1. taşınabilir şarj aletlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte artık keyifli hale gelen yolculuktur. beni sorarsanız eğer ben genelde ilk 45 dakika içinde uykuya dalar yol kaç saat sürerse sürsün varmadan yarım saat önce de ağzımın kenarındaki salyaları silerek uyanırım. uyanınca arka çaprazdaki dayı öğrenci misin hangi bölümdesin diye sorularla beynimi ziker o ayrı mesele ve hiçbir yolculukta da şaşmaz. sonra şehir merkezine girilir uyurken herhangi bir şey çorlanıp çorlanmadığına bakılır. mesafeye göre en az 6 saat uyumuşsundur çünkü. sonra otobüs durur, kalkılır yavaşça. beliniz artık yeni bir konformasyon kazanmıştır. suna pekuysal gibi yaşarsınız bir süre. nihayetinde eve gidilir. yemekler hazır sofra kurulmuştur. ne zaman biteceğini o anlık düşünmediğiniz tatiliniz başlamıştır.
  2. aşırı sıkıcıdır. bir arkadaşınla ya da ailenden biri ile o yolculuğu gerçekleştirirken kendi özverimle gerçekleştirdiğin duygu bir başkadır..
  3. uzun boylu biriyseniz yapmamanız gereken yolculuk türüdür.özellikle gece yolculuğu ise öndekinin koltuğu geriye yatırması ile beraber zorluk derecesi iki kat artar,iki büklüm gidersiniz saatlerce.
  4. zırlayan çocuk, meraklı amca/teyze, hayvansevmez muavin, çalışmayan koltuk arkası zımbırtıları, önünüzdeki koltuğu sonuna kadar yatıran ve bütün yolu uyuyarak giden yolcu gibi unsurlar barındıran yolculuk türü
  5. tek başıma yapıyorsam 1 numarada otururum ve sıkılmadan yolu izlerim gece boyu şoföre kahve çay getirip götürdükçe muavin bana da getirir uyanık gördükçe bi süre sonra sohbet etmeye başlarız. önümdeki bir sığırın para yapıştırmamı beklercesine kucağıma yatması ihtimali de ortadan kalkar, (bir kere inat edip 6 saatlik yolculuk boyunca bacağımı dayayıp öndekini dimdik oturtmuşluğum var).
    güzeldir insan özler yeni bir yere gitmek hissi geçici de olsa mutlu eder umutlandırır
    wtf
  6. önceleri severdim. kulaklığımla müzik dinleyip camdan dışarıya bakmayı, araçların plakalarını okumaya çalışmayı, yan koltuktakilerle sohbet etmeyi, mola yerlerinde hediyelik eşya reyonlarını gezmeyi.
    bayramlarda memlekete giderdik. bilet sıkıntı olurdu. 45 numarada gitmişliğim bile oldu* ağlayan bebekler, soru soran 6 yaş grubu cocuklar , yüksek sesle konuşan yolcular vs vs. beş yıldır hiç otobüs yolculuğu yapmadım. özledim mi ne?
  7. kamil koç la daha bi zevklidir (1928 den beri :) )
  8. 6 saatten fazlasina tahammülüm yok sözlük. 5 senedir istanbul-ankara arasi bol bol yolculuk yaptim. bu mesafeden daha fazlasina dayanamiyorum. memleket 12 saat suruyor diye memlekete gitmiyorum ben.

    bir de bir defasinda param yoktu aşti de istanbul istanbul istanbul diye bagiran amcalardan bilet aldim. cok ucuzdu cunku :)) o gunden sonra tovbe ettim zaten. bilet aldigim otobus memleketin neresinden geliyordu tam olarak bilmiyorum ama muhtemelen epeydir yoldaydi... yol boyu sadece montumu kokladim. burnuma yapistirdim montumu ve araliksiz onu kokladim. canim montum. burada detaya girmeyecegim. sizlerin midesini düsünüyorum cunku...
    6 saatlik yolu 9-10 saatte anca bitirebilmiştik. bir de sayamayacagim kadar cocuk vardi o otobuste, onu da unutamiyorum.

    5 yildan sonra otobus yolculuguna dair soyleyebilecegim en önemli sey yolculukta otobus firmasi cok önemli. ve gündüz yolculugu her zaman daha güzeldir.

    ha bunun disinda bir de metro turizmle yapilmamasini tavsiye ediyorum.
  9. şimdi 3-a sınıfından merve , "otobüs yolculuğu" adlı psikolojik gerilim türündeki hikayesini okuyacak arkadaşlar,
    yaşananlar tümüyle gerçek olup kişi ve yerlerin adları değiştirilmiştir.
    geçen sene mayıs ayında memlekete ailemin yanına gitmek için hazırlanıp çıktım ama cebimde de çok para yok yani idareli olmam gerek.
    garaja ulaşmam için otobüs,dolmuş ya da servis kullanmalıyım.dolmuşla servis evime uzak bir yerden geçiyor, otobüs durağına da beş on dakika valizle yürümek ve sonrasında aktarma yapmak gözümde büyüyor.üstelik kentkartım boş.
    taksi çağırdım.sonra da taksiciye ayıp olmasın diye beş liralık değil on liralık gideyim dedim.daha ilerde yol üstünde indim.oradan dolmuşa bindim.şimdiden 12,5 tl oldu.erken vardığım için garajda bekledim, gazete dergi aldım +8, oturdum bişeyler içtim +4,5.otobüse bindim +25(=50)
    otobüste öküzlük etmiyim dedim ve yanımdaki teyzeye selam verip oturdum.hay vermez olaydım, şemsi paşa pasajında sesim büzüşeydi...teyze konuşkan çıktı.selam kelam beş on dakika sonra gazete dergiye gömülebilirim diye ümit ediyordum ama izin vermedi.
    solumdan seri bir şekilde tükürük içinde bırakarak içinin pisliğini üstüme kustu teyze...misafirleri gelince şampuan saklamasından kocasının gençliğinde attığı dayağa, kaynının onu ezdiğinden, kocasından gizli altın yapıp biriktirdiğine kadar her şeyi ama her şeyi anlattı.beni kınamayın a dostlar ben teyzeleri de dertleşmeyi de çok severim ama bu kadın şer kadın,herkesten ve her şeyden nefret ediyor, bunu konuşma tarzı, mimikleri, ses tonu, seçtiği sözcükler ve tüm ipuçları ile ortaya koyuyor.
    bir de sonunda iş münasebetiyle uzaktan tanıdığım birinin annesi çıkmaz mı? bu uzaktan tanıdığım kişiyi de sakin, işinde gücünde, pozitif biri olarak tanıyorum. kendisinin bile bilmediği aile sırlarını öğrenmekten acayip bi rahatsızlık duyuyorum ve bir yandan da onun adına üzülüyorum böyle bir annesi olduğu için.
    şimdi gülerek anlatıyorum ama teyze bana değil soluklanmak, düşünmek için bile bir şans tanımadı. anladım ki benim insanlara pek de tahammülüm kalmamış.
    neyse, uzun lafın kısası yolculuğun benim için varış noktası bir ilçenin otogarı ya da otogardan üç-beş kilometre sonrasında bir kavşak.benim kavşakta inmem lazım orada babannemle buluşup beraber annemlere geçeceğiz.ama ben otogara vardığımızda otobüs durur durmaz suyun altında nefessiz kalmış birinin kendini yüzeye atması gibi dışarı attım kendimi.lanet olsun atom fiziğine de profesörlüğe de diyerek valizimi aldım.
    şimdi gene tercihler skalası önümde açık, ailem ve babannem sigara içtiğimi bilmiyor,eve gideceğim gün ben hiç sigara içmiyorum.kimse içmiyor kokuyu alacaklar diye korkuyorum. babannemle yarım saat içinde buluşmak zorundayım ve sigara içme isteğiyle yanıp kavruluyorum o sırada.otogardan kavşağa önümde bir yol var servise binsem bekleyip bütün ilçeyi dolaştıktan sonra oraya ulaşabilirim ancak.dolmuşa binsem bilmiyorum buradan oraya ne gider? dedim ki alışkınım ya taksiye bineyim ne tutacak ki taş çatlasa on-onbeş tl.erken de varırım bi sigara içerim parfümleri sıkar babannemle buluşurum.nah buluşursun...
    taksiye atladım, varış noktasını söyledim,taksi kalktı.ne kadar tutar dedim, taksici 30-40 tutar abla dedi.gözümden şimşekler çıktı o an.yanlış anladığını düşündüm,tekrar tarif ettim.adam da yineledi.ben geldiğim şehirde sürekli biniyorum taksiye hayırdır uşağum dedim, sen her yerin tarifesini aynı mı zannediyorsun dedi.bunları konuşana kadar ilerlediğimiz mesafe taksimetrede 15tl'yi buldurdu.durduk ve ben indim.in the middle of nowhere, güneşin bağrında,hızlı ve öfkeli...(50+15=65 tl :) )
    az önce indiğim otobüs en önde lanet olası pis teyzeyle salınıp geçti önümden.teyzeye de kaderime de züğürtlüğüme de küfredip dolmuş beklemeye ve yürümeye başladım.zaman daralıyor, bırak sigara içmeyi, babannemin yanına vaktinde varmak bile tehlikeye düştü (buluştuğumuzda da belli saatlerde kalkan bir başka otobüse binmemiz gerekiyor).
    ay çok uzadı,sabredip okuyan var mı acaba.. neyse güneşin altında yürüyorum ve alt dudağım hafiften aşağı sarkıyor.ağlayacağım.kendi kendime şarkı mırıldanmaya başladım.kendimi hep beş yaşındaymışım gibi avutmaya çalışırım zaten.dolmuşlar geçiyor değişik isimlerde.elimi kaldırıyorum durmuyorlar.neden bilemiyorum.belki yürüdüğüm yönde başka dolmuşlar da geçer ve alırlar diye yürüyorum.otostop çekmeyi düşünüyorum ama tecavüze filan uğrayacak zamanım yok diye vazgeçiyorum(burası türkiye kardeşim).
    gide gide bir durağa vardım,yolun da yarısını geçtim.başka dolmuşlar geçiyor buradan.duruyorlar, şuraya gideceğim diyorum.orada indiremezlermiş?! neden ulan geçiyorsun oradan? arala kapıyı yuvarlanarak atliyim ben? yok olmaz.
    gelen gidiyor almadan.en sonunda bi dolmuşa biniyorum.ineceğim yeri söylemeden.biraz ilerledikten sonra şöför soruyor,söylüyorum,aaa abla orada indiremem der demez kaşlarımı küçük emrah yapıp "babannem bekliyo otobüsü kaçırcaz kimse almıyo nolur nolurrrr" diyorum.adam o kadar acıdı ki ısrar etmem rağmen paramı bile almadı.meğer oraya giden başka dolmuşlar varmış.bu dolmuşlar orada yolcu indirince bizim müşterimizi çalıyorsunuz diye kavga ediyorlarmış.
    daha takatim kalmadı...kısaca bitiricem.babanneme ulaştım..stop..sigara içemedim..stop..babannemle saatini beklediğimiz otobüsün saati değişmiş..stop..gene dolmuşa bindik..stop..(+6+6)..
    benim evden çıkıp annemlere varışım 75i buldu ve şehirler arası otobüs bileti 25 tl.diğer her şey için menapoz teyze..stop