1. çıplaklık, çıplak olma.

    genelde sanatsal çıplak insan modelleriyle yapılan resim, fotoğraf çalışmalarını anlatmak için de kullanılır.

    fransızcada çıplaklık, çıplak anlamındaki "nu" kelimesinden gelmiştir.
  2. "nü" resim ve heykel sanatında çıplak kadın varlığı olarak ortaya çıkmıştır.

    ilk olarak antik yunan ve roma dönemi eserlerinde kendini gösteren "nü", ortaçağ'da engizisyon mahkemeleri ve katı kuralları sebebiyle pek varlığını gösteremez hale gelmiştir.

    rönesans'la birlikte tekrar canlanır, hatta kilise ve şapellerdeki fresklerde* görülmeye başlanır.
    doğa üzerine yapılmış çeşitli resimlerden sonra sanatçılar için daha zorlayıcı, daha öğretici olan insan figürü üzerine yönelmişlerdir.


    bir kaç ünlü nü eserini sizler için derledim.

    rönesans dönemi önemli isimlerinden masaccio'nun "cennet bahçesi'nden kovuluş" freski; 1425 civarında yapılmıştır. floransa'nın santa maria del carmine kilisesi'nin içindeki, brancacci şapeli içindeki 9 freskten biridir. masaccio ile birlikte resimlerde perspektif anlayışı görülmeye başlamıştır.


    en bilinen fresklerden biriyle devam etmek isterim...
    ünlü italyan, rönesans sanatçısı michelangelo'nun vatikan'daki sistine şapeli’nin tavanına 1511 civarında yapmış olduğu fresk..

    adem’in yaratışılışını konu eden bu eserde, michelangelo'nun tanrı figürünü resmederken kendisini çizdiği söylenir.


    ve yine michelangelo'nun sistine şapeli giriş kapısı üzerine yaptığı "mahşer günü" fresk'ini 1537-1541 yılları arasında tamamlanmıştır.

    mahşer günü, cennet ve cehenneme iyilik ve kötülük edenlerin gönderilmesinin konu edildilmiştir. din temalı bu eser 4 yılda tamamlanmıştır. sanattan anlamayan kilise yetkililerinin eseri ortadan kaldırması riskini yaşamıştır aynı zamanda. özellikle michelangelo bu fresk de insan bedeni üzerinde ayrıntılı ve özenli çalışmasını sergiler ki; yapılan resme gerçeklik kazandırır.



    hollanda’lı ressam rembrandt’ın danae’si 1636 yılında yılında yağlıboya tablo olarak yapılmıştır.

    yunan mitolojisindeki preseus hikayesinin çıkış noktasını anlatan bir eserdir.
    danae agros kralının kızıdır ve kahinler kızının doğuracağı çocuğun onu öldüreceğini söyleyince kızını bir kuleye kapatır lakin, zeustan korumak için yeterli değildir bu çaba. zeus; kulenin açık penceresinden bir altın yağmuru olarak içeri girer ve danae ile birlikte olur…*


    avusturyalı sembolist ressam gustav klimt’in danae’si ise* 1907 yılında yapılmıştır.

    çizilmiş bu harika eser danae’nin zeus’la olan birlikteliğini çok güzel anlatmıştır.



    ispanyol ressam goya'nın 1800'lerin başında resmettiği "çıplak maja*" ve "giyinik maja" eserleri aynı kadının giyinik ve doğal hali olarak resmedilmiştir.

    çıplak maja romantizim akımı ve erotik etkileri 19. yy'da görülmeye başlanmış ve goya bu akımın öncülerinden olmuştur.

    dönemin ispanya başbakanı manuel de godoy'un isteği üzerine yapılan tablodan bir kaç yıl sonra da "giyinik maja" resmedilmiştir. çünkü, godoy'un arşivinde bulanan ilk resim daha sonra ortaya çıkmış ve bu eser, goya'nın engizisyon mahkemelerine sevkine neden olmuştur. mahkeme sonucunda ölümden kurtulabilmişse de, artık kraliyet ressamı olamayacaktır.
    tüm bu olayların telafisi gibi giydirilmiş, erotiklikten tamamen uzak ikinci resim böylelikle yapılmıştır.
    giyinik maja

    modern sanatın babası sayılan paul cezenne'nin "yıkanan kadınlar" tablosu 1898-1905 yılları arasında yapıtığı tahmin edilmektedir. izlenimcilik* 19. yy'lın ikinci yarısında artık kendini göstermeye başlamış ve cezenne tabolarında çıplaklık ayrıca işlenmemiş, resmin içinde bir figür olarak yerleştirilmiş, belli belirsiz silüetler olarak karşımıza çıkmıştır.


    ve 20. yy'la birlikte çıplaklık kavramı ve resme bakış açısında da müthiş değişilkikler gözlemlenmiştir. nü formlar bildiğimiz görünümlerin tamamen dışına çıkmış ve kübizm* etkileri görülmeye başlanmıştır.

    kübizm'in en ünlü ressamlarından picasso'nun; “avignon’lu kızlar” tablosu 1907 de resmedilmiş ve geleneklere, kapitalizm anlayışına ve güzellik estetiğine başkaldırı niteliğindedir.


    ve günümüz sanatçısı çıplaklığa bakarken ne görmek istiyorsa onu tualine yansıtmıştır. anlam içeren konu değil, yapılan resimdir bu durumda.


    genel olarak rönesans döneminden günümüze doğru gelindikçe, çıplaklık bir çok akımdan etkilenmiş ve zaman içerisinde farklı sanatçılar tarafından, bambaşka bakış açılarıyla yorumlanmıştır.