• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
Yazar John Fiske
new england - john fiske
john fiske bu kitabında, 1689 yılına kadar amerika'ya ingiltere ve diğer avrupa ülkelerinden gelenlerin bu ülkeye yerleşme ve burayı yeni bir ülke yapma serüvenlerini beyaz adamın ağzından anlatıyor. avrupa'daki gelişmelerin ve ortaçağ karanlık döneminin bu yeni ülkeye etkilerini ve burada yerli halkla mücadelelerini geniş bir araştırmayla bizlerle paylaşıyor.
  1. kitap genel olarak amerikanın ilk kuruluş yıllarını , göçleri , entrikaları , kızılderililer ile ingilizlerin nasıl bir dayanışma içinde olduğu anlatılıyor.misyonerlerin nasıl dini zorla kabul ettirmeye çalıştıklarına da değinmiş. hatta kitabın bir yerinde kızılderililerin bir reisi "bizim 37 tanrımızı neden 1 tane tanrıya değişelim" diye sorusu vardı. :) ingilzilerin kabileler arası çatışmalarda kızılderililerin kendilerinden yardım istenilmesi üzerine oradakiler ile ittifakak yaparak saldırılmasını vs anlatmış. daha sonra ittifak yaptıklarını da kendi bünyesine katıyor ingilizler. böyle oyun içinde oyun diyebilirim.
    biraz ağır ve sıkıcı ilerliyor. ama okunmasında fayda var diye düşünüyorum. zira kızılderililer hakkın da biraz da olsa bilgi edinebildim. biraz taraflı bir kitap olsa da yazar, ingilizlerin yaptığı barbarlıkları yazmaktan da kaçınmamış.

    ayrıyetten şöyle müthiş bir tespitte bulunmuş yazar:

    "son zamanlarda artan insancıl duygular:
    modern kimse için bu katliam sahnelerini seyretmesi acı vericidir. pequotlar'ın tam anlamıyla ve narragansettler'in daha küçük çapta yok edilmesinde, beyaz adamın ölüm getiren gücü o kadar korkunç ve acımasız gözükür ki, bir an için kurbanlarının duygularını paylaşır gibi oluruz. vahşiler arasında hemen hemen bilinmeyen, zayıf olana karşı hassasiyet duygusu, medeniyetin en iyi ürünlerinden biridir.öldürücü duyguların sıklıkla alevlendiği yerde gelişemez. yakın geçmişte insanlığın ulaştığı bu gelişme, temel de savaşın dehşetlerinin insanların kapılarına kadar gelmemesinden kaynaklanır.savaşın uzak bir sınırda gerçekleşmiş olması ya da askerlerin yoğun nüfuslu bir bölge boyunca yürüyüşe geçmelerinde, modern savaş koşulları yağma ve şiddetin mümkün olduğunca denetimli hale getirilmesini gerekli kıldı. cinayet ve yağmacılık bir dereceye kadar nadir, katliam seyrek olarak duyulur ve işkence neredeyse yamyamlık kadar yok olmuştur. halk yığınları fiziksel acıdan kaçar, öfke duygusu güçlü bir ahlaki değer kazanması için kişisel olmayan konulara yöneltilir ve iki savaş arası düşman ordularının askerleri arasında karşılıklı arkadaşça hareketler görülebilir. bu hafifletilmiş biçimi dışında doğrudan bir savaş tecrübesi yaşamamış karmaşık bir sanayi toplumunun üyelerinin kişilikleri, şiddet ve acımasızlığa gün geçtikçe gönülsüz olmalarıyla ayırt edici olan bu modernlikle şekillenir."