• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.67)
od - iskender pala
biliyorum,

“biz bu ilden gider olduk,

kalanlara selam olsun,” demişti…

yine biliyorum,

“bizim için hayır dua kılanlara selam olsun.” demişti…

ve sevgili’ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile,

aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum…

şimdilerde ona kimisi âşık yunus, miskin yunus…

derviş yunus…varsın onu da desinler.

ve türk yurtlarında, onu en çok “bizim yunus” diye çağırırlar.

biliyorum…

ten fânidir, can ölmez

çün, gitti geri gelmez

ölür ise ten ölür

canlar ölesi değil
  1. bir babanın çocuğunu arayış macerası ve bu macera sırasında tasavvufla beraberliği.

    gerçekten çok güzel bir kitaptı. bakış açınızı değiştirebilecek türden.
  2. harika bir kitap. yunus emre yi tanımak isteyen gözünü kapatıp okusun.tabi bu mümkünse
  3. okuduğum kitapları arasında en güzeli diyebileceğim iskender pala romanıdır. iskender pala tarihçi değil, divan edebiyatı profesörüdür ki; bu sebeple şah ve sultan değil de bu tarz sevgiyi aşkı anlatan kitapları çok daha hoştur.
  4. derviş, bir kucak elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rast gelmiş bozkır sıcağında. yorgunluktan al almış kızın yanakları.
    "nereye gidersin? ne doldurdun kucağına?" diye sormuş.
    uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
    "sevdiğim çalışıyor orada. ona elma götürüyorum."
    "kaç tane?" diye soruvermiş derviş.
    kız şaşkın;
    "insan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"
    usulca kırmış elindeki tesbihi derviş...
  5. moğol istilası ile yerinden yurdundan olan yunus’un hayatı boyunca neleri kaybettiğini, nelere sabrettiğini ve neleri kazandığına şahit oluyoruz. sadece yunus’un hayatı değil, onunla birlikte yıkılmak üzere olan selçuklu devleti’nin son yılları ve osmanlı devleti’nin (daha doğrusu beyliğinin) kuruluşu hakkında bilgi sahibi oluyoruz. ancak kendi cahilliğimin de etkisi olmakla birlikte; anlatılanların ne kadarı gerçek, ne kadarı kurgu, hangi söz, hatıra yunus’un, hangisi iskender pala’nın bilemedim.

    dönem insanlarının yaşadığı zorluklar, yayan gezilen anadolu toprakları son derece ilgi çekici gelse de, arka planda sürekli verilen şeyh, dergâh, derviş, tarikat, yol güzellemelerini pek sevmedim. bunun yanı sıra keloğlan masalarından fırlamış gibi duran, islamiyet’in kendi özüne aykırı duran, kendiliğinden ortaya çıkan sofralar, söğüt dalıyla adam kesen cengâverler ve buna benzer kerametleri abartılı buldum. http://www.umutcalisan.com/2017/01/od-iskender-pala.html
    vega