1. dahası ödünç kitap vermenin ve almanın uğursuzluk getirdiğine inanıyorum. herkes kendi kitabını satın alıp ya da takas edip okusun, kimse kimseye ödünç kitap vermesin bence.
    abi
  2. benden bir kitabı ciddi ciddi okumak için isteyen bazı insanların bile geri getirmediğini görünce gerçekten hayret ediyorum. sonuçta benim kütüphanem bana göre değerli.
  3. şanslıyım ki benim bir kere yaşadığım ama sonradan faydasını gördüğüm durum. kitabı verdiğim arkadaş okuduktan sonra kitap kurdu oldu. ilerleyen zamanlarda bana okumadığım kitapları vererek hatasını telafi etti.
  4. verdiğim hiç bir kitabı geri istemediğim için beni çok bağlamayan durum. ben dijital kitapları seviyorum, eşim daha gelenekçi kokularınıda seviyor.
  5. kitaplarımın ilk sayfasına adımı ve aldığım tarihi yazarım. alıp vermeyen olursa da helali hoş olsun gördükçe beni hatırlasın isterim.
    god
  6. çok sert uygulamalarla önüne geçtiğim bir davranış türüdür. küçüklüğümden beri annemin "bir insanın ve evin en büyük zenginliği kütüphanesidir" cümlesiyle büyüdüm. dolayısıyla, benim için kitaplarım çok özeldir. ayrıca bir de takıntılı bir insanım, tüm kitaplarımla aramda değişik bir bağ var*. bu sebeple, annem mecbur olmadıkça kimseye kitap vermemem gerektiğini öğretti, kendisinin çok kitabını götürmüşler ve geri getirmemişler. fakat bu kadar abartabileceğimi muhtemelen o da tahmin etmemişti. kimseye kitap vermiyorum, eğer vermem gerekirse; isimlerini, kitapların alındığı tarihi ve ortalama geri verileceği süreyi yazıyorum. bir nevi okul kütüphanecisi gibiyim. bu davranışı sadece çevreme değil, en yakınlarıma, anneme ve kardeşime de yapıyorum. kardeşim bir kitap alıp sonra kenara bıraktıysa, hemen geri alıyor ve bir süre kitap vermiyorum. böylece kimse de benden kitap çalamıyor, kitap alamıyor.
  7. verilen kitap ve dvd geri gelmez. ben de vermedim. aman vermeyeyim şahaneymiş falan diye değil. ne bileyim unutuluyor, atlanıyor.

    ama sonra çok güzel oluyor aslında. seneler sonra bir kitabı eline alınca aa bu bilmem kimindi diye onu anıyorsunuz. bazen 10 yıldır görmediğiniz arkadaşınız bazen bozuk olduğunuz biri. üzmüyor yani her halükarda bir anı bir yadigar muamelesi görüyor.

    bunu da bildiğimden bir şekilde beni unutmasını istemediğim insanlara veriyorum sadece kitap ve dvd'lerimi. onun benim için önem arz ettiğini göstermek yolu bir nevi. bir nevi de adı ödünç olan bir hediye.
  8. bazı insanları gerçekten anlayamıyorum bu konuda. bir kitap neden yazılır acaba hiç düşünüyor musunuz ? tabii ki okunmak, keşfedilmek için. eğer ki kitaplara saygınız sonsuz, onlara gerektiğinden daha fazla değer verdiğinizi iddia ediyorsanız, o kitabın elinizden geldiğince daha çok okunmasını daha çok insanları bilgilendirmesini sağlamalısınız bence. özellikle de, ben kitap vermiyorum kimseye, annem bana böyle öğretti nasıl bir cümledir şaştım kaldım.

    gerçekten kitap okumayı seven, kitaplara değer veren biri bence insanların daha çok kitap okuması için elinden geleni yapmasını bilmelidir, aksi takdirde kendi çapında kitap okuyan bencil kimselerden farkı kalmayacaktır. kitapların en büyük yararı düşünce paylaşımı yani özetle paylaşımdır. bunu hala fark edemeyenlerin olması ne üzücü, o kitap kütüphanende yıllanınca mı değerli oluyor anlamıyorum ki.
  9. e-kitapların çözdüğü bir başka sorun.
    abi
  10. çok büyük bir heyecanla aldığım kitabı daha 20 sayfasındayken elimde görüp ödünç isteyen arkadaş; söz konusu her ne kadar kitap da olsa sana hala içten içe gıcığım, seni kıramadığım için de kendime kızgınım.