1. tolstoy’a nasıl mutlu olduğu sorulduğunda, şöyle yanıt vermiş: “sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hiç düşünmeyerek.

    yıllardır mutluluk formülleri üstüne araştırmalar yapılır, kitaplar yayımlanır. tüm psikologların mutlu olmak için önerdiği ortak nokta , şükretmek, elimizden geldiğince iyilik yapmak ve yaptığımız işi sevmektir.

    bunlarda bir etken ama mutlu olmak için bence yaşama biraz pembe gözlüklerle bakabilmek, bizden daha iyi olanakları olanlarla, kendimizi kıyaslamamak gerekiyor.

    sokakta insanlara bakıyorum. binbir çeşit insan. hepsinin farklı sorunları var, bir yanda tüm bedensel ve parasal eksikliklerine karşın gülümseyen yüzler, öte yanda sağlıklı, zengin, kariyerli ancak mutsuz görünen yüzlerce insan.

    tek bir gerçek var. o da kişi kendi mutluluğunun mimarıdır.
  2. hicbir zaman hicbir insanoglu mutlulugu salt bir sekilde tadamayacaktir. eger bu dünya sınırları icerisinde nefes aliyorsa salt mutluluk imkansızdır. imkanlı olan bir yer var mıdır bilmiyorum.
  3. izafidir.
  4. bir yerden duyduğum kadarıyla mutlu olmak yaşanılan bir şeyden ziyade, hatırlanılan bir şey. yani insan geri dönüp baktığında anlayabiliyor ancak "bir zamanlar" mutlu olup olmadığını. aynı şekilde bu durum içinde bir hüznü de barındırıyor. o yaşanılan güzel anların bitmiş olduğu gerçeği. napalım peki, bitti diye üzülelim mi yoksa hatırlayıp mutlu mu olalım. bence ikisini de yapalım. üzülmeden mutluluk anlaşılmıyor.
  5. her an olunması belki imkansız ama mutlu olmak diye bir şey var evet. kendini mutlu etmesini bilmeli insan yoksa çok daha zor olur bu keşmekeş hayat.
    zepur
  6. bazen babanızın bir sabah ansızın arayarak, 'biyometrik fotoğrafını çektirip gönder' demesiyle vuku bulur*
    r2-d2
  7. zamanın içinde sürekli hareket eden ufak bir noktayla aynı yerde bulunabilme ihtimalinin hayal edilmesidir. o noktadaki koşulların kişiyi mutlu edip etmeyeceği belirsizdir. önemli olan noktanın koşulları değil noktanın gerçek olabilme ihtimalinin zihinde yarattığı etkidir. örneğin yeni bir arabanın kişiyi mutlu edeceğine inandığımızı varsayalım. burada mutluluğun kaynağı yeni arabanın varlığı değil, düşüncesidir. yeni arabayı aldığımızda başka bir arabanın hayalini çoktan kurmaya başlarız. bizi asıl mutlu eden az önce edinilen yeni arabanın, bir yeni araba alma ihtimalinin varlığını kanıtladığını düşünmemizdir. bir kere yeni araba aldık. daha iyisini de alabiliriz. bunu başaramamak için hiçbir sebep yok ortada. tam gözünün önündeki araba bunun kanıtı değil mi?