1. şuradaki yazı oldukça dikkatimi çekti. bizim ülkemizde gerçekleştirenler var mıdır bilmiyorum henüz. gerçi bu düşüncede olsa bile, uygun zaman ve ortamı bulamayacak çok aile vardır. köle düzeninden malum, çıkamamış bir ülkeyiz. iş stresi, trafik, beklentiler, iletişim konusundaki sıkıntıları düşününce bile; bırakın çocukları çiftler arasında bile belirli bir düzeni oturtmak zaman alıyor.

    tüm bunların dışında elbette ciddi bir sabır ve farkındalık gerekiyor anne ve baba açısından.
  2. bununla ilgili bir film duymuştum bir aile savaş çıkacak diye kendini sığınağa kapatıyorlardı o süre boyunca da çocuklarını kendisi yetiştiriyordu ama ne yetiştirme tüm mektepliler halt etmiş yanında sonra çocuk sığınaktan çıkıyodu falan. ismini bilen yazarsa sevinirim. konuya dönersek de bence yapılabilecek bir şey zira ülkemiz eğitim sistemi çok da parlak değil şimdiki aklım olsa açık liseden mezun olur kendimi yabancı dil eğitimine verirdim.
    wtf
  3. okulların sadece teknik, akademik öğrenim yuvaları olduklarını düşünmek bir nebze de olsa eksiktir. ülkemizdeki eğitim ve öğretim modellerine bakarak bir yargıya varmak yanıltıcı olabilir.

    özellikle ilk ve orta okullar çocukların ruhsal ve sosyal gelişimlerinde çok önemli rol oynar. bu yaşlarda çocuklar bir arada olmayı, takımı, grubu öğrenirler. sosyalleşmeye başlarlar, aşık olurlar, kavga ederler, tartışmayı öğrenirler. duygular kitapla defterle öğretilecek bir şey değildir. bunları deneyimlemeleri gerekir. çocukları izole etmek onları duygulardan yoksun bırakmak anlamına gelir. birbirlerinden, eğitimcilerinden, mentörlerinden etkilenmelerini engellemiş olmak demektir.

    kanımca okulsuz eğitimden ziyade "okulsuz öğrenim"den bahsetmek ve bu iki terimi düzgün bir şekilde ayırt etmek gerekir. "eğitim" çok yönlüdür ve aileden başlar. "öğrenim" ise bence mutlaka bir öğrenim kurumunda gerçekleşmelidir. bunu çocukları kalıba sokmak olarak değerlendirmeyiniz. elimizdeki eğitim ve öğrenim sistemleri eskidir ve güncellemeye ihtiyaç duymaktadırlar. idarecilerin sistemleri yamalamaktansa tamamen baştan yaratmaya yönelik çalışmalar yapmaları gerekmektedir. tüm dünyadaki eğitim ve öğretim modellerinin üretim kanallarına istihdam sağlamak üzerine kurulu olduğu açıktır. tüm bireyler fabrikalarda beyaz yakalı çalışabilmek için gerekli teknik öğrenimi tamamlayacakları okullardan mezun olabilmeyi hayal etmektedirler. bu anlayış bile sınırların ne kadar dar olduğunu gösteriyor aslında.

    okulsuz eğitim olur; fakat okulsuz öğrenim olması mümkün değildir.
  4. halihazırda bulunan eğitim ve öğretim müfredatı çocuklarımızın ilgi, istek ve kaabiliyetlerini göz önünde bulundurmaz. standart bir müfredat sunar. her ne kadar güzel sanatlar, spor, fen, meslek liseleri gibi yetenek temelli liselerimiz olsa da ilk ve orta okullarda düz ve değişmez bir eğitim verilmekte. bu durum çocuklarımızın istedikleri ve yeteneklerine uygun eğitimi almalarına engeldir.

    cumhuriyetin kuruluş aşamasında gerekli olabilecek böylesi bir eğitim sistemi, modern dünyanın ihtiyaçlarına artık cevap vermemekte. o zamanlar kendini yeniden yaratmaya çalışılır, yaraları sarıp modern dünyaya ayak uydurma çabasıyla bir öğrenciye olabildiğince fazla ders verilirdi. köy enstütülerinde görev yapan öğretmenlere bakarsanız ne kadar çeşitli bir eğitim aldıklarını görebilirsiniz. mevcut nüfusun olabildiğince donanımlı olması gerekiyordu. artık durum böyle değil.

    artık branşlaşma ve uzmanlaşma dönemine geçtik. önceden bir lokantaya gittiğinizde orada hem çorba, hem sıcak yemekler, hem ızgara çeşitleri, hem pide çeşitlerii hem de deniz ürünlerini bir arada bulabilirdiniz. günümüzde ise çorbacılar ayrı, köfteciler ayrı, kebapçılar ayrı, balık restoranları ayrı hatta kuru fasulye-pilav yapanlar bile ayrı yerler açmış durumda. artık çeşitlilik var. uzmanlaşma var. bu eğitimde de bu şekilde olmalı.

    günümüzdeki teknoloji artık bilgiye erişimi çok basit bir hale getirmiş durumda. öğretmenlerin bilgi verme fonksiyonları ortadan kalkıyor. öğrenciler isterse bir iki tıkla öğretmenlerden çok daha fazla bilgiye sahip olabiliyorlar. bu durumda geriye eğitim kalıyor. eğitim de aile de başlıyor zaten. okullarımız şu anda sadece diploma verme görevi yerine getiren kurumlara dönmüş durumda. o diploma olmazsa kendinizi ispatlayamayacağınız için mecburen çocukları okullara gönderiyoruz. yoksa eğitimli ve iyi bir anne baba çocuğuna okuldakinden çok daha iyi ve etkili bir eğitim verebilir. bunu da başlıktaki ilk mesajda verilen hikayeyi okursanız görebilirsiniz.

    çocukların sosyalleşme ortamı bulmaları açısından okullar iyi olabilir. arkadaş bulma, toplumsal farklılıkları keşfetme, paylaşma gibi nitelikleri kazandırma konusunda okullar etkilidir. bir eğitimci olarak okulların çocuklarımıza iyinin yanında pek çok kötü örnekleri de sunduğunu hatırlatmam gerekir. lise öğrencileri arasında madde kullanımı her geçen yıl artmakta. bunu önümüze gelen disiplin raporlarında görüyoruz. etkili bir ahlaki bilinç de verilemiyor çünkü teknolojiyle uyuşturulan genç beyinler, bizim atalarımızdan aldığımız ahlakı demode görüyorlar. maalesef pek çok anne baba da kendilerini demode olmadıklarına ispat çabası içerisinde oldukları için, çocuklarındaki bu ahlaki dezanformasyonu hoş karşılayıp destekliyor. artık ebeveynleriyle sigara içen, alkol tüketen gençler var. geceyi arkadaşında geçirmesinde beis görmeyen, cinsel özgürlüklerine karışmayan ebeveynler var.

    okulsuz eğitim elbette mümkün hatta çok cazip gibi geliyor ama ebeveynlerin bu eğitimi verebilecek donanımda olmaları ve çocuklarına düzgün bir sosyal ortam sağlamaları koşuluyla.
  5. şu şekilde bir örneği daha mevcut olan olay.. ilerde çocuklarımı asla okula göndermek istemiyorum. bunu ne şekilde nasıl yapacağımı bilmiyorum. hali hazırdaki yasalara göre bir suç teşkil edip etmeyeceğini de bilmiyorum. çok büyük özveri gerek farkındayım. fakat mevcut olan sistemin en iyi sistem olmasını geçtim,hiç iyi bir sistem olmadığını da görüyorum.sanki çocukları fabrikaya sokup tek bir mal elde etmek gibi geliyor bana.