1. aslında güzel olan eskiler değil; çeşidin az olması hasebiyle yapılan seçimlerin sınırlı ve seçilenin uzun ömürlü olması, az olana bağlılık, nicelikten çok nitelik arayışı.

    "eskiden" dediğimiz aslında dündür. dün de bugünden daha az bildiğimiz, daha az görebildiğimiz, daha az yaşadığımız gündür. insan yaşadıkça ve öğrendikçe doyum noktası artıyor. çeşit arttıkça ve nitelik kayboldukça düne özlem başlıyor; çünkü dün seçimler sınırlı ve fakat nitelikliydi.

    düne özlem aslında bugünün yozlaşması anlamına da gelebilir. "yarın" da "bugün" değere binecektir. bunu, "cahillik mutluluktur" mottosuna bağlayabiliriz. bugün dünden daha fazla bilgiliyiz. yarın daha da fazla olacağız. bir süre sonra bu bilgilerin bizi mutlu etmediğini anladığımızda düne özlem duyar olabiliriz. bu, sonu olmayan bir sarmal gibidir.

    en güzeli çingeneler gibi olmaktır; "bugünü hakkıyla yaşamak"
  2. çünkü eskiler saflar.içlerine kötülük bulaşmamış. ne yapılmak istenmişse , konu ne ise , sadece o alan üzerine yoğunlaşıp , yapılan işin sadece çok iyi olması amaçlanmış. başka hiçbir amaç gütmeden yapılmış yapılmak istenen. şimdi böyle mi ?

    bi albüm çıkarmaya çalışsan dünya para...(!)
  3. tek cümle:
    geçmişin elemi gider, lezzeti kalır.
    lisedeki edebiyat hocamın bir fizik kuralı gibi inandığı bir durum. bence o kadar kesin olmasa da görüyorum ki %90lara varan oranda doğruluk payı mevcut.
  4. insan hafızası kötüyü unutmaya, iyi şeyleri de abartılı hatırlamaya baya meyilli galiba bu yüzden bence.
  5. bunun sebebi geçmişte yapılan iş ve eylemlerin olması gereken bir ciddiyetle ve amacı dışında yapılmamış olmasından kaynaklanıyor bence.
  6. midnight in parisi acilen izleyin