1. bir toprağın dalına dokunamadığı yerde büyüyen
    boşluk
    ayışığında kaldırımları süpüren bir kadının ikide bir
    durup, burnunu önlüğünün koluna silmesi
    gibi boğuk, gibi çıldırtıcı, gibi silik

    sana artık ahmet erhan diyorlar
    nereye gideceğini yitirmiş yol, uçurum, dağ, bayır, çöl
    bir kuşun kanadından çıkan kav
    bir kibritin ömrünün bir tek sigarayla sınırlı olması
    -alkol, kendileri seni seviyor
    her el titremesinin bir fotoğrafını çekmeli
    yanık masa örtülerinin, kırık bardakların
    günışığında her şeyin, her şeyin görünmesi
    gibi iğrenç, gibi gerçek, gibi anlamsız

    sana artık ahmet erhan diyorlar
    tökezlemiş söz, suskun türkü, rendelenmiş umut
    kırıntısı
    şiir... alkolik bir babadan artakalmış sarışın güz boğuntusu
    çıkılmaz buradan artık diyor bir ses, hiç değilse
    kapıları iyice örtün
    soğuk, yalnızlığa özenip girmesin içeri
    gibi sinsi, gibi alaycı, gibi bungun

    sana artık ahmet erhan diyorlar
    kötümserlik, kusmukların çiçek kalıplarına dökülmüş hali
    her şeyin göreceli olduğu bir dünyada iş mi bu şimdi
    değişimlerin bir türlü dönüşüme varamadığı yerlerde
    aklımı teğelliyor bir çocuk durup dururken
    gibi çılgınlığa, gibi serseriliğe, gibi ölüme

    sana artık ahmet erhan diyorlar
    parmak damgasının mülkiyete yettiği bir çağda
    yüreğini kağıtlara basmanın bedeli
    damarlara dolan toprak kokusunun hep ölümü çağrıştırdığı
    yaşamın konuşulan en eski lehçesi
    gibi okunmayan, gibi tozlu, gibi gülünç

    sana artık ahmet erhan diyorlar
    diklendikçe kendi rüzgarından başı dönen gurur
    yürüdükçe yollardan pencerelere yükselen buhur
    çok şey görmüş geçirmişsin biliyorlar
    gibi ölüm, gibi aşk, gibi şiir

    sana artık ahmet erhan diyorlar
    akdeniz 1958.1.72.60 kg. evli, karısı hamile. iki paket
    sigara. sabah dokuz akşam yedi. -sahi ne vardı başka?
    evet, diyorlar ve ekliyorlar:
    önüne geleni öpme isteğiyle dolu bir insancıllık
    sonunda götürse götürse çiçek götürür kendi mezarına
    gibi deli, gibi meczup, gibi şeyda

    ve keçe uçlu bir kalemle yazıyorlar:
    doğacak çocuğuna ad düşünen nihilizm
    sabahın alacakaranlığında bir uçurum önünde
    bekleyen dirim
    sana artık ahmet erhan diyorlar.