• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
öpüşme, gıdıklanma ve sıkılma üzerine - adam phillips
adam philips, insan hayatının her zaman farklı bakış açılarından betimlenebileceğine ve psikanalizin de bu yollardan sadece biri olduğuna inanan mütevazı bir psikanalist. bilimselliğin, yani değerden bağımsız bir hakikat arayışı payesinin, psikanalize özel bir üstünlük kazandırmayacağını, psikanalizin o bilmiş tavrından ancak dilini ortaklaşa kullanıma açarak, gündelik hayata karışarak sıyrılabileceğini düşünüyor. ona göre psikanaliz, insanların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlayan bir hikâye ya da bir hikâye anlatma tarzı. bir tür sohbet. insanlar kendi yaşamları hakkında kendilerine anlattıkları hikâye tükendiği ya da aşırı sancılı bir hale geldiği için katılıyor bu sohbete. öpüşme, gıdıklanma ve sıkılma üzerine bizi, psikanaliz teorisinde ihmal edilmiş olan küçük küçük, ama son derece önemli konular hakkında ilginç sohbetlere davet eden denemelerden oluşan bir kitap.
(kitap bilgileri www.ayrintiyayinlari.com.tr'den alınmıştır)
  1. daha önce psikanaliz üzerine pek bir okuma yapmamış, freud'a dair genelgeçer birkaç bilgiden fazlasını bilmeyen biri olarak biraz da isminin çekiciliğine kapılıp aldığım ve bir ay gibi bir süreye yayarak keyifle okuduğum bir kitap oldu "öpüşme, gıdıklanma ve sıkılma üzerine".
    öncelikle okuması oldukça kolay ve ufuk açan bir kitap olduğunu söylemeliyim. kitap üzerine not alma, beğenilen kısımların altını çizme huyu olan biri olarak okurken kitapla epey interaktif bir ilişki kurdum. gerçekten de gıdıklanma, endişelenme, sükunet, engeller gibi psikoloji literatüründe üzerinde pek de durulmamış konuları ele alıyor phillips. tüm bunları anlatırken de size "hakikaten bunun üzerine nasıl düşünmemişim hiç" dedirtiyor ve ele aldığı tüm konuları çok güzel bağlantılarla inceleyerek size tekrar ve bambaşka açılardan düşündürtmeyi başarıyor. bu konuları işlerken freud'un yanı sıra diğer pek çok psikanalist, sosyal bilimci ve yazarın fikirlerinden faydalanıyor.

    kitapta en çok ilgimi çeken kısımlardan biri "endişe ve hoşnutsuzluklar" başlığı altında phillips'in "worrying" (endişe) kelimesinin kökenini anlattığı yer oldu. eski ingilizce'de "köpeğin avını boğarak öldürmesi" anlamına gelen bu kelime 19. yüzyıl itibariyle günümüzde de kullandığımız şekilde yeni bir anlam kazanmış. phillips bu dönüşümdeki bağı endişenin insanın kendisini avlayarak üzmesi şeklinde gelişen bir duygu durum olduğunu söyleyerek kuruyor.

    bu arada kitabın bir diğer güzel yanı da yer yer kullanılan yerinde ve güzel alıntılar. bu alıntılardan birini de ekleyerek yazımı sonlandırayım:

    "insanı arkadaşlarından ayıran ve tek başına bırakan mekan nasıl bir şeydir? bacakların sarf edeceği herhangi bir çabanın, iki zihni birbirine yaklaştıramayacağını anlamış bulunuyorum. en çok neyin yakınında yaşamayı isteriz?"
    -henry david thoreau