1. kesinlikle en çok özendiğim şeylerden biri. adam çekiyor sırtına bir sırt çanta sonra hurra yola koyuluyor. ne bi hazırlık ne bir şey. bırakıyor hayatın akışına kendini. sonra da şehrimizin işlek caddelerinde görüyoruyoz onları dünyayı dolaşıyorum cebinden ne çıkarsa diye. cidden nasıl bir zevk olduğunu hayal bile edemiyorum.

    ilerde yaparsam bunu yoldaşım şimdiden hazır. hiç olmadı evimizde oturur çayımızı yudumlarken internetten people are awesome izleriz.
  2. dünyanın en güzel şeylerinden biri. hiç tanımadığın bir hayatın arabasına binmek.

    amaç sadece istediğin yere bedava gitmek değil; paylaşmak, beraber gitmek, o bir saatlik bile olsa bir arkadaş edinmek, akşam yemeğinde yalnız olmamak.

    bir yandan sohbet ederken diğer yandan gideceğin yerin hayali, acaba nasıl bir yere gidiyorum sorusu kafanda. çok başka. üstelik düşünüldüğü kadar tehlikeli de değil. canın künefe mi çekti? al bir karton, yaz üzerine hatay büyük harflerle. düş yollara.

    gitmeden, gezmeden, görmeden ölmek çok acı. ne kadar yaşayacağız ki zaten?
    görmek isteyerek yaşamaktansa; görerek ölmek daha iyi değil mi?

    ekleme: nerden naparız nereye gideriz diye cesaret edemeyenler varsa http://hitchwiki.org/tr/Ana_sayfa bu sayfadan otostopa nerden başlanır, hangi tarafa nasıl gidilir yazıyor hepsi.
  3. okumayı söker sökmez elime jules verne kitapları tutuşturulmasıyla hayallerimin direği olmuştu. ortaokulda ise düşleri biraz daha gerçekçi kılmak için türkiyeyi otostop çekerek dolaşmak istedim. yola çıkmayı ise hiçbir şeye bağımlı olmadığımın, birey olduğumu kanıtlamanın tek yolu olarak görürdüm. hâlbuki anısı var diye fişi bile çöpe atmam. şimdiyse geleceğin belirsizliğinden ürktükçe anılarımın cennetine sığınıyorum. bir de evde mandalina yiyip facebookta gezginlerin paylaşımlarını beğeniyorum. bu gezginler ormanın ortasında interneti nerden buluyor lan diye düşünüyorum. eve gidince yüklüyorlar fotoğrafları bence. işleri güçleri caka satmak. en iyisi pikinik. hava ısınsa da biz de pikniğe falan gitsek ya.
  4. gökçeada'dan bozcaada'ya motorla geçmek gibi bir şey
    belit
  5. mümkünse türkiye sınırlarından güvenli seyahat yöntemleriyle çıkıldıktan sonra başlanılması gereken aktivite.
  6. türkiye'den geçmezseniz pek sıkıntı olacağını sanmıyorum. iki kız arkadaşım ceplerinde yaklaşık 500 er euro ile iran'dan başlayıp çin'e kadar gittiler. döndüklerinde çektikleri fotoğraflarla sergi açtılar. mis gibi gezip dönmüşler. ben kampüs girişinden otostop çekmeye korkuyorum. geçen yıllarda kampüsten otostopla birinin arabasına binip tecavüze uğrayan oldu kaşla göz arasında, hem de izmir'de...
  7. henüz dünya aşamasına varamasam da şu an için türkiye hayalim devam ediyor. geçtiğimiz hafta sakarya-ankara macerası ile başladığım yolculuk önümüzdeki nisan ayında sakarya-izmir-antalya olarak sırasını bekliyor...

    çevremde bunları duyan çoğu kişi açık bir şekilde deli gözüyle bakıyor. birçoğu da imreniyor. okuduğum bölüm itibariyle herkesin ders çalışıp sınavlara hazırlandığı bir dönemde kalkıp şehirlerarası otostop hayalinin peşine düşmem elbette ki onlara saçma gelecek ama ben inanıyorum ki yollarda çok daha güzel bilgiler, yaşantılar mevcut. ansızın bir araba duruyor ve mucizevi bir yolüstü hikâyesine konuk oluyorsunuz...

    abartı olarak anlattığım bir durum yok açıkçası. bu durumu herkese anlatmaya çalışıyorum. yakın arkadaş çevrem bile bunlardan bahsettiğim zaman bana argo sözlerle alaycı tavırla baktılar ama son yolculuğumdaki olayların güzelliği ile şimdiden bir sonraki hikâyede yer almak için sıraya girdiler.

    tehlike... elbette ki tehlikesi var. normal hayatın akışında olduğundan daha az hatta. yani sokak ortasında yasal bir kurşunla vurulmanızdan daha düşük olasılıklarla yolculuk ediyorsunuz sanırım. şehir efsanelerinde anlatılan kötü kalpli siyah ceketli abilere henüz rastlamadım ama beni alıp yemek yediren, çay ısmarlayan, yolunu 50 km değiştirip beni istediğim yere bırakan, hanımının elindeki poşeti alıp; 'alın evladım yiyin, sıcak sıcak poğaça.' diyen, çocuğunu doktora yetiştirmek üzereyken yol üzerinde beni de alıp duamı isteyen insanlarla karşılaştım. belki de sırf bu hikâyeler için yollara duyduğum özlem artıyor. ya da başka şeylerin avuntusu, kimbilir... hiç de yeri değil galiba burası.

    diyeceğim o ki, otobüs biletlerinin cam kenarı yalnızlığı hiç çekilmiyor. yolüstünde hafif uzun, esmer birini görürseniz alın, ben olsam sizi alırdım çünkü. söz, çaylar benden...
    araf
  8. otostop çekerken spontane gelişecek bir ilişkinin cazibesini görüyor ve arttırıyorum: taksi şoförlüğü yapmak. değişik insanları tanımaya duyulan egzotik merakı tam zamanlı olarak gidereceğini düşündüğüm bir uğraş. hep hayalim olmuştur diyemem tabi ama bu deneyimi en azından bir süre yaşamayı ara sıra düşlemişimdir. esasında günümüzde ütopik bir heves de değil. eğer bir gün araba alırsam über üzerinden taksicilik yapmayı ciddi ciddi ele alacağım.