1. lisede 1-1,5 yıl kadar istanbul bayrampaşa'da metin gazoz'un yanında eğitimini aldığım spor. o zamanlar kapalı alan çalışmaları tribünlerin altında, açık hava çalışmaları ise futbol sahasında yapılırdı. ekipmanları görece olarak pahalı olsa da kulüpler genellikle temel malzemeleri temin etmekte.
  2. her zaman özenmişimdir okçuluğa. evimizde dedemden kalan bir yay vardı. elime alıp gererdim onu sadece. okçuluk hakkında en fazla bu kadar ilerleme kaydedebildim. her zaman içimde kalacak sanırım.
  3. makaralı yayla yapılanı, tüplü dalışla yapılan zıpkınlı balık avına benzetiyorum. kas ve alet uyumunun ortadan kalktığını düşünüyorum.
    ayrıca kendi adıma fark ettiğim bir durumu da belirtmek isterim; durakta beklerken gelen dolmuşun yazısını okuyamayan biriyken, ok atmaya başladığım ilk 3 ayın sonunda uzağı görmeye başladım.dolmuşları otobüsleri rahat seçer oldum. tabi bu durum herkes için aynı olacak diye bir şey yok.(her gün en az yarım saat atış yapıyordum.)
  4. kesinlikle en rahatlatıcı sporlardan birisi. öğrendikçe filmlerdeki ok sahnelerinin aslında ne kadar hatalı olduğunu görüp arkadaş grubunuza hava atmanız da cabası.
    ha bir de öğreneceklere tavsiye; sakın oksuz yayı serbest bırakmayın, çok acıyor.