1. italya'nın güneyinde, vezüv'ün eteklerinde moderniteyle gelenek arasında bocalayan tuhaf bir şehir:

    "şehir vesuvius yanardağı'nın eteklerinde yaşadı ve bundan dolayı da varlığı hep tehdit altında oldu. bunun bir sonucu olarak avrupa'nın teknik ve ekonomik kalkınması buraya yavaş yavaş yansıdı, çünkü felakatin ne zaman geleceğini kimse bilmiyordu."

    alfred sohn-rethel
  2. iain chambers'ın yanardağ gölgesinde yaşamanın tedirginliğine bağlayarak yaptığı enfes şehir tanımı:

    "kent uzamının, üretimin, emeğin ve kârın rasyonel örgütlenmesi yönündeki girişimler sayısız merkantilizm, takas, yolsuzluk ve suç odağı tarafından kesintiye uğratılmakta, sabote edilmekte ve amacından saptırılmaktadır: cep telefonuyla bağlanan sokak pazarlıkları, vespalarıyla dolaşan karaborsa kuryeleri, iltimas alım satımları, kurumsallaşmış rüşvet. burası bir başka kentin ve akrabalık, sokak kültürü, yerel kimlikler, popüler hafıza ve şehir folklorunun labirentinde mecrasını yitiren bir kültürel formasyonun arapsaçı çevre manzarası."
  3. bana nedense hüzünlü bir şehir gibi gelir napoli. roma'ya girdiğinizdeki o italyan kültürünün verdiği hissi, venedik'e girdiğinizdeki yapıların muhteşemliğinin etkisini ya da milano'ya girdiğinizdeki avrupa'ya yakınlığın da verdiği özgürlük hissini (kısacası italyan şehirlerini italyan yapan etkiyi) bu şehirde bulamazsınız. artık o kültürden uzaklaşmış, güney italya'nın sınırına dayanmışsınızdır. bilirsiniz ki bundan sonrası artık turistik olarak ilginizi çekemeyecek, görmezden gelinecek, italya olarak kabul edilmeyecek bir bölgenin sınırındasınızdır. gezi firmalarının ballandıra ballandıra anlattığı roma, venedik, cinque terre, pisa, floransa'nın verdiği garip mutluluğu burada tadamazsınız. evet çöp kokmaktadır. evet tehlikeli sayılabilecek bir şehirdir, namlıdır. durağandır, bu yüzden üzerinizde bir hüzün yaratır. grup olarak pek gezilecek bir yer değildir. zira zaten sakinliği dışında pek de bir şey vaad etmez bu şehir.

    peki çok mu kötü bu şehir? gitmeye değmez mi? kesinlikle, hayır. ben bu halinden çok büyük keyif aldım bu şehrin. hatta ne kadar tavsiye edilmese de tren garının etrafındaki bir evde kaldım. hiçbir sorun da yaşamadım. napoli'nin keyfini çıkarmak istiyorsanız, yalnız ya da çok aşırı samimi olduğunuz biriyle gitmenizi tavsiye ederim.

    * güneşin batışını cesario console'den izleyin. ardından da sahilin ilgi çekici kısmını turlayın. haftasonu giderseniz az önce söylediklerime aykırı, canlı bir cadde göreceksiniz.

    * pizzanızı burada deneyin. ama turistik yerler yerine biraz daha italya tadını alabileceğiniz yeri tercih edin. ben via del carretto ferdinando'daki ristorante alberto's'ta denemiştim. çeri domatesli pizzaları harika. bir şarap eşliğinde çok keyifli bir yemek yiyeceğinize eminim. ripieno'yu da deneyebilirsiniz.

    ha o kadar yerden yere vurduğum şehrin metrosu? ben gittiğimde bir hatları yeni açılmıştı ve son derece güzel, kapsayıcı hatları var. biraz karışık ama kolay çözülebiliyor.

    buraya bir yere ankara metrosunun haritasını mı koysam? neyse, vazgeçtim.
  4. hırsızı ile meshur sehir
  5. dar, kirli, delik-deşik yolları, kural filan işlemeyen her daim tıkanık trafiği, ayakkabı ile balığın daha doğrusu her şeyin bir arada satıldığı semt pazarları, hoparlör ile bildiğin soğan-patates satan triportörleri (yeminlen), sahili, limanı, eski, güzel ve alabildiğine pasaklı tarihi binaları, hiç geçmeyen her an soyulabiliriz hissi ile istanbul'un arka sokakları gibi şehir... allahtan sadece 8 euro ile yırttım ben, kapalı park yerine bıraktığım arabadan kendi almış bahşişini valet...

    yalnız napoli, bizim nesil için en azından, her şeyden önce diego armando maradona'dir ;)
  6. italya'nın en eğlenceli, her an her şeyin olabileceği, bir yerlerde birilerinin deli gibi tartıştığını görüp biraz sonra karşılıklı bira içtiklerini görebileceğiniz, yankesicileriyle meşhur, eski binaları, harap sokakları, bozuk asfaltları, tam da memlekete geldik galiba diye düşündüren şehirdir.
    uluslararası kodlamada naples olarak geçer. büyük ve güzel bir körfezi vardır.
    uzun süre türkiye'den uzak kalınca, korsan cd satanları bile görünce insan mutlu oluyor.
  7. bir güney italya şehridir.

    italya'da düzenlenen 1990 dünya kupası yarı final maçlarından biri italya-arjantin maçıdır ve napoli'de oynanır. napolili taraftarlar italya'yı değil arjantin'i destekler. şehrin belediye başkanı maçtan sonra "bize yılın 364 günü italyan değilsiniz diyorsunuz. bir gün italyan olmamızı istediniz, biz de olmadık." der.

    italya'yı ekonomik ve kültürel olarak sırtında taşıyan kuzey italyalılar, güneylileri italyan olarak kabul etmez ve güneylilere etiyopyalı der.

    maradona arjantinlidir ve kulüp kariyerini sürdürdüğü napoliyi şampiyon yapmıştır. napolililer arjantin'i destekler. maçın sonunda italya elenir, arjantin turu geçer ama finalde federal almanya'ya kaybeder. italya üçüncülük maçında ingiltere'yi yener. turnuva sonunda arjantin 2., italya 3. olur.

    ben, her dünya kupasında italta'yı desteklerim. çocukluğumdan beri ki o kupada da 12 yaşında bir çocuktum ve italya'yı tutuyordum. düşünebiliyor musunuz, dünya kupası yarı final maçı, turnuva italya'da, sahada italya var ve italyan taraftarlar rakip takımı destekliyorlar. gerçek etiyopyalılarla bir derdim yok ama bu italyan etiyopyalılar ayıp ettiler, sevmiyorum onları.

    forza italia!

    ekleme: videoda 00:54 de ki takım o italya takımı.