oktay rifat

Kimdir?

10 haziran 1914'de trabzon'da doğdu. babası, o doğduğu sırada trabzon valisi olan şair ve dilbilimci samih rıfat, annesi hasan enver paşa’nın kızı münevver hanım’dır. pek çok sanatçı ve yazar içeren bir ailede yetişti. büyük dedesi macar hurşid bey, hem türk hem batı müziği konusunda donanımlı bestekardı; dedesi albay hasan rıfat bey şiir ilgilenirdi[2] amcası ali rıfat bey değerli bir udî ve besteci, annesinin teyzesinin oğlu ali fuat bey cumhuriyet devrinin ünlü asker ve siyaset adamı, teyzesi celile hanım bir ressam, teyzesi celile hanım’ın oğlu nazım hikmet ünlü bir şairdir. soyadı bazı kaynaklarda "horozcu" olarak geçer. ancak hiçbir resmi evrakında böyle bir kaydın bulunmadığı, böyle bir takma isimle yazı yayımlamadığı belirlenmiştir.[3]

ortaöğrenimini 1925-1932 yıllarında ankara erkek lisesi'nde yaptı. bu okulda ünlü şair ahmet hamdi tanpınar’ın öğrencisi oldu[4], ilk şiirlerini kaleme aldı ve ileride birlikte garip akımını kuracağı arkadaşları melih cevdet ve orhan veli ile tanıştı. üç arkadaş, okul bünyesinde “sesimiz” adlı dergiyi çıkararak şiirlerini yayımladılar.

1932-1936 yılları arasında ankara üniversitesi hukuk fakültesi'ne yüksek öğrenim gördü. edebiyata olan ilgisi ve yazma tutkusu yükseköğrenimi sırasında da devam etti. mezun olduğu yıl, arkadaşları melih cevdet ve orhan veli ile birlikte geliştirdikleri yeni bir yazın tekniği ile kaleme aldığı şiirleri varlık dergisi’nde yayımlanmaya başladı.

1937 yılında devlet sınavını kazanarak maliye bakanlığı hesabına siyasal bilgiler öğrenimi görmek üzere paris'e gönderildi. paris’te bulunduğu dönemde yalım bir söylemi ve bağımsız düşünceleri savunan fransız şiirini kendisine yakın buldu ve ondan ilham aldı. üç yıl sonra ii. dünya savaşı nedeniyle, orada yaptığı doktora çalışmasını tamamlayamadan 1940 yılında türkiye'ye döndü.

paris’ten döndükten sonra bir süre maliye bakanlığı'nda , daha sonra matbuat umum müdürlüğü (basın yayın genel müdürlüğü)'nde çalıştı. ardından ankara’da serbest avukatlık yaparak yaptı. bu arada 1941 yılında orhan veli ve melih cevdet ile edebiyat dünyasında büyük tartışmalara sebep veren “garip” adlı şiir kitabını yayımladı. şiirlerini "yaşayıp ölmek, aşk ve avarelik üstüne şiirler"(1945), "güzelleme"(1945) ve "aşağı yukarı"(1952) adlı şiir kitaplarının yanı sıra "aile" (1947), orhan veli tarafından çıkarılan "yaprak (1949-1950) ve "yeditepe" (1951-1957) gibi dergilerde yayımlamayı sürdürdü[4]. 1954 yılında yayımladığı “karga ve tilki" adlı şiir kitabıyla, yeditepe şiir armağanı'nı kazandı.

1955 yılında istanbul'a yerleşerek avukatlığını sürdürdü. aynı yıl yayımladığı “perçemli sokak” adlı şiir kitabının önsözü tartışmalara neden oldu. bu kitap ile ikinci yeni adı verilen şiir anlayışına yöneldi. 1958 yılında “aşk merdiveni" adlı şiir kitabını yayımladı. 1961 yılından itibaren avukatlık mesleğini devlet demir yolları'nda sürdürdü ve 1973 yılında emekli olana dek bu kurumda çalıştı.

1960’lı yılların başında latin ve yunan ozanların mitoloji kitaplarının türkçe çevirilerini yaptı. 1969 yılında yayımladığı “şiirler” adlı kitabıyla türk dil kurumu şiir ödülü’nü aldı. bu tarihten sonra tiyatro ve roman çalışmalarına ağırlık verdi. "oyun içinde oyun", "zabit fatma'nın kuzusu", "atlar ve filler", "yağmur sıkıntısı","kadınlar arasında", "birtakım insanlar" ve "çil horoz” adlı oyunları kaleme aldı ve her biri sahnelendi . arkadaşı melih cevdet ile “kıskançlar” adlı oyunu kaleme aldı. 1976’da ilk romanın “bir kadının penceresi’nden” yayımlandı. 1980’de “danaburnu” kitabıyla madaralı roman ödülü’nü kazandı. aynı yıl “bir cigara içimi” adlı şiiri sedat simavi vakfı ödülü’nü, 1984 yılında "dilsiz ve çıplak” kitabıyla behçet necatigil şiir ödülü’nü aldı.

fransızca çevirmeni sabiha rıfat ile evli olan oktay rıfat, yazar, çevirmen ve şair samih rıfat’ın oğludur. son günlerine dek eser vermeyi sürdüren sanatçı, “yağmur sıkıntısı” adlı oyununu tamamladıktan sonra 1988 yılında istanbul’da hayatını kaybetti. karacaahmet mezarlığı’na defnedildi.


  1. ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
    boğazımda düğümleniyorsa lokma,
    buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
    alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
    yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
    denize bile iştahsız bakıyorsam,
    hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
    bu darağacı suratlı toplum
    demiş şairdir. daha ne desindir.
  2. gel bulutsuz masalara yaslan
    elimi tut büyüsün
    yüzüme bak çalsın
    içimdeki çalar saat
    dönüş yollarında sarmaş dolaş
    vapurlar geçsin aramızdan..

    dörlüğü ile gece gece dostları hatırlatmış, bir el tutma isteği uyandırmıştır.