1. hakkında bilgiye http://nesinkoyleri.org/hakkinda/tanitim.php adresinden ulaşılabilecek eşi benzeri olmasa da uzaktan benzerlik taşıyan bir örneği hindistanda vardı. hindistanda üniversite bitirmiş hiçbir insanı aralarına almayan bir grup gerçek eğitim üzerine yoğunlaşıp kadınları eğitiyordu. garip bir oluşumdu.

    nesin matematik köyü ise sanırım bu topraklar üzerinde görülmüş en ilginç oluşumlardan birisi.

    buraya gelip de hayatı değişmeyen tek bir insan olduğunu bile sanmıyorum. düşünün ki youreads in kaliteli insanları bir araya gelip bir yaşam alanı oluşturuyor. işte bunun biraz daha bilimsel olanı matematik köyü.

    bu köy de insanların egosu yok. gerçekten yok. ayrıca burada vakit geçiren insanlar maske takmayı bırakıyor. gerçekten bırakıyor. kendileri farkında bile olmadan aslında gerçek karakterleri ortaya çıkıyor. yani doğal halleri...

    piajamayla ders anlatıp dersten sonra bulaşık yıkayan profesörler görebilirsiniz. şaşırmayın.
    her an bir köşede duyup duyabileceğiniz en saygılı tartışmalara rastlayabilir. vay anasını lan burası da neymiş diyebilirsiniz.

    geyik yapıp kahkaha atarken yakaladığınız öğrencileri ergen mi la bu diye süzmeden önce, o ergeni piyano çalarken, resim yaparken , tartışırken, dinlerken, bulabilirsiniz.

    türkiye de pırıl pırıl gençler olduğunu gördüğünüz zaman yaşadığınız mutluluğu tarif etmeyeceğim tabi ki.

    ali nesin ile atışıp payınızı alıp yerinize oturmadan dönmeyin. zira kendisi müthiş zekasıyla ukala öğrenciye tahammül edemez. yerin dibine sokar sokar çıkarır. pamuk gibi insandır. sohbeti çok hoştur. hogwarts da dumbledore neyse bizim köyde de ali nesin o dur.

    günde 8 saat matematik gördükten sonra sınırları zorlamak neymiş öğrenebilir, insan olmak neymiş unutabilirsiniz.

    eğer lise öğrencisiyseniz, ya da üniversite, yüksek lisans doktora öğrencisiyseniz ve matematik köyünü görmediyseniz, sakın ölmeyin. ne işim var matematikle demeyin. felsefe ve sanat köyü de aslında matematik köyünün bir parçası. köy o kadar büyüdü ki bu isimlerle ayırmak durumunda kaldık.

    kaldık diyorum. ben köyün içinden biriyim aslında. köyün bir öğrencisi. sonra da gönüllüsü oldum. zira o atmosferi tatmak için gönüllü olmak yapmayı dileceğiniz en muhteşem şeylerden biri. yazları ve kışları gönüllü olarak giderim köye. müthiş insanlar tanır. bir sürü liseli arkadaş edinir ve dönerim.

    ha bu arada evet burası özgür bir ortam. kimse size karışmaz. kimse sizi yargılamaz. kimse sizi yadırgamaz. sadece 18 yaşından küçükseniz ufak(!) tefek(!) kısıtlamalara maruz kalabilirsiniz.
    (bkz: 18 yaşından küçükler nefes alamaz)

    ancak burada özgürlüğün gerçek tanımına uyulur. yani sınırları vardır. kimseyi rahatsız edemessiniz. kimseye kaba kuvvette bulunamazsınız. bırak kaba kuvveti hakaret edemez dalga dahi geçemezsiniz.

    buraya geldiğiniz zaman insanlar size sadece insan olduğunuz için saygı duyacak. tıpkı olması gerektiği gibi. ayrıca gürültü de yapamazsınız.

    unutmadan uyarayım. insanların gerçek yüzlerini görmek sizi incitebilir. zira beni çoğu zaman incitir. hatta çok incitir. ve kendinizle karşılaşmaya hazır değilseniz bu da sizi incitebilir.

    burada yalnız kalmak isteyen insanı, arayıp da bulabilmek mümkün değildir saklanacak tonla yer var. ayrıca sosyal olmak isteyen insanı da engellemek...

    çok güzel kedilerimiz vardır. çok zekidirler. duygu sömürüsü yapmaya bayılırlar. kucağınıza alıp sevebilir, odanıza götürebilirsiniz. ders dinlerken masanızın üzerine koyup size eşlik etmesini isteyebilir, ya da şömine başında kedilerimize sarılıp uyuyabilirsiniz. isterseniz izin verildiği takdirde onları sahiplenebilirsiniz. kedilere kötü davranan insanları ise hiç sevmeyiz.

    köye bir kere gittiğiniz takdirde artık siz oranın bir parçası olursunuz ve orayı sahiplenirsiniz.
    ayrılırken hıçkıra hıçkıra ağlayan nice insanlar gördüm. nicesinde de kendim ağladım.

    gerçekten. gidin bi görün. iyi gelecek. çok iyi gelecek.

    daha yazacak çok şey var. ama size keşfedecek bişey bırakmadım zaten. bundan sonrası sizin kendi deneyiminiz olacak...

    edit: arkadaşlar tünelin ucu bombok bir yere çıktı, gelmeyin sakın.
    yukarıda yazdıklarımı silmiyorum ancak bugün matematik köyü denilen yer tanınmaz halde.
    ne ali nesin ne de çalışanlar. bu kadar aykırı bir mekan ancak bu kadar yozlaşabilirdi. gerçekten tebrik etmek lazım. yazıklar olsun...
  2. gördük ki, zamanında cemaat takır takır darbeci yetiştirirken ve hesap sorulmazken; böylesine güzel bir iş için yola çıkanların önüne çok taş koyulmuştu. şimdi onlar kendini ispatladı. imece usulü bir köy kuruldu; öncüsü ali nesin tarafından izmir' in şirince ilçesinde. o kadar ki gelen talepleri üzülerek geri çevirmek zorunda kaldıkları oluyormuş. sıra gelmiş, (bkz: nesin felsefe köyü) ne
  3. savunulacak, arkasında gururla durulacak tek bir yanı bile kalmayan dershane. yazık ki sevan nişanyan ömrünü çürüttü bu köy için. onlarca insan geceli gündüzlü emek verdi buraya, peki ne için. üç beş kendini bilmez köyü sistemli bir şekilde babalarının çiftliğine çevirsin diye... nesin soyadını kirtletti bu köy. bağışlara ihtiyacımız var diye ağladıklarına bakmayın... sultanlık kurmuşlar, bir haremleri eksik... bağışmış... yazıklar olsun... verdiğim emeklere, harcadığım zamana yazıklar olsun... ülke için, insanlık için bişeyler yapmaya çalışan aklımı...