1. pek çok olumsuz görüşe rağmen ben aşırıya kaçılmadıkça oldukça faydalı olduğunu savurum hep. ancak oynadığım restoran oyununda (evet oyun skalam biraz geniş ne var? hep kaleler mi fethedicez alla alla!) yemeklerim yanmasın diye başında beklerken akşam yemeği için hazırladığım gerçek yemeğin yanması biraz ironik oldu.

    sanal bebeği ile ilgilenirken canlı bebeğini öldüren abla gibi olmadan restoranımın kepenklerini kapatsam mı acaba?
  2. moba yani dota yani lol oynayan adam bitmiş adamdır arkadaş.
  3. dedikodu yapacağına oturup stres atıyordur. boş vaktini paraya dönüştürülebilecek bir şeye harcıyordur (çok oynanan online oyunlarda para dönüyor baya). 4 saat kansere çare aramış, bulamamış, bir dota 2 atayım sonra devam ederim diyordur. sonrasında gidip kansere çare aramaya devam edecektir belki. bilemezsin yani.
  4. özellikle online oyunlar gündelik dertlerden sıkıntılardan uzaklaşmamızı sağlar daha doğrusu sağlamalı lakin bazen kendimizi öyle kaptırıyoruz ki küfürler havada uçuşuyor. size tavsiyem oyun oynarken saygı kurallarının dışına çıkmadan takım arkadaşlarınızla iyi iletişim kurmanız. emin olun bu şekilde daha başarılı olacak ve başarılı oldukça oynamaktan daha fazla keyif alacaksınız.
  5. yıllardır vazgeçemediğim bağımlılığım
    wtf
  6. gerçek dünyanın yeterince iyi olmadığı bir varoluşta, kimi zaman huzuru bulmak, kimi zaman öfkemizi sonuna kadar serbest bırakıp, bir zen ustasının dinginliğine erişmek gibi; kendimiz olmak, kendimizi soyutlamak, varoluşumuzdan sıyrılıp uzaklaşmak ve hafiflemek için yaptığımız eylem...

    oyun, sadece video oyunlarından ibaret değildir aslında. 90 sonrası jenerasyon bunu biraz atlıyor düşünürken.

    oyun kimi zaman bir topu sektirmek,
    kağıtlardan kule yapmak,
    ritmi bozmadan hareketi tekrarlamak,
    cama vuran yağmur tanelerini yarıştırmak,
    misketleri tokuşturmak,
    oyuncak arabaları parke üzerinde kaydırmak,
    masa üzerine serilmiş haritalarda hayal gücünü zorlamaktır.

    kimi zaman ise mortal kombat'ta bolca kemik kırarak öfke yatıştırmak,
    dota'da takım halinde zafere koşmak,
    heartstone'de bir sonraki kartın ne olacağını merak etmek,
    skyrim dağlarında bilinmezlikler içerisinde kaybolmak,
    warcraft'ın meyhanelerinde bira içip sonra griffon sürmek,
    amnesia'da altına sıçana kadar korkmak,
    need for speed'de dağa taşa vura vura gaza köklemek,
    red alert 2'de dünyaya komüzinmin egemen olacağı hayaliyle zeplinleri üretmektir.
    ya da sadece candy crush'ta şeker patlatmaktır.

    oyun oynamak, bir hayal dünyasında yaşamaktır.
    gerçek dünyanın dinamiklerinin hiç bir zaman bizim istediğimiz kadar güzel, eğlenceli ve "doyurucu" olmayacağını bilerek kaçtığımız bir "kurtarılmış bölgedir."

    bir şeyleri başarmaktır.
    kendi içerisinde amaçsızca yarışmaktır.

    helloween'in " wold of fantasy" isimli bir şarkısı vardır.
    oyun oynamanın, hayal kurmanın, bir fantazya içerisinde yaşamanın ne anlama geldiğini çok güzel özetler benim için.
    oyun oynamak, hepimiz için bundan ibarettir aslında.

    !---- spoiler ----!

    i'm living in a world of fantasy
    reality ain't good enough for me
    and all that i can feel is nothing but sobriety

    i'm living in a world of fantasy
    reality ain't meant or made for me
    all that i see is so unreal

    !---- spoiler ----!