1. ilk türk arkeoloğu kabul edilmekle birlikte çağdaş türk müzeciliğinin de kurucusu olan osman hamdi bey'i ilk duyuşum sbs ile olmuştu. kaplumbağa terbiyecisi resmiyle alakalı bir türkçe sorusu tüm 8.sınıfları yerle bir etmişti. pek de iyi anılmazdı o zamanlar.

    * bahsettiğim kaplumbağa terbiyecisi adlı eser 5 milyon liraya satılmış ve türkiye’de satılan en değerli sanat eseri rekoruna sahip olmuş bir zamanlar.

    * yeşil cami önü adlı eseri ise 14 mayıs 2016'da bu rekoru geride bırakarak önce 13 milyon 509 bin liraya satılmış.
  2. fransa'da hukuk ve sanat eğitimi alıp ülkeye döndüğünde müze-i hümayun'u gelişmesinde başrol oynar. ressam, eğitimci, müze müdürü ve arkeolog olarak çalışır, tarihi eserlere ilişkin hukuki düzenlemelerin hazırlanmasında rol alır. bu çokyönlülüğünü babasının tam bir osmanlı elitinden olmasıyla da ilgisi var. hep fransızca mektuplaşırlarmış. ama osman hamdi bey babasından farklı olarak müzecilikte osmanlı tebaasından ziyade avrupalı ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi amaçlayan tutumu yıkar. helen-bizans örnekleri ve çok küçük imparatorluk koleksiyonuna sahip müze-i hümayun'u dünya çapında bağlantıları olan bir kurum haline getirir. çinili köşk'ün tarihi eser koleksiyonunun sergilenme düzenini değiştirerek tam anlamıyla tarihi müze yapar. müzeoloji önemsenen bir dal haline gelir. oryantalist sanatçılara da katıldığı sergilerdeki tutumuyla ders verir. ötekileştirici bulunan osmanlı geleneksel kıyafetlerini giyerek katıldığı bu sergilerde avrupa sergilerinde yer avrupa devletlerinin sömürge gücünün gösterildiği bir vitrin işlevini üstlenmez. aksine kültürü tanıtmaktır, çünkü osman hamdi bey bu tip propagandaları bayağı bulur. chicago'da yeniçeri mankenlerinin sergilenmesi gibi o da her gün giydiği frakı bırakıp egzotik kıyafetlerle poz verip, sergilerde görünür.

    tablolarında da aldığı modern eğitime uygun figürler ve mekanlar kullanmaz. çalışan ressam tablosunda kendini ve eşini, o soyut oryantalist ressamlar gibi geçmişte tahayyül eder. kadın figürü izleyiciye sunmaz. bu tablosu osman hamdi bey'in avrupa'nın doğuya bakışını onayladığı ve osmanlı geçmişini romantize ettiği gerekçesiyle epey tartışma yaratmıştır. ama kendisi otoportrelerdeki tasvirlerini ''geçmiş zamanda modern bir sanatçı/koleksiyoner sunuyorum, sürekli geçişlerde yaşamanın ayrıcalığına sahibim'' diyerek açıklamıştır. ama sanayi-i nefise mektebi'ne müdür olarak atanıp sanat okulunu kurduğunda kendi tarzından farklı olarak öğrencilere avrupa stilinde tablolar yaptırır.

    söylendiği gibi müze kaçakçılıklarını da engellemiştir. aslında o dönem kaçakçılık kadar sarayın hediyeleri de zarar veriyordu müze mirasına. çünkü avrupa müzelerinden gelen istekleri -özellikle louvre'u- asla kıramıyordu saray. osman hamdi bey bu gönderimlere son veremese de en aza indirmiştir. gönderilecek materyaller önce osman hamdi bey'e gösteriliyor ve seçtikleri kalıyordu. arkeolojik kalıntılara gün geçtikçe daha çok önem verir. dönemin avrupa anlayışına göre kazıdan çıkarılan eserin mülkiyet hakkı, onu kendi toprağından çıkarana değil, eseri inceleyerek kavrayana aittir. bu yüzden kazı ekipleri osmanlı'ya çıkarılanlar listesi bile sunmadan götürürdü eserleri. osman hamdi bey de arkeolojik kazı alanlarına, kazıyı belgelemek amacıyla türk heyet gönderir. böylece avrupa'nın eser mülkiyeti iddiası kırılır. daha sonra düzenliolarak arkeolojik kazılar yürütür. sayda'da ve nemrut dağı'nda gerçekleştirdiği kazılar büyük ses getirir. arkeolojik kazı fotoğraflarında diğer çalışanlara nazaran dik duruşu da takdir toplar saray çevresince. tabi bunu entelektüel işçi ayrımı olarak görüp kınayanlar da vardır. unutmadan hamdi bey | izlenimler 18691885-2139 şunu da bırakayım.
    sezgi