1. yeryüzü saltanatımızı bir süreliğine unutmamız icap edecek, kenarda duran kurgusal evrenlerin veya kişilerin dünyalarına göz attığımızda ölümsüzlük konusunda göze çarpan şeyler belirgindir.

    bu hususta ilk olarak ölümsüzlük arayışına girenlere göz atalım;

    -ölümsüzlük genelde bir tür maske niteliğindedir. kişi veya kişiler ölümsüzlüğe erişseler de semboller önem taşımaktadır. mesela kimi nesneler ölümsüzlüğü damgalarken kimi zaman simyacıların çalışmalarıyla somutlaşabilen bir süreçtir. ya bir anlaşma yapılır ya da anlaşma nesnede mühürlenir. tabi bu nesne sembollerle ifade edilebilecek bir önem taşımalıdır. böylece nesne bir tür ziynete dönüşür. yaşamın sona ermemesi için ziynet yok edilmemeli, anlaşmaya da karşı gelinmemelidir.

    -ölümsüzlük gayesine kavuşanlar bir tür çürümeye mahkum kalırlar. bedenin çürümesi ölümsüzlük vaadini tek başına karşılamaya yetmez. bu uğurda tercih edilen yolda tinsel bir yozlaşma öne çıkar. deforme olacak bedenin yeni formu 'mekanik' dönüşüme de evrilebilir. bunun anlamı duyguların yitimini demektir. hissizlik ve yeme-içme kabiliyetlerine gereksinim duymama gibi yaşamı ifade eden bir çok şey aslında insani olma özelliğinin yitirildiğini gösterir.

    -fedakarlık, girilen süreçte 'feda edilmesi' gereken temel şartlardan biridir. ölümsüzlük vaadini veren 'ölüm meleği', 'şeytan' veya 'tanrı'; her kimse, ölümsüzlüğü sunduğu kişinin fedakarlık yapmasını mecbur kılar. sevdiği ve değer verdiği her şeyden kopuş, onu yok ediş veya kendi fiziksel suretiyle ilgili bir yıkım içerir bu fedakarlık genelde.

    (bkz: harry potter) serisinden bildiğimiz üzere lord voldemort belki de ölümsüzlük arayışında olan en belirgin kurgusal karakterlerden biridir. voldemort, hortkuluk olarak damgaladığı nesne ya da canlılar yoluyla ruhunu parçalara böler. emellerine doğru nişan almışken kendisini insan kılan değerleri, hortkulukları meydana getirmeden önce de yitirmiştir aslında. saf kötülüğün izlerini taşır. onun ölümsüzlük arayışı hakimiyet kurmak adına girilmiş bir süreçtir. ve emel uğruna reddedilen eski kimlik yeni kimliğin belleğinde tahakküm altına alınır.

    ölümsüzlerin pek sık yer aldığı (bkz: naruto) 'da seri takipçilerine geçmiş deneyimleri gösterilen karakterler genelde sevdikleri kişilerin kayıplarının ardından mekanikleşen- fiziksel bedeniyle deforme olan karakterler yoluyla gösterir kendini. mesela sasori adını taşıyan bir shinobi kendini kukla haline getirir. insan bedeninden kendisine kalan tek yadigar kalbidir. ki kalp duygulanmanın aracı olarak gösterir kendini.

    bir diğer taraftan yüzüklerin efendisi serisinden bilindik sauron konusuna karar veremedim nedense. yani bir maiar olan sauron'un yüzüğü yapmasındaki amaç sadece güç elde etmek miydi yoksa ölümsüzlükle ilgili bir derdi mi vardı? eh tabi ölümsüzlükle ilgili bir derdi de vardı, ziynetin içine tutturduğu iradesi ziynet varlığını sürdürdükçe sürecekti nitekim.

    - hikayede bulunduğu konum itibari ile ölümsüzlüğe pek öncelerde erişmiş olan kişilerde vardır. anlatının içerisinde ölümsüzlük arayışı işlenmez. büyü burada en önemli kaynaktır. bu tür anlatının içerisinde yer alan karakter genelde bir tür yenilenmeye ihtiyaç duyar. bu genelde fiziksel bir yenilenme ihtiyacı olarak gösterebilir kendini. yeni bir beden kimi zaman bu ihtiyacı karşılamaya yeterken bazen büyülenmiş bir nesne yoluyla gösterebilir kendini. aslında yenilenmeye kaynak sağlayan öğeler, küllerinden doğan anka kuşu ve yılan gibi bir takım sürüngenlerin derisini değiştirmeleri yoluyla gerçeğin ve masalın içine işlenmiş sembolizm öğeleriyle kendini gösterir.

    -diğer taraftan lanetlenme ihtimali vardır. karakter lanetinin vazifesini yerine getirmek isterken yaşamayı derinden özler. yemek yemeyi, seks yapmaktan keyif almayı filan. hani vampirler ve kurt adamlar mevzuları. gerçekten de bu dünyada bize keyif veren hatta keyif verdiğini algı dağınıklığımız nedeniyle kavrayamadığımız pek çok şey olmadan keyif alabilir miydik ölümsüzlük uğruna, sanmıyorum.

    tabiatıyla iyiliği ya da kötülüğü içerse de ölümsüzlüğe -ölümsüzlük arayışları- haricinde mahkum kalmış karakterler yaşama özlem duyar. lanetlerinin onursuzluğunu hissederek ölümsüzlükle buhrana düşerler.

    kurgudan kopup yaşadığımız yeryüzüne dönersek ölümsüzlüğü arzulamamız ölüm ve yaşlılıktan iğrenmemiz olabilir. kabul etmemiz gerekir ki belirsizliğe karşın her birimiz daha belirgin olan yeryüzü yaşamına aşığız. genç ve güzel görünene tutkumuz bundan. boyun büken tüm çiçekler aldatıcı gelir bize, çocukları sever, yaşlılara sadece vicdani bir tutkuyla sarılırız.

    ölümü unutmak adına servet biriktirse de insanlar, dünyanın en zengini olarak tepede de dursa ölümden kaçışı belki ertelenebilir. o kadar. servet kazanma hırsı insana yeni yaşam koşulları sağlar ancak ek bir formülü yaşam olarak sağlamaz. peki yaşama duyulan aşk nasıl karşılık bulabilir; tabi ki iz bırakmak ile. sığ teorilerle aydınlatılmaya çalışılan shakespeare ve homeros eğer vaziyete biraz-cık şahit olabiliyorlarsa kendi dönemlerinde, yaşamdan belirli koşullarla kopmalarını sağlayan yazma ayinlerine ayırdıkları zaman neticesinde belki de böylece ödüllendiriyor olabilir. zira büyük birader gelse ve kitaplar yakılsa, insanlar susturulsa da ne truva atı unutulur ne de hamlet'in intikamı. hatta brave new world'de vurgulanan da bu değil miydi zaten?

    not: her ne kadar ben kurgusal hikaye ve kaynaklardan etkilenmiş olsam da başlığı bilim kanalına açmayı uygun gördüm.
  2. gönüllerde olmaktır. yoksa çok yaşamanın bi esprisi yok. daha ne kadar zulme, açlığa, eşitsizlige dayanabilirsin. ölüm bazen kurtulustur.
  3. şarkılara, şiirlere, kitaplara, özetle insanlık ve dünya için yapılan tüm eylemlere mahsustur.

    !---- spoiler ----!

    what we have done for ourselves alone dies with us; what we have done for others and the world remains and is immortal.

    albert pike

    !---- spoiler ----!
  4. kimine göre lânet kimine göre güçtür.asla mümkün olmayacağını düşünüyorum.
  5. şuan ki bilimsel konjonktür de pek olası görülmüyor. ama bilim birikerek, yavaş yavaş ilerlediği için neden ileride olmasın ?

    bence, ölümlü olup genlerimizi başka bir nesle aktarmak daha mantıklı.
  6. sonu olmayan bi filmi izlemenin ne anlamı var?
    kuz
  7. gilgamis olumsuzluk icin otu calan yilani aramaktadir ancak ilk kil tablete islenen bu oyku ile olumsuzluk mumkun olmustur. bu baslik bilimdisi biyoloji haric bilimin konusu olamayacaktir.
    abrek
  8. ölümle başlayan süreç.
    abi
  9. içinde zaman bulunduran herşey ölümlüdür ; evrenin(universe) de bir ömrü var sonuçta