• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.22)
Yazar Stephen King
o - stephen king
küçük bir amerikan kasabası olan derry'yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık. stephen king'in yazımını dört yılda tamamladığı ölümsüz başyapıtının sansürsüz ve eksiksiz metnini okurken tam da daily express'in tarif ettiği gibi, kendinizi o'nun karanlık dünyasında hissedeceksiniz.
(tanıtım bülteninden)
  1. stephen king dendiğinde akla gelen ilk kitaplardan biridir. bir sansürsüz kısa hali bir de tam metin(1216 sayfa) versiyonu vardır. insanı korkutur. vee bu derry kasabası ve yaşanan sıradışı olaylar kendine stephen king in bir diğer romanı 22/11/63te de yer bulmuştur. o olayı çok beğenmiştim. adamın kendi yarattığı bir dünya var resmen
  2. tam metin versiyonunun okunmasını tavsiye ederim. okuduğum en uzun roman olmasına rağmen bir an bile sıkılmadım. okurken sırtınız terler, tüyleriniz ürperir, okurken siz de içindesinizdir kitabın.
  3. okuduğum ilk stephen king romanı. sonra devamı geldi zaten. belki o zamanlar henüz çocuk sayılabilecek bir yaşta olduğumdandır ama bir sonraki satırı okumaya korktuğumu hatırlarım. hey gidi...
    kubo
  4. kitap incelemeyi, eleştirmeyi bilmem. stephen king'in romanlarını da çok severim. green mile, 22/11/63 bir de bu kitabını okudum. ancak bu kitabıyla ilgili bir cümlem var.

    kitabı okuyalı baya oldu. bir sahne var kitapta. çocukların yaşadıkları bir anı. bir yaz günü bir araya geliyorlar. böyle bir eve giriyorlar. evde kimse yaşamıyor. evde klozetten yaratık çıkıyordu sanırım. kanatlı bir yaratık böyle. o palyaço değil de, ya onun dönüşmüş hali, ya da o tarz başka bir yaratık. bu çocukların evden bir kaçışı var, yaratık bunları kovalıyor, uçuyor falan kartal gibi. etrafta da hiç büyük, ebeveyn falan yok. tam çocuk kabusu yani. bunlar dağılıyorlar, zor bela canlarını kurtarıyorlar.

    öyle ilginç ki. kitabın filmini izlemedim. yalnızca okudum eskiden ve o anları hayal ettim. yıllar sonra, kitaptaki sahne, benim çocukluk anım gibi zihnime oturmuş. sanki o sıcak bir yaz günü ben de o çocuklar arasındaydım. ben de o rahatsız edici sessizlikteki eve girdim. ben de o canavarı gördüm. ben de o çocuklarla birlikte kaçtım. işin garibi, o duyguları, heyecanı, o sıcağı, teri hissedebiliyorum. artık nasıl bir betimleme ile anlatmışsa stephen king, yıllar içerisinde benim yaşadığım bir anı olmuş o sahne.

    ve işin güzel tarafı da şu: hani çocukluğumuzda yaşadığımız kabus gibi olaylar vardır ya, hatırlamak istemeyiz. o yüzden yarım yamalak falan hatırlarız. bu da öyle. çünkü kitapta tam olarak böyle mi bilmiyorum, aklımda böyle yer etmiş. belki kitapta daha farklı, ama benim zihnimde yarım yamalak hayal meyal böyle kalmış. açıp özetine bakmak da istemiyorum, çünkü o anlık hatırlamalarım, derry'de bir kasaba çocuğuymuşum gibi hissetmem yeter bana.

    stephen king, edebiyatla gerçek hayat arasındaki o "betimleme" köprüsünü en iyi kuran yazarlardan birisi. o, kitabı da en çok korktuğum kitaplardan birisi. bir gün tekrar açıp, o çocukluk anım ne kadar gerçekmiş, okuyup öğreneceğim.