• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
nazarin - luis bunuel
sinema tarihinin efsanevi yönetmenlerinden bunuel, yine sıra dışı bir mevzuyu mercek altına yatırmış. 1958 tarihli "nazarín" din ve masumiyet çatışkısı üzerine odaklanıyor. filmde, iyilik ve güzellik peşindeki bir rahibin, meksika’nın yoksul bir bölgesindeki deneyimleri beyazperde'ye aktarılmaktadır. rahip, şehrin ıssız bir köşesinde, hırsızların ve dilencilerin arasında yaşar. iyi niyeti ve masumluğu çoğu zaman diğerleri tarafından kullanılmaktadır. sadece bir sokak kadını rahibe iyi niyetli yaklaşır. cannes’da ödül kazanan film bunuel’in de kendi filmleri arasında favorilerinden biri. yönetmen bir kez daha din, inanç, masumiyet gibi kavramların, 'çiğ süt emmiş' insanoğlunun dünyasındaki yerini tartışıyor. nazarín, siyah beyaz çekilen bir film ve sinema tarihinin kayda değer yapıtlarından biri olarak bunuel koleksiyonunun nadide örneklerinden biri...
  1. 1959 meksika yapımı 2 ödüllü sinemada sürrealizmin babası luis bunuel’den.

    film bunuel’in ‘’ispanya’nın dostoyevskisi’’ dediği benito perez galdos'un aynı adlı romanından uyarlanmış (aynı zamanda viridiana'nın da yazarı).

    zaten adeta viridiana – luis bunuel filmi ‘’geliyorum’’ diyor bu filmde.

    1900’lü yılların başında meksika’da, kasabanın dış mahallelerinde fahişeler, hırsızlar ve dilencilerle iç içe yaşayan nazario adında bir keşişin hayat hikâyesini isa’nın yaşamıyla benzerlikler kurarak anlatıyor. nazario, bir fahişeye yardım eder ve onu himayesi altına alır, ancak çevresinde nefret uyandırır. dini idealleriyle toplumsal gerçeklerin zıt düştüğü bir hayat mücadelesi verir, ancak mükâfatı ölüm ve acı olur.


    bunuel yine din, adalet, eşitlik kavramlarını sorgulatıyor. buna rağmen nazario’nun isa’yla özdeşleştirilmesinden olsa gerek bu filmin katolik sinema ödülünü alıp viridiana’nın yasaklanması da ayrı bir ironi.
  2. yanılmıyorsam 2008 yılında istanbul film festivalinde berbat bir gösterimi yapılmış olan müthiş film. gösterim berbattı çünkü filmin kadrajı perdeye sığmıyordu. filmin yarısını insanların kafaları kesik kesik izledik. diğer yarısında bacaklardan kestiler. aynı teknik sorunla ve umursamaz bir saygısızlıkla the virgin spring - ingmar bergman'ı da gösterdiler.

    buna rağmen film etkileyiciliğinden çok az şey kaybetti. ancak benim izlediğim versiyonun sonu farklı mıydı diye sormaktan kendimi alamıyorum çünkü,

    !---- spoiler ----!

    bütün hayatını insanlara adayan nazarin filmin sonunda pes ediyor ve içine şeytan kaçmıyor muydu?

    !---- spoiler ----!