1. 1200 yıllarında konya akşehir' de yaşamış ünlü türk düşünürü. evliya çelebi seyahatnamesinde "akşehir'de büyük din adamı ve değerli zat "el-mevla hazret şeyh hoca nasreddin" der. din adamı kimliğinin yanında hocanın nüktedanlığı, hazırcevaplılığı, iğneleyici sözleri ve düşünsel zekasıyla altı yüzyılı aşkın bir süredir sadace biz değil, komşu ülkelerde etkisi altında kalmış hikayelerini dilden dile aktarmıştır. örneğin, italya!da sicilya adasında halk arasındaki fıkralarda "giufa" karekterinin de nasrettin hoca hikayelerinden alındığı bilinir.

    hepimiz hocanın çoğu zaman sözlerimizi kısaca anlatma konusundaki hicvinden yararlanırız. uzun uzun anlatmaktansa ya da yazmaktansa bir nasreddin hoca fıkrası veya sözünle kısaca özetleriz.
    nasreddin hoca’nın öykülerinde yer alan kimi sözler, dilimize atasözü ya da deyim olarak yerleşmişler bu şekilde benzer öyküyü anlatmaktansa bakmışız bir sözle özet geçer olmuşuz.
    “ye kürküm ye!”, “vermeğe gönlü olmayan ipe un serer.”, “acemi bülbül bu kadar öter.”, “parayı veren düdüğü çalar.”, “dostlar alış verişte görsün.”, “gözüme mi, sözüne mi?” gibi.

    hocanın düşünür kimliğine bakacak olursak kimi sorulara verdiği saçma ya da anlamsız görünen cevapların , düşünüldüğünde, bir gerçeği barındırdığını da görürüz.
    dünyanın merkezini eşeğinin sağ ön ayağının bastığı yer olarak göstermesi, yaşadığı döneme göre yeryüzünün yuvarlaklığını bilmeyen insan için, gerçek bir yanıt olmuyor mu? ya da "hocam gökyüzünde kaç tane yıldız var? sorusuna "eşeğimin kıllarının sayısı kadar" cevabı ile sayılamayacak kadar çok olduğunu anlatmıyor mu?

    nasreddin hoca her devir çağdaşımızdır. aradan geçen yüzyıllara karşın, sözleri hala güncelliğini koruyor. gerçeküstü gibi görünen kimi fıkralarının bile, sorunların, evlilik ve insan ilişkilerinin, dini inanışların analizini yaptığını görüyoruz.

    evet günceldir nasreddin hoca, düşünür kimliği, eğitmen kimliği, sosyolog kimliği, bilge kimliği, kalender kimliği ile her daim sözlerinden, hikayelerinden ders aldığımız, güldüğümüz, gülerken düşündüğümüz bu topraklarda yaşamış en güzel değerlerimizden biridir.

    eh bu kadar bahsettik bir fıkra ile yazımı bitireyim.

    nasrettin hoca pazarda dalgın yürüyormuş. etrafındaki esnafları seyrediyormuş. bu sırada ensesine okkalı bir tokat gelmiş. hoca tökezlemiş bir kaç adım sendelemiş neyse toparlanıp sinirli bir şekilde arkasını dönmüş. bir bakmış ki hocanın iki katı zeballah gibi biradam. hoca durmuş bir yutkunmuş önce,sonra

    - bana sen mi vurdun? demiş adama.

    - ben vurdum ne olacak?

    - sakadan mı vurdun ciddiden mi?

    - ciddi vurdum ne yapacaksın?

    hoca cevap vermiş.

    aman aman, öyle olsun. çünkü şakadan hiç hoşlanmam da .
  2. yaşadığı çoğu olayı gerçek hayatta uygulamaya kalksak, çevremizden "salak bu" diye tepkiler gelir. yok eşeğe ters binmeler, oturduğu dalı kesmeler...
  3. pertev naili boratav'ın nasreddin hoca'sı ilginç bir kitap. genelde anlatılan fıkralardan oldukça farklı bir portre çiziyor. bir ara sansüre de uğramıştı. öneriyorum.
    mutlu