1. narsisizm kelimesinin kökeni narkissos’a dayanır. yunan mitolojisinde, sudaki yansımasını gören ve bu yansımasına yani kendisine aşık olan ve bir ömür boyu onun peşinden koşan narkissos’dan gelmektedir. narkissos bu imkansız aşkına ulaşma isteğiyle sarılmaya çalışır ve suya düşüp boğularak hayatını kaybeder.

    narsisizm kelimesi ilk kez 1898 yılında psikanalitik kuramcı ellis tarafından psikolojik bir kavramı açıklamak amacıyla kullanılmış, daha sonra da freud, “narsisizm” kelimesini cinsellik teorisi üzerine çalışmalar isimli makalesinde kullanmıştır. freud’un, “narsisizm üzerine bir giriş” adlı makalesi de narsisizm üzerine ilk önemli çalışması olarak kabul edilir.

    kendini aşırı beğenmek, yükseklerde görmek, özseverlik olarak özetlenebilir.
    narsisizmde kişinin kendisine ilişkin yargıları tamamıyla başkalarının hayranlığını kazanmaya yöneliktir. bu kişiler, gerçekte kendilerini sevmez ve küçük görürler. narsisizmin temelinde kişinin kendisinden nefret etmesi yatar.

    bu açıdan da ironik ve trajediktir.

    narsisistik kişilik bozukluğuna kadar gidebilen de bir yelpazeye sahiptir.
  2. narsisistik kişilik bozukluğu üzerine prof. dr. doğan şahin'in bir yazısını paylaşmak isterim. gerçekten aydınlatıcı:

    "sevme ve empati yetersizliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ilişki sığlığı

    ilişkileri ve duygularındaki yüzeysellik onların başkaların derinden anlamasını engelleyicidir. aslında başkalarının varoluş nedeni kendilerine hayran olmak ve sevmektir.

    narsisistik kişiler ilişkide bulundukları nesnelerde bir tür ulaşılmazlık hissini oluştururlar. dokunulmazlık zırhına bürünmüşlerdir. kendilerine ancak biat edilebilir; yüceltilebilirler. onaylanmasını talep ettikleri büyüklenmeci kendiliğe, ilişki nesnelerinin herhangi bir talepte bulunmadan kullanıma sunmaları gerekmektedir. bu nesnelere her türlü bağımlı olma hali ve gereksinimi reddedilir; zira bağımlılık nedeni olan özelliklere sahip olmaları yoğun bir kıskançlık ve öfke doğurur, hem de kendisinde olmayan şeylere muhtaç olduğunun farkındalığı narsisistik zedelenirliği artırır. sonuçta ortaya çıkan ilişki modeli yücelttiği ve yüceliğinden pay aldığı nesneler dışında tüm nesnelerin değersizleştirilmesidir. böylece değersiz nesnelerin “en değerli “ olan büyüklenmeci kendiliği tavaf etmelerinden tabii bir şey olamaz."

    narsisistik kişilik bozukluğu
  3. kendine hayran olma yahut psikolojik hastalık derecesinde kendisini önemseme, kendini diğer herkesten üstün görme, yüceltme.
    yunan mitolojisinde, şöyle de bir dramatik çıkış hikayesi vardır;

    " efendiiim, zamanın birinde bir ormanda narkissos adında, yarı insan yarı peri kendine göre yakışıklı sayılabilecek avcı bir oğlan* yaşarmış. narkissos kendine hayran olduğu için gözü başka hiç bir güzelliği görmeyen bir kimse imiş. bu sebepledir ki sürekli olarak nehir kenarında suya akseden kendi hayalini seyredermiş saatler boyunca. gel zaman git zaman orman perilerinden ekho bu oğlana aşık oluvermiş. fakat narkisos ekho'ya yüz vermemiş. çünkü o kendinden başka hiç kimseyle ilgilenmeyecek kadar kendisine hayran, hatta aşıkmış. o zamanlar genç kızlar arasında sevgisine karşılık bulamayınca veya sevgilisinden ayrılınca sevdiği insanı bıçaklama yahut penisi kesme atraksiyonları daha yaygın değilmiş. bu sebeple kara sevdaya tutulan ekho üzüntüden hastalanmış, kendi kendini yemiş, günden güne erimiş, ve nihayetinde ölmüş. tanrılar bu duruma çok sinirlenmiş ve narkissosu cezalandırmaya karar vermişler. narkissos ise yine her zamanki gibi nehir kenarında suya bakarak kendini seyretmekte iken, tanrılar onu bir çiçeğe dönüştürmüşler nehir kenarında. nergis çiçeğine.
    derler ki, o gün bu gündür nergis çiçeklerinin başları eğiktir hep. pişman oldukları, utandıkları, yahut üzüldükleri için değil, suya düşen akislerini seyretmek istedikleri için.
  4. oysa aynada kendine değil de olmayan başkasına bakıp aşk ile coşsaydı sanki narsist olmayacaktı.
    nar ateş demek, ateş ise ben demek.
    nar ın bir harf farkla nurdan ayrılması ne kadar ironik. belki de narı nurdan ayıran şey bu değişimdir.
    sonsuz nur sonsuz bir nar ile seyretmekte kendini. ona kendini göster.
    kendinizi sevmemeniz gibi aşırı sevmenizde de bir tuhaflık mı var? ikisi neden aynı şeyi gösterir olmuş?
    şeytana uydum abi. ayıran bir zihinde iyileşme emaresi aramak.
    ben yaptım. ben. yaptıklarımı üstleniyorum.
    hayır küçüğüm, sen değil, esas ben yaptım.
  5. kendinde sürekli aşık olunacak bir şeyler arayan insan modeli. bazıları dünya tarihini değiştirecek kadar güçlenirler.