1. kokusu buram buram tüten
    limanda simit satan çocuklar
    martıların telaşı bambaşka
    işçiler gözler yolunu.
    inebilseydin o vapurdan
    ayağında varna’nın tozu
    yüreğinde ince bir sızı.
    mavi gözlerinde yanıp tutuşan
    hasretle kucaklayabilseydim
    seninle, bir daha.
    davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
    bağrımıza bassaydık seni nazım,
    yapardım mutluluğun resmini
    başında delikanlı şapkan,
    kolların sıvalı, kavgaya hazır
    bahriyeli adımlarla düşüp yola
    gidebilseydik meserret kahvesine,
    ilk karşılaştığımız yere
    ve bir acı kahvemi içseydin.
    anlatsaydık
    o günlerden, geçmişten, gelecekten,
    ne günler biterdi,
    ne geceler…
    dinerdi tüm acılar seninle
    bir düş olurdu ayrılığımız,
    anılarda kalan.
    ve dolaşsaydık türkiye’yi
    bir baştan bir başa.
    yattığımız yerler müze olmuş,
    sürgün şehirler cennet.

    işte o zaman nazım,
    yapardım mutluluğun resmini
    buna da ne tual yeterdi;
    ne boya…