1. aslında sorunun özü ilişkilerimizi cismani olarak mı yoksa ruhani olarak mı kurarız gibidir. uzamdan silindiğimizde geriye kalan şey, algı ya da fikir ya da ilişki ne olur. daha açık şekilde ifade etmeye çalışırsak gömüler var mesela a kişisi altınları toplayıp bir yere gömmüş. (bu bir ilişkidir) sonra da ölmüş gitmiş ve altınların orada konmuş olma hali ve kişiyle olan ilişkisi gayet devam ediyor. dokunduğum her şey ben ölünce yok olmuyorsa tüm bu ilişkiler ne oluyor birikiyor mu, duruyor mu, başka ilişkilere mi karışıyor?
    abi
  2. insan ne zaman ölür sorusunu insan ne zaman "yok" olur ile değiştirdiğimizde anlam kazanan ve cevabı kolaylaşan soru...ailenize bakın, dedenizin, ninenizin babalarını, annelerini, onların anne ya da babalarını hala hatırlıyor, anıyor musunuz?
    sonsuza gidenin kalanlara aktardığı birikim/tecrübe/eser/altın (gömü bulaydık iyiydi) o yüzden kıymetleniyor; kişi gittikten sonra da bu kalanlar ortak bir bütünün parçası...nothing really ends...
    mesut
  3. hayır bissürü şey yazmayacağım:

    '' tabii ki, eğer istersen! ''
  4. bilincin tortusu farkındalığına varılan 'varlığın' getirdiği gizil kibirin üretisi sorulardan birisi.

    insan yaşıyorken, uzamdan 'çekilmemişken' bile şey'liği ve şey'liğinin şey'lerleliği hermeneutiğe bağlıdır. böylece uzamdan 'çekilmesi' de her şey gibi yine bu hermeneutiğe bağlıdır. uzamdan çekilmek tabiri aslında yetersiz bir tabirdir. zirâ uzam olarak alınan şey zihin midir yoksa belirli materyallerin oluşturduğu evren mi? ikincisi ise 'çekilmek' veya 'yok olmak' diye bir şey yoktur. somatikliğinin başka maddelere karışıyorluğunu yok olmağ'a bağlayan insansal tasvirdir.
    aynı şekilde bahsedeceğimiz şey olan yok olmazlığına da.

    ölüm bile, ona ölüm diyebilmemiz hasebiyle ölmeyendir. diyebilmemiz, düşünebilmemiz yaşatandır.
    başkasında olmaklık, 'kendimizdeyken' illüzyonunda bizi haset'e sürüklüyor, kibir bundan mütevellit ayyuka çıkıyor. lâkin kendimizdeyken'e illüzyon dedim farkındaysanız, neden dedim bunu? çünkü dil'in yarattığı komün zihin herkesin başkasındalıklarını devindiren kaynaktır. ve bu bedeni ötelemiş gereksizlerin yarattığı kaynak her başkasındalığın ve her kendindeliğin dinamiğidir. bu başkasındalıklar ve kendindeliklerin momentsel oluş anında ne dans ediyorsa 'yaşayan' odur. ölüm ve yaşam diye bir şey yoktur, sadece momentte henüz dans etmeyen veya eden şeyler vardır.

    verilen örnekten devam edersek sözde(*:iki anlamında da anlamlı söz'de veya sözde) ölen kişinin altınları, gömüsü bir moment'te dans etmiyorsa ilişkiselliğinden bahsedilemez. ilişkisellik görüsü kısıtlayan bir görü'dür. yarattığınız bu bilinç dans sahnesinde en iyi dansınızı bile edemiyorsunuz,
    sahneye de bunca bayılıyorken. aşkın olun biraz. aşkın olun ki, dans ederken karşınızda bir ayna belirsin. belirsin ki ne kadar absürd olduğunuzun farkındalığına varın.