlemeyi düşünenler mutlaka ama mutlaka altyazılı izlesin zira dublajlı hali fecaat.
    2) hercule poirot karakteri kitaplardaki tasvirden uzak.
    3) poirot'un çıkarsamaları "iyi de ne alaka amk" dedirtiyor.

    ha bu arada görüntü yönetmeni iyi iş çıkarmış, hakkını yemeyelim.

    puan: 6.5/10
  4. Aksiliklere rağmen, vizyondan kalkmadan izlemeyi başarmış bir Hercule Poirotsever olarak yorumlamam gereken film :)

    Okuduğum kitapları maalesef ramime kaydettiğim için olayları, sonunu filan unutmuştum gayet, o yüzden bana gayet sürpriz oldu film. Ama şuradaki gibi, kitaplarındaki ve tv serisindeki Poirot'nun bana nasıl hissettirdiğini unutmadım, maddeler halinde, mümkün olduğunca spoilersız eleştireceğim.

    * Üstteki yorumda da belirtildiği gibi fiziksel olarak hiç olmamış Poirot. Bu filmdeki adeta yaşlanmış bir doctor strange 'ti; efsane bıyıktan, saça, göze, boya kadar hiçbir şeyi uymuyordu şimdiye kadarki betimlemelerle. yönetmen başrolü oynamak için ısrar etmeseymiş keşke.

    * Filmin başındaki aksanını devamında sürdüremedi, aksanını beğenmiştim oysa.

    *Cüneyt Arkın' la Sherlock Holmes karışımı tavırları olduğu yerler oldu :/, halbuki normalde, sakin, kibar, özgüvenli ama bunu itici/soğuk şekilde değil sevimli bakışlarla gösteren biri olmalıydı.

    Özetle sevemedim karakteri. Filmin kendisinde de uyumsuzluk vardı, hadi bu kısmı spoilera alayım :)

    !---- spoiler ----!

    birkaç yerde, eski aşkı Katherine'i andı filmde, hiç öyle birine ve böyle anacak bir aşkına denk gelmedim ben, sadece şunda aşkımsı durumlar var, ona da aşkımsı diyorum bakın :)

    Yeni bir film daha çekileceği haberini bu filmin sonunda vermek istemişler ama saçma olmuş ; bu olay kışın yaşanırken o olay - Nil'de ölüm- yazın yaşanıyor olacak, Poirot da haberini alıp çözmek için gitmemeli, bizzat olay sırasında gemide olmalıydı :/

    !---- spoiler ----!
  5. sonunda ben de izledim ve eglenceli vakit gecirdim. kafamda kaldigi kadariyla hercules poitrot karakterini iyi kotarmislar. agatha christie okumayali cok oluyor ama lise yillarimda su gibi icmistim bircok hikayesini.

    !---- spoiler ----!

    orijinal konuya sadik kaldiklari icin sevindim cunku farkli bir son bu yapita yakismazdi. polisiye dunyasinda hikaye boyunca okuyucu "katil bu olmali?" diye tek tek herkesten suphelenir ama sonucta birisi katil cikar ve ters kose olursun. okuyucu bu hikayede "katil bu olmali?" diye tek tek herkesten suphelenir ama tum suhpelilerin katil oldugunu ogrenip sarsilir. klasik polisiyeden bu ozelligi ile ayrilmasi bu yapiti essiz kiliyor. normal polisiye okuru ters kosede birakir bu hikaye seni sarsar.

    film ile ilgili olarakta birkac seye deginecegim;
    potroit'un aksani rahatsiz etmedi ve aksine daha iyi anlasiliyordu. orijinal dilde altyazisiz izlemek durumunda kaldigim icin acikcasi bu isime geldi. daha anlasilmaz bir aksan bekliyordum. sadece aksanini duyanlarin fransiz vurgusu yapmasi ve poitrot'un belcikali oldugunun altini cizmesi gerekirdi. hatirladigim kadariyla bircok kitabinda bu durum yasaniyor. sonucta karakteri uzun yillar sonunda izleyici ile kavusturdular ve guzel bir tanitim gerekiyor. kitapta olmasa bile bu ayrintilari alttan alttan isleselerdi devam filmlerinde isleri kolaylasirdi. sadece bir yerde belcika muhabbeti gecti onu da cogu izleyici yakalayamamistir tahminimce.

    kahramanimizin rugan ayakkabilari kadraja cok girmedi ki bu konudaki hassasiyetini hicbir kitapta es gecmiyolardi. filmde biraz ustune durabilirlerdi. pislige basma sahnesinde simetri takintisina dem vurarak obur ayagini da kirletmesinde ayakkabilara zoom oldu ama rugan parlakligi goremedim.

    son olarak, kahramanimizin arthur hastings'siz birkac macerasi oldugunu biliyorum ama sevgili dostunu anmamasi ayip olmus. sonucta devam filmi icin nil'de olum gondermesi yaptilar orada da goremeyecegiz hastings'i ama gelecek filmler icin simdiden alti cizilse guzel olurdu.

    !---- spoiler ----!