1. aynı gibi görünseler de özne ve benlik farklılardır. bu farkın çözümlemesine nietzsche'nin şu özne tanımlaması üzerinden devam edeceğiz;

    ' özne, bizdeki bir çok aynı ruh durumlarının, bir tözün sonucuymuş gibi gördüğümüz fiksiyondur. ' güç istenci sf. 252

    yani nietzsche özne'nin kurgu oluşunu, bizim realiteyi bağlamlar aracılığıyla yerleşikleştirdiğimiz savına dayanarak öne sürer. ki bu da kendi savıdır ve şöyledir muhtevası;
    güç istencinin en yoğun olduğu momentlerde, en yüksekte seyrettiği güc'e kavuştuğu an'larda insan varlık'laşır. ve bu varlıklaşışı esnasında bir 'realite' yaratır. bu yaratımın hamurunda ise o güçlülüğün momentinin ittirmesiyle kurulan dominosal bağlamlar mevcuttur.

    ve işte özne; bu bağlamların, yaratılan realitelerin çokluklarının, güven vericiliklerinin, sarsılmazlıklarının bireşimlerinden neşet olur, doğar.
    yani özne, içkin bir 'nedensellik' sayesinde üretilendir.

    öte yandan benlik, bu nedensellik illüzyonundan sıtkını sıyırmışlıktır. bağlam kurmaksızın güc'ün doruklarında dans etmektir. şöyle der tam olarak, açıkladığım kısım ile ilgili nietzsche;

    '' özne; bu bizim en yüksek realite duygusunun bütün farklı momentleri arasında bir birliğe inanmamızın terimidir. biz bu inancı bir sebebin sonucu diye anlarız. biz inancımıza o derece çok inanınırız ki onun uğruna 'gerçeği', 'realiteyi' ve 'tözlülüğü' hayal ederiz. '' (*:a.g.e. sf. 253)

    devam edersek benlik'teki nedenselliksizliğe dair;
    özne'deki sebep-sonuç ilişkisi kurmanın, bağlam yerleşikliğinin oluşturucusu bilindiği üzere dil'dir.
    bağlamsızlığın özgürlüğü nietzsche'nin deyişiyle 'özne'nin feda edilmesi' ve benliğin 'varlıklaşması' için gerekli olan yine her daim çarptığımız nihai duvarın dil'in yıkımıyla gerçekleşecektir.