1. nietzsche hiçbir daim insanötesi, eskatolojik bir fenomenoloji tavzihini olurlamamıştır. kantgil dış dünya fenomeninin ve husserl'ın dış dünyayı ayraç içine alan iç dünya fenomeninin noksanlığını şöyle dile getirir;

    '' bizim naif olarak dış dünyaya bağlı olarak tespit ettiğimiz duyuların duyumunun tersine iç dünya ile sınırlı olduğunu öğrendik. dış dünyanın asıl aksiyonunun daima bilinçsiz olarak seyrettiğini öğrendik. bizim bilincine ulaştığımız o parça dış dünya dıştan bizim üzerimize ika edilen etkiye göre sonradan doğar, sonradan izdüşümlenmiş olarak onun 'sebebi' olarak görülür.
    'iç dünyanın' fenomenalizminde biz sebep ve sonucun zamansal sırasını tersine çeviririz. 'iç deneyin' ana olgusu sebebin etki cereyan ettikten sonra izdüşümlendiğinin hayal edilmesidir. aynı nokta düşüncelerin sırası için de geçerlidir. biz daha bizim bilincimize geçmeden önce bir düşüncenin sebebini ararız. ve bundan sonra sebep ve daha sonra sonucu bilincimize girer. bizim bütün tahayyülümüz toplu hislerin mümkün sebeplere göre yorumlanmasıdır. '' (*:güç istenci s250)

    şimdi buradaki paragrafta husserl'ın iç dünyasına karşı çıktığını söyledikten sonra nietzsche şu cümleyi kuruyor diyen 'dikkatli' okuyucular olabilir; ' bizim naif olarak dış dünyaya bağlı olarak tespit ettiğimiz duyuların duyumunun tersine iç dünya ile sınırlı olduğunu öğrendik. '

    işte yine meşhur bir 'nietzsche çelişiktir' durumu ortaya çıktı. ama bu 'dikkatli' okuyucuların gözden kaçırdığı epey önemli bir şey var. paragrafta geçen birinci iç deney sözü tırnak içine alınmamıştır. ve paragrafın devamında diğer bir iç deney sözü tırnak içerisindedir.
    bu 'dikkatli' okuyucular kimi okuduğunun farkına varmalıdırlar. sıradan bir insanı okumuyorsunuz.
    bir cümlesi üzerine saatlerce, günlerce veya hayat boyu içtihat yapılmadan ne'yi imlediğine zar zor ulaşılabilecek bir muazzam partiküler bağlamlar ustasını okuyorsunuz.

    birinci tırnak içine alınmayan iç deney, nietzsche'nin non-eskatolojik, kendi işaret ettiği iç deneydir. ikincisi ise yerdiği sözde iç deneydir.

    bu açımlamalarından sonra ise postmodernizmi oluşturan, yolda olmaklığın felsefesinin yolcularının yolunu çıkmaz sokak yapacak sarsılmaz haşmetli bir duvarı dikiveriyor yola.

    '' 'iç deneyi' bilincimize bireyin anladığı bir dili o bulduktan sonra bilincimize girer. yani onun içindeki bilinen ruh durumlarının bir aktarılışı. 'anlamak' denen şey, bunun anlamı naif olarak sadece: eski, bilinenden bir şeyin dilde yeni bir şey olarak ifade edilebilmesidir. ben buna filolojinin nâmevcutluğu diyorum. bir metni metin olarak okuyabilmek için bir yorumu araya katmadan, 'iç deneyin' en geç biçimi, belki de mümkün değildir. ''

    kendi tırnak işaretsiz iç deneyinin tırnak işaretli iç deney'e transformasyonunun mümkününü dil'in yokluğundaki bir belki'ye bağlıyor. işte bu mütevazı belki felsefenin sonunu oluşturmuştur.
    sadece bir başlık altında 4-5 kısa paragrafla çağ değiştirmiştir nietzsche.
    böyle bakınca ne çok oyalanmış nietzsche diyor insan; gereksizliklerle, demokrasiyle, insanın absürdlükleriyle v.s.
    bu durum üzerine biraz daha düşünse idi kim bilir neleri konuşuyor olacaktık şimdilerde?