1. açık ve net söylüyorum aptallıktır. tarihin hangi çağında uzun süreli bir barış ve huzur ortamı olmuştur bu topraklarda? savaş, ölüm, aç gözlülük ve menfaatlar dışında ne var bu topraklarda?

    kaç hayat son buldu? bazıları henüz ya başındayken ya da başlamadan. kaç hayal yitip gitti? kaç gelecek çalındı masumlardan? kaç anne, baba ağladı yavruları için? bomba seslerinden korktuğu için kaç çocuk ağladı, öldü? kaç çocuğun patlayan bombalar yüzünden toz olan yanakları göz yaşı ile temizlendi?

    kaç kadınımız, kocasız, nişanlısız, sözlüsüz kaldı? kaç bebek babasız kaldı? kaç baba evladının tabutu başında ağlamamak için vatan sağolsun diyerek boğazında hıçkırığı düğümlendi?

    ben sayamadım dostlarım, bundan sonra da sayamayacağımı gayet iyi biliyorum. bu lanetli topraklardan nefret ediyorum. inanın bana popülistlik yapmak, dikkat çekmek veya beğeni, favori kasmak için yazmıyorum.

    ilk çağlarda ticaret yüzünden savaşlar yapıldı. ondan sonraki çağlarda kutsal toprakları bahane ederek haçlı seferleri yapıldı, yakıldı, yıkıldı, yağmalandı bu topraklar. bugün petrol savaşları bitse inanın başka bir bahaneden dolayı karışır bu topraklar. lanetli bu topraklar. bu topraklar da yıkılmış o kadar medeniyet var ki, ondan dolayı kültürel açıdan bu kadar zengin.

    tanrının, varsa bile semavi dinlerde bize anlatılan gibi olmadığının en büyük kanıtı bu topraklar. bu topraklar zalim, bu topraklar zorba, bu topraklar lanetli!
  2. orada doğan insanlar orada doğmayı kendileri istemedikleri için aptal değillerdir. şimdi ben orta doğu'da doğsam aptal mı olacağım? orada doğan iyi insanlar aptal mı? tabii ki oraya yaşamaya gitmek aptallıktır fakat hiçbir şey yapmamış insanlara aptal demek, asıl aptallıktır.
  3. yaşıyorum sanmaktır.

    oradan çıkıp şöyle daha insani, daha doğrusu insan hayatının önemli/kıymetli olduğu coğrafyalara gittiğinizde, oradaki yaşam şekline baktığınızda anlıyorsunuz ki aslında sizinki yaşam değilmiş.

    çeşitli hurafelerle, yalan yanlış bilgilerle içi doldurulmuş bir yarı ölüm halidir ortadoğuda yaşam. böyle bir "ara form" ya da "araf formu" (bak bu daha da güzel oturdu) aslında ortadoğudaki insanın doğum haliyle ölüm hali arasında geçirdiği evre.

    henüz bu tip coğrafyalara gitmediyseniz, burada yaşıyorum sanmaktasınızdır. dünyanın en güzel şehrinin istanbul, izmir, mersin, erzurum, halep, şam, tahran falan olduğu iddiasında bile olabilirsiniz. sıkıntı yok, sizi kınamıyorum, başka bir şey görüp anlamadığınızdan böyle düşünüyorsunuz. bildiğiniz hayat/yaşamak bu. diğer türlüleri bir tek filmlerde oluyor sanıyorsunuz.
  4. aptallık diyen sığ kardeş, orada yaşayanların hiçbirisi emin ol orada doğmaktan mutlu değiller, bununla gurur da duymazlar ya da orada doğmuş olmayı bile işkence olarak görebilirler. bunu küçük bir empatiyle çözebilirsin. ama neyi çözemezsin biliyor musun? bu kalıplaşmış buz gibi önyargıları, oradaki insanları aptal diye aşağılamayı, işte bunlar aşılmaz. o insanların hiç şansı oldu mu ki güzel bir güne uyanmak için? biz şu an türkiye'de nasıl mutsuzsak ve birçoğumuz ülkenin durumundan ötürü bu ülkede çocuk dünyaya getirmekte endişeliyse orası da öyle kardeşim.

    bir ülkede doğmak kaderdir, kazanılmış bir statü değildir. norveç'te doğan birisi benden daha akıllı değil ya da aptal değil ama kaderi benden daha aydınlık. lanetli dediğin toprakları lanetli yapan kim? sen, ben, o. bir başkası. yine üzerinde yaşayan. bu sosyolojik bir sorun. fakat yaşayan insanları sırf o bölgede diye aptal lanse etmek tepeden ve cahilce bir bakıştır.
  5. yaşadığın her gün, uyandığın her gün, ülkeyi düşündüğün her an (bkz: gazi mustafa kemal atatürk) 'ü rahmetle anma sebebidir. kurduğu bu ülkenin kendi diyalektiğini muhteva eden bir düşünce sistemi içerisinde ilerlemesini hedef alan, muasır medeniyeti ve bağımsızlığı temel alan bir türk milleti oluşturmayı hayal eden bu yüksek karakteri her gün özlemle anmaya sebeptir ortadoğu. en kötü zamanlarda, bu ülkeden ve bu milletten ümidimi kesmeye yaklaştığım her an "umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim." sözünü hatırlarım gazi paşa'nın. bugün laf edilen, beğenilmeyen, cahil denen insanlarla emperyalizme karşı kurtuluş savaşı vermiş ve kazanmıştı atatürk. sırf bu yüzden bile ortadoğu coğrafyasında umut sahibi oluyorsun. tüm zorluklara, tüm olumsuzluklara rağmen gençliğe hitabe'yi okudukça ayakta duracak ve mücadele edecek gücü buluyor insan. bu coğrafyada bu umudu taşıyabilmek bile çok büyük bir ayrıcalık, ruhu şad olsun.
    ae
  6. platformun fikir kapasitesinin sınırına işaret eden konudur. orta doğuda yaşamış veya çoğunlukla da yaşamakta olan insanların girdiği bu platformda, bu başlıkta bir miktar fikir beyanı beklenirdi.
  7. abdülhamid doğuya islamcı, batıya laik bir tavır sergilemiş. bu abdülhamid'in torunu olduğunu söyleyen bizimki, doğuya da batıya da radikal islamcı profili çiziyor. bunu da çaktırmadan yapmaya çalışıyor sözde. her şey ortada. ortadoğu yeni dünyanın mordoru olmuştur. stratejik önemi yüksek olan ülke yani biz, o tarafa doğru hızla çekiliyoruz. göreceğiz ortadoğunun göbeğinde olmak nasılmış. yıkılsın yunanistan diyor, susuyorum.
  8. her öğleden sonra black holes and revelations albümünden map of the problematique dinlenildiği taktirde pek fazla sıkıntı yaratmayacak durum.