1. cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan'ın bugünkü mgk toplantısında bahsini ettiği hadisedir. ayrıca erdoğan konuşmasında 'bundan 15 yıl önce de ülkede darbe vardı, güneydoğu'da sokağa bile çıkılamıyordu. oysa şimdi öyle mi? ülkede rahatlık ve güvence var.' tarzındaki demeçleri oldukça eleştiriye açık.

    ve acaba hangi rahatlık ve güvence bu? kendisi için işler gayet yerinde gidiyor olmalı ki rahatlıktan, güvenceden bahsediyor. yoksa ben sokağa çıkıp önüme gelen 100 kişiye bu ülkede kendinizi güvende, refahta hissediyor musunuz diye sorsam alacağım tepkilerin çoğunluğu aynı olacaktır. ülkeye tepeden bakmak güzel olsa gerek. biraz halka insek?

    ayrıca şöyle bir şey de var, şu anda mecliste olan dört parti de darbe karşıtı bir duruş sergiliyor. yani bu amaçla hukuki niteliği olan ve hakkı gözeten her türlü kanun hükmündeki kararnameler uzlaşılarak da çıkartılabilir. yani bu kamuda yapılan toptancı hareketler birçok insanı mağdur duruma düşürebilir hiç alakası yokken ki düşürüyor da. bu amaçla kurulan komisyona gelen mağdur insan sayısı hiç de hafife alanacak türden değil.

    bu darbe girişiminden faydalanıp kendilerinden olmayanları ayıklama işlemi uzayacak anlaşılan. demokrasi adı altına sığınarak yapılanları halk görüyor halk!

    bir diğer tartışma konusu demeci de: "seçimle gelen saygı millete saygıdır." acaba ahmet davutoğlu seçimle gelmedi de biz mi yanlış hatırlıyoruz? o zaman ona saygısızlık yaptınız. yani millete saygısızlık yaptınız. gerçi oy aldığı kesim her şeye biat ettiğinden onlar için sıkıntı yok. kendi itiraf ediyor, teşekkürler.

    ilgili eklenti;
  2. bana da kayyım atayacaklarsa desteklediğim karar.
    bıktım kendimden.
    kendime zarar vermekten korkuyorum, güvenlik sorunum var.
  3. resmen demokrasinin (bkz: bug) ını buldu reis.
    sonsuza kadar meclis yok, sonsuza kadar iktidar.
  4. demokrasinin değil, 1982 anayasası’nın bug’ıdır. kenan evren olacak herif bugünleri hesap edememiş ki.

    !---- spoiler ----!

    anayasa madde 121:

    meclis, olağanüstü hâl süresini değiştirebilir, bakanlar kurulunun istemi üzerine, her defasında dört ayı geçmemek üzere, süreyi uzatabilir veya olağanüstü hâli kaldırabilir.

    !---- spoiler ----!

    gördüğünüz gibi kısıtlama yok. 4 ay’lık paketler şeklinde istediğiniz kadar uzatabilirsiniz ohal’i. yeme de yanında yat.
  5. insanlar güvenli ortamda barınma diye bir ihtiyacı olduğunu unutur. mesela bakın isvicreye herkes kiracı ev almak büyük olay. ülkenin ekonomisi de inşaata dayalı değil. peki biz? biz çakalız her yere inşaat yaparız öyle ucuza da vermeyiz çünkü fakirin daha donuna kadar soyamadık. onu da alırsak biraz da kerkiniriz. bunun da hikayesi var da uzun şimdi komutan kerkinir kerkinir ama sokmaz sonunda artık bitsin dedirtir gibi bir şeyler.

    şimdi bu ohalin emlak balonu ile doğrudan ilgisi var. çünkü ortam gerilirse güvensiz hissedilirse herkes barınma ihtiyacını hatırlar ve güvende kalmak için ev satın almak ister. devlet önce güvensizlik pompalar sonra faizi indirir sonra da peşinatı düşürürse bu demektir ki haydi gelin ev alın bak yandaşlar yığınla inşaat yaptı alan yok. hadi bakalım yok öyle yan gel yat.

    velhasıl müteahhitler evleri satmadan paraya doymadan balon sönmeden ohal bitmez.
    abi