1. varlık felsefesi diğer bir ifadeyle varlık bilimidir. temel konusu ve sorunu "varlık" kavramıdır. genel bir çerçeve çizmemiz gerekir ise varlıkla ve varlığın kanıtlanması ile ilgilenen metafiziğin bir dalı olan disiplindir. burada ilgilenilen husus fiziki bir varlık değildir. soyut ve geniş kapsamlı bir varlık kavramı içinde varlığı inceleyen ve var olma eylemini değerlendiren disiplindir. yani görünen ve hissedilen varlıkların arkasındaki oluşumu ve gerçekliği incelemektedir. dolayısıyla, modern bilimlerden ayrılmakta ve metafizik altında incelenmektedir. bu sebeple metafizik kavramının da incelenmesi gerekir.

    metafizik ,duyularla kavranamayan varlık ve olguların yapısını ve nedenini akıl ve sezgi yoluyla inceleyen felsefe disiplinidir. soyut bir evrende çalışılmaktadır. düşünce ve bilim gelişmeden önce din felsefesinden bilim felsefesine bir çok farklı disiplin de metafizik felsefesinin altında incelenmekteydi. ancak, gelişen bilim ve düşünce ile her biri ayrı birer disiplin olarak kabul edilmiştir.

    ontolojinin cevaplarını aradığı sorulardan bazıları şunlardır:

    bilgi kuramı nedir?, varlık nedir?, varoluş nedir?, fiziksel nesneler nelerdir?, bir fiziksel nesnenin var olduğu söylemini kanıtlamak mümkün müdür?, bir nesnenin özellikleri veya ilişkileri nedir ve bunlar nesneyle nasıl ilişkilidir?, var oluş bir özellik midir?, bir nesne ne zaman yok olur, ne zaman değişir?

    varlığın niceliğiyle ilgili görüşler:

    varlığı niceliksel açıdan inceleyen düşünürler birden çok görüş ortaya çıkarmışlardır. bunlar:

    a. tekçilik (monizm): bu düşünceyi savunanlara göre, var olan her şey tek bir gerçeklikten oluşmaktadır. thales, hegel, marx bu düşünceyi savunan başlıca monist filozoflardır.

    b. ikicilik (düalizm): bu düşünceyi savunanlara göre, var olan her şey aynı olarak değerlendirilemeyen iki farklı olgudan oluşmaktadır (ruh ve beden). descartes başlıca düalist filozoftur.

    c. çokçuluk (plüralizm): varlığın tek ya da iki değişkene bağlı olmadığını, birden çok etken ve olgunun var olduğunu savunanlar tarafından benimsenen kavramdır. empedokles plüralist anlayışa sahip bir filozoftur. burada doğa filozoflarının arkhe teorisi de söz konusudur.

    varlığın niteliğine ilişkin görüşler:

    a. varlığı "oluş" olarak kabul edenler: evrenin sürekli bir değişim ve oluş halinde olduğunu kabul ederler. herakleitos ve alfred n. whitehead tarafından savunulmuştur.

    b. varlığı "idea" olarak kabul edenler: varlığın ilk ve en önemli ögesi ideadır. varlık idealar ve nesneler olarak iki farklı evrende bulunmaktadır (idealizm). platon, aristoteles, farabi ve hegel tarafından savunulmuştur.

    c. varlığı "madde" olarak kabul edenler: bu görüşe göre var olan veya gerçek olan sadece maddedir, evrenin asıl temelidir (materyalizm). demokritos, hobbes, marx başlıca savunucularındandır.

    d. varlığı "hem madde hem ruh" olarak kabul edenler: idealizm ve materyalizm arasında bir bağ kurmuştur (dualizm). descartes en önemli temsilcisidir.

    e. varlığı "fenomen" olarak kabul edenler: bilme yeteneğinin temelinde bulunan bi­lincin belirlediği varlık fenomendir. bu görüşü savunanlara göre, varlık fenomenlerden ibarettir ve özün bilgisine sezgisel olarak ulaşılabilir (fenemenoloji). edmund husserl en önemli temsilcisidir.

    varlık felsefesinin temel kavramları:

    arkhe: töz-öz-cevherdir. bütün varlıkların ana maddesidir.

    metafizik: duyusal olarak algılanamayan, kanıtlanamayan varlıkları inceleyen felsefe dalıdır.

    madde: insan bilincinden bağımsız olarak var olan, duyularla algılanan varlık.

    idea: değişmeden kalan, öncesiz ve sonrasız olan, var olmak için başka bir varlığa ihtiyaç duymayan, mükemmel varlık.
  2. felsefeciler varlık felsefesi sorularımızı şu şekilde sıralıyor;

    1. varlıkların kökeninde bir tek nesne mi, yoksa ruh ve madde diye iki ayrı nesne mi vardır? ruh ve madde diye iki ayrı nesne varsa bunların nitelikleri ve birbirleriyle ilişkisi nedir?

    2. evrende olup bitenlerin belli bir amacı ve bütünlüğü var mıdır?

    3. doğa yasaları denen zorunlu ilişkilerin varlık nedeni nedir?
    abi
  3. sisyphos soyleni'nde şöyle der camus; "gerçekten ciddi bir tek felsefe problemi vardır, o da intihardır. hayatın yaşamaya değer olup olmadığına dair bir yargıda bulunmak"

    bu konuyu temel alarak öne süreceğim iddialarım şunlar;

    1) hayatın yaşamaya değer olup olmadığını bilebilmenin tek yolu, onu yaşamaktır.

    2) yaşamak yalnızca tek bir şekilde mümkündür; kendini gerçekleştirmek. kendini gerçekleştirebildiği ölçüde insan, eşsizliğini muhafaza edebilir ve yine aynı oranda hayatın içerisinde değer kazanabilir.

    3) insan ancak başka insanlarda gördüğü davranışların köklerini, kendi içerisinde takip ederek, kendi gerçeğine ulaşabilir.

    o vakit rahatlıkla söyleyebilirim ki, insan başka insanlarla aktif bir iletişim içerisinde olduğu oranda vardır.

    not: bir de "insan bilincinin, değişkenleri başka insanlar tarafından atanan, kendi oluşturduğu bir emülatör içerisinde olması" meselesi var ki bu konuyla direkt bağlantılı yalnız, burada değinemeyeceğim kadar uzun ve yazımı bir hayli zor, yoksa atladığım sanılmasın.