1. !---- alıntı ----!

    mutualizm, farklı türlerden iki canlının karşılıklı yardımlaşması her iki tarafa da yarar sağlamasına dayalı olan bir ortak yaşam biçimidir. kendi başlarına da hayatlarını devam ettirme becerisine sahip olan iki canlı bir araya gelerek daha kolay besin bulmasına dayanan bir simbiyotik yaşam biçimidir.

    !---- alıntı ----!

    mutualizmin iki türlüsünden bahsedilir zorunlu ve zorunlu olmayan(*:protookoperasyon), olarak.
    'zorunlu' olanları da kommensalist (yani birbirlerinden faydalanırken bir tarafın zarar görmediği) ve parazitist (yani biri diğerinden faydalanırken faydalınanın zarar görmesi) şeklinde ikiye ayrılır.
    zorunlu olanlarına bitkisel, hücresel devinimler örnek verilir. mantar ve alg örneği; mantar yeşil algi korur, ona su ve mineralleri sağlar, buna karşılık alg yapmış oluğu fotosentezle mantara besin sağlar.
    zorunlu olmayanlara ise buradaki gibi timsahin yemeğini bitirdikten sonra kuşların ağzının içinden yemek yemesine izin vermesi.

    şimdi şu soruyu sormalıyız, mutualist, faydacı bir etkileşim tıpkı insansal, toplumsal faydacılıktaki illüzyon gibi biyolojik bir illüzyon mudur? evet öyledir. sebeplendirirsek;

    bilimsel hermeneutiğin en büyük tutukluluğu, absürditesi oluşları gözlemlenebilirliğin sınırlarına mahpus etmesidir. bu her alanında böyledir ve bu alanda yani evrim dinamikleri yorumlamalarında da böyledir. gözlemleyebilirliğinin çarpık yüklenmişlikleriyle canlılara ve varlıklara atfediş yaparlar. bunun sebebi bu çarpık yüklenmişlik indirgemesidir.
    kendisinde yarattığı 'fayda' kavramını her şeye empoze eder. dinleyelim nietzsche'yi bu hususta;

    '' bir organdan yararlanış bir meydana gelişi açıklamaz, tam aksini ortaya koyar. bir niteliğin kendisinin oluşumu esnasında bu nitelik dışındaki her şey nitelik oluşan canlıda diğer her şeye karşı bir korunmasızlık ayyuka çıkarır. böyle düşününce nihayetinde faydalı olan nedir?
    neye istinaden faydalı? örneğin canlının devamlılığına yararlı olan şey onun gücüne ve görkemine gölge düşürebilir. canlıyı ayakta tutan, idame eden bu 'faydalı' şey onu gelişiminde durdurabilir. diğer taraftan canlıda gelişen bir eksiklik, bir yozlaşma genel etki alanında en büyük faydayı sağlayabilir. keza bir zaruret durumu onu sımsıkı tuttuğu ve kendini israf etmediği bir ölçüye indirmekle varoluş şartı sağlayabilir.
    dışsal şartlar darwin'de saçmalık derecesine varacak denli aşırı değerlendirilmiştir.
    yaşam sürecinde önemli olan nokta düpedüz dış özel hal ve şartlardan yararlanan, onları sömüren düpedüz şekillendiren, içten dışa doğru biçimler yaratan muazzam zorlayıcı güçtür. ( entropik güç istenci )
    bu içten itibaren oluşturulan yeni biçimlerin bir amaca yönelimi yoktur.
    darwince biyolojinin anlamında 'faydalı' şu demektir; diğerleriyle savaşta kendini kanıtlamışlıktır. ama bana göre fazla olmak, daha güçlü olmak hissi, savaştaki yarar;
    reel gelişme düzeyinde, yararlılıktan en uzak şeydir. '' güç istenci

    işte bu nietzsche ekseninden bakıldığında mutualizmin muhtevasında 'faydacılığa', aslında sadece bahsettiğimiz gibi bir atfediş, insansal sınırlılığın kendini rahatlatması biçimi görüyoruz.
    mantarın yeşil algleri koruyuşu ve kendisine sağladığı 'fayda' bu koruyuşunun belirsiz etkilerine değinildiğinde hem algler hem mantar için yıkıcı sonuçlar var edebilir.
    aynı şekilde timsahın ağzında kuşun yemlenmesine izin vermesi onu belirsiz olmayan anlamda, yakın zamanda bile yırtıcılığının dizginlenmesi ve dikkatsizliğiye herhangi bir şekilde tarumar edebilir.

    ama bunların bilime göre bir önemi yoktur. onlar sadece 'hep böyle oluyor olmuşluğu' oluş'a yaftalamakla meşguldürler.
  2. her iki canlı türünün de karşılıklı yarar sağladığı simbiyotik ilişki türü .
    alg- mantar birlikteliğinin oluşturduğu likenler, sindirim sistemimizde yaşayan b ve k vitaminlerini sentezleyen bazı bakteriler, baklagilerin köklerinde yaşayan havanın serbest azotunu toprağa bağlayan nitrifikasyon bakterileri, otçul hayvanların sindirim sisteminde yaşayan ve selüloz sindiren bakteriler örnek verilebilir.

    psikolojiye uyarlayacak olursak erich fromm bununla ilgili boyun eğici kişilerin baskın olan kişilerle ilişki kurmak istediğini söylemiştir. diğer yandan güç arayışı içinde olan ve baskın olmak isteyen isteyen kişiler de ilişki kurmak için boyun eğici kimseleri ararlar. bu iki insan bir araya geldiğinde iki taraf için doyum sağlayan böyle bir ilişki ortaya çıkar. her ne kadar iki taraf için doyurucu olsa da kişinin psikolojik sağlığını olumsuz etkiler. çünkü ona göre bu iki insanı birbirine çeken şey gerçek sevgi değil ilişki için duyulan çaresizce bir ihtiyaçtır.