1. insanlar duygusal varlıklardır. bazen ağlar, bazen güler, bazen duygularını paylaşacak insanlar ararlar.

    yaşlı insanlar, bütün bu tecrübeleri geçirmiş, tüm sosyal ve teknolojik gelişim ve değişimleri görmüş kişilerdir.

    eğer bir insan, bu söz aklının bir ucundan geçiyorsa, yaşı isterse 20 olsun, yaşlanmış demektir. ama bu maddi değil manevi yaşlılıktır.


    insanlar her zaman bir kovalamaca içindedirler. bazen en iyisini isterler, bazen başkasında olmayanı isterler, bazen hiç işine yaramayacak olsa bile gözüne güzel geleni isterler, bazen ihtiyaç duyduklarını isterler, bazen başkalarının ihtiyaç duyduklarını isterler.

    insan ister, istemesine ister, ama sonra?

    bazen insanlar çok karışık duygular yaşarlar. bazısı 15 yaşında sevmenin anlamsız olduğuna bile karar verebilir. büyüklerimiz bu insanı küçük görürler, cahil görürler. ama insan yaşamadığı bir duygu hakkında bilgi sahibi olamaz.

    bazen üniversite öğrencisi bile hayatındaki şeylerden bezmiş olabilir. ya herşeyin en iyisine sahiptir, yada kendisine en çok yetenine.

    insan sürekli yaptığı şeylerden sıkılır.

    sürekli gülerse üzülmek ister,
    sürekli ağlarsa gülmek ister,
    sürekli sorgularsa boşvermek, akışına bırakmak ister.

    bir insan çabalamadığı şeylerden sıkılır.
    aynı zamanda çok fazla çabaladığı şeylerden de sıkılır.


    insanlar belli bir süre mutlaka mutludur, istisnalar vardır ama istisnalar kaideyi bozmaz.

    insanlar mutlu oldukları zaman zarfı içerisindeki hayallerini, isteklerini, sahip olduklarını, sahip olmadıklarını, sevdiklerini, sevmediklerini, özlediklerini, istemediklerini, mutsuz olduğu zaman zarfı içerisinde daha fazla hatırlar ve o zamanlarına, o duygularını tekrar yaşamak için eskilere dönmeyi ister.

    çünkü eskiler güzeldir, hiçbir tat, hiçbir para, hiçbir ev, hiçbir araba, hiçbir kadın, o duygunun yerini tutamaz.

    çünkü eskiler bir daha yaşanamaz.
    çünkü eskiler plansız hayatımızın meyveleridir. iyi veya kötü, her zaman onlarla yetebilmiş, onlarla mutlu olabilmiş, onlara güvenebilmiş, onlara sarılabilmiş, onları duygularına ortak edebilmiştir.

    çünkü eskilerinin kıymetini bilememiştir. çünkü eski oyuncaklarına sevgiyle sarılmayı hep ertelemiş, büyüyüp kocaman adam olunca, oyuncaklarının ona yaramadığını düşünerek, onları başka duygu sahiplerine vermiş, bir nevi kendi duygularını paylaştığı, her zaman onu dinleyen arkadaşlarını, başkalarına emanet etmiştir.

    çünkü istediği zaman ağlamamış, istediği zaman gülmemiştir. çünkü bir şeyleri kaybettiğinde değerini anlamıştır.

    çünkü sevdiklerini ya görememiş, yada onlara sonsuz şefkatiyle sarılıp, onlara tüm dertlerini döküp, hıçkıra hıçkıra ağlayıp, kahkahalar atarak gülememiştir.

    çünkü eskileri kaybetmiştir.. eskiler artık sadece kalbinde yaşayacaklardır. belki bir gün onlara kavuşacağı günü bekler.

    eğer eskileri yaşamış, ama eski olan şeyleri yaşamamışsa, bu o kişide nostalji bağımlılığı oluşturur, kişi çocukluğunda çıkan bir telefonu sırf eskileri yaşamış olabilmek için alabilir, ananesinin gelinliğini sırf o anı kendi kafasında canlandırıp, geleceği düşünüp, o anki duyguları yaşayabilmiş olmak için giyebilir.

    eğer kişi eskilerden aldığı zevki, mutluluğu, duyguları, yenilerden alamazsa, bu o kişide yoğun mutsuzluk oluşturur.

    bu mutsuzluk zincir gibi artar, kişi mutsuz oldukça eski mutluluklarını hatırlar, daha mutsuz olur, mutsuz oldukça mutluluklarını hatırlar, gene mutsuz olur.

    bazı insanlara göre anı yaşamak, geçmişi değil geleceği düşünmek gerekir.

    ancak anı yaşamak, zaten geçmişte yapılmıştır. kişi gençliğinde anı yaşamış, doyum noktasına ulaşmış, yaşayabileceği en büyük mutlulukları eskiden yaşamıştır. şimdi ona düşen görev, eskileri yad etmek, eski duygularını, mutluluklarını, üzüntülerini, arkadaşlarını, ailesini anıp, eski mutlulukları az da olsa yaşayabilmektir.


    ananeme, nurettin dedeme, nokia n97 mini'me, eski oyuncaklarıma, beni tam 8 sene 10 ay idare etmiş bilgisayarıma ve eski mutluluklarıma gelsin :'(
  2. sebebi sahip oldugumuz ve "eski romantizmi" ya da "eski duygusallığı " olarak özetlenebilir. insanlara genelde eski daha güzel gelir; bizim insanımızda bu daha da belirgindir. eskilerin güzel yanlarını hatırlamaya daha çok meyilli olduğumuz için özellikle iyi hissetmediğimiz bir anımızda da olursak bu durum daha da kendini belli eder.

    kendimden örnek vereyim. hayatımın belirli bir dönemini hep en güzel dönemim olarak belirtirim. halbuki birkaç şey hariç şu an çok daha iyi bir hayatım var. tamam o noktalar da çok çok önemli benim için ancak teraziye koyduğumuzda şu anki hayatımın çok daha ağır basması gerekir. maddi olarak rahatım, hedeflerim olarak, özgürlük olarak çok daha iyi bir noktadayım ancak hala o vakitleri büyülü gibi yad ederim.
    sonuç olarak genelde güzel olan eskiler değil, farklı olan bakış açımız.
  3. bir çok sebep sayabiliriz bence, en azından kendi adıma öyle diyebilirim.

    1-çocukken hayal gücünüzün bir sınırı yoktur, şimdiki zamanlarda ise ne yazıkki belirli sınırlarınız istemesenizde vardır.

    2-gene gençlik-ergenlik dönemlerinizde zaman kavramı sizin için çok önemli değildir, şimdi ise zamana karşı yarışmaya çalıştığınızın farkına varmışınzdır.

    3- eskiden sizi mutlu eden ne varsa, şimdi pek bulunmamaktadır ya da değişime uğramıştır.

    4-eskiden insanlardan size kötülük gelmeyeceğine inanıp onlara güvenirdiniz, büyüdükçe insanlara olan güveniniz azalır.

    bunun yanında ülke ve dünyadaki değişimleri de göz önünde bulundurmak gerektirir sanırım, biz insanların hangi kökenli olduğunu sormazdık, bilmezdik eskiden. şimdi bakıyorum sen şöylesin böylesin diye herkes birbirini ötekileştiriyor.

    son bir konuda iş hayatıyla ilgili birşeyler söyleyip keseceğim,

    dünyada 'para' denilen olgunun en önemli unsur olduğunu varsayarsak ve insanlar üzerindeki kötü etkileride gözle görülür bir şekilde arttığını varsayarsak;

    (bkz: kapitalizm)

    ve susarım.
  4. elden gitmis , kaymis , kaybolmus bir daha geri gelmeyecegini bilip ah be ile keskelerin hunharca kavgalari sonucu buyuk bir ozlemi meydana getirmesi ve de ayni nerde simdi bizim eski bayramlar soylemini kat be kat yasatmasi olayi ^^

    öh ne yazmisim ne varsa eskiler de var eskilerde ah ah
  5. eskiler kalite kokar, en yoğun duygular eskilerdedir
    zmawe
  6. çünkü sahip olduğumuz her şeye (nesne, zaman, düşünce vs.) daha çok zaman ayırıyorduk.
    bu da, onları bizim için çok değerli bir hale getiriyordu ve bir nevi onlara daha çok bağlanıyorduk.
    rayk
  7. eskiye dair hep iyi şeyleri hatırladığımız ve de iyi şeylerin geleceğe aktarıldığı için eskiler güzeldir.
    kalıcı olan şeyler, bir başka deyişle geçmişten günümüze kadar ulaşıp kalıcı olan şeyler iyidir.

    ayrıca geçmişteki olgularin kritiği yapıldığı için bugünde yaşayanlar için kolay gelir.

    konuyla alakalı bir film için, midnight in paris - woody allenfilmini izlemenizi tavsiye edebilirim. *
  8. eskiler bugüne gelebilmek için zaman ile mücadele etmiştir. bu mücadeleden sağ çıkanların güzel olma oranın yüksek olması beklenir haliyle.
    eskilerden kasıt çocukluksa horney'e referans yapmak isterim.
    "“the paradise of childhood is most often an illusion with which adults like to deceive themselves.” for children “this paradise is inhabited by too many dangerous monsters,” karen horney.
  9. filtrelenmiş olduğu içindir.

    şöyle ki, bugün bir şekilde karşımıza çıkan eskiler dönemin kaliteli şeyleridir. gelecek nesillere aktarılacak kaliteye sahip olmayanlar yani filtreden geçemeyenler unutulmuştur, bahsi açılmaya layık görülmemiştir, çocuklara anlatılmamıştır, nostalji programlarında yer verilmemiştir vs.

    bugünler de ilerde filtrelenecek, kaliteli olanlar gelecekte bir ortamda karşımıza çıktığında "aslında güzelmiş lan 2010lar" diyeceğiz her ne kadar günümüzü pek sevmesek de.