1. her ne kadar hayat en hakiki okul olsa da, dört duvar arasında olanı da özlenendir. sonrasında omuzlara yüklenen sorumluluktan hoşnut olan yoktur sanırım?
  2. içindeyken dışarısını, ilişiğin kesilince de içini özlersin.yani şimdi öğrencilik meslek olsa tereddütsüz seçerdim ben ne yani en büyük derdin ? sınav.ama şimdi öylemi yok iş ara ama bulama, bir taraftan beyaz eşyanı al falan da filan.okul güzel, öğrencilik güzel.değerini içindeyken bilmek lazım..dı.
  3. alfabede okul kelimesinin her harfinden sonraki gelen harfleri o harfin yerine koyunca ortaya ölüm kelimesi çıkıyor çok ilginç.

    o>ö
    k> l
    u>ü
    l> m
  4. ben okul hayatımda güzel bir sınıf, zevkli bir okul binası,
    iç açıcı bir bahçe görmedim. kirden kararmış, dayanan
    dirseklerle cilalanmış eski sıralar; sıraların üstüne, geçen
    yılların süleymanları, necdetleri, aykutları, zaman geçtikçe öztürkçeleşen isimlerini, adlarını çakıyla kazımışlar. duvarlarda,
    her yeni müdürün yeni zevksizliğini gösteren renkli
    badanalar üstüste: son müdür behçet beyin sidik sarısı badanasının
    altında yer yer eski müdür muhterem beyin türbe
    yeşili ve merhum sami beyin çingene pembesi renkleri
    sırıtıyor. kara tahtanın karalığı, sözde kalmış. öğretmen
    kürsüsünün ön tahtasında, kadın öğretmenlerin bacaklarına,
    kalem düşürmek bahanesiyle bakabilmek için açılmış
    koca birdelik. perdesiz büyük pencereler, yaldız boyası dökülmüş
    bir soba, kirli ellerimizden leke olmasın diye tokmağının
    çevresi siyaha boyanmış kül rengi kapı ve hepsinin
    varlığını ve neden öyle var olduğunu açıklayan beylik cümle:
    bu fakir millet bu kadarını verebiliyor. diyerek tanımlamış oğuz atay tutunamayanlarda.