• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
palyaço - heinrich böll
hans schnier, varlıklı bir ailenin oğlu olmasına karşın meslek olarak palyaçoluğu seçmiştir. evlenmeye ve doğacak çocuklarını katolik terbiyesiyle büyütmeye yanaşmadığından, toplum baskısına direnemeyen sevgilisi tarafından terk edilir. hans bu kayıp yüzünden yıkılır, sanatı bitme noktasına gelir.

palyaço 1963 yılında yayımlandığında almanya'da büyük tartışmalara yol açmış, heinrich böll din karşıtı olmakla suçlanmıştır. oysa yazar, ikinci dünya savaşı sonrası burjuva toplumunun dar kafalılığı ve çarpık ahlakı yüzünden "ayrıksı" bir bireyin o toplumda kendine yer bulamayışının altını çizer. palyaçonun maskesi ardında en sarsıcı gerçekleri dile getirir; günlük hayatın acımasızlıklarını, boş kuralları, haksız baskıları okurun yüzüne bir tokat gibi çarpar. palyaço makyajı, aslında bireyin acılarını, arzularını, umutlarını sakladığı bir maskedir.

güzel bir söz vardır: hiçbir şey. hiçbir şey düşünme. başbakan'ı düşünme, katolikleri de düşünme. küvette ağlayan, terliklerine kahve damlayan o palyaçoyu düşün.
  1. hikayenin oldukça yavaş ilerlemesine karşın bugüne kadar okuduğum kitaplar arasında şüphesiz beni en çok etki altına alan kitaptır. toplumun bozulmuşluğu karşısında bireyin yaşadığı yalnızlık ve bunalımı enfes bir şekilde kaleme alınmıştır. birkaç alıntı yapmak isterdim lakin kitabın yarısını çiziklediğim* için seçmek mümkün olmadı.
    bozuk
  2. yabancılaşma denilen kavramın yazınsal düzlemdeki izdüşümünü oldukça net bir şekilde gösteren heinrich böll romanı. toplumun birey üzerinde yarattığı, kişiliği ortadan kaldıran ve insanları tek bir standarda uymaya zorlayan acımasız tahakkümü, palyaço olmayı kendi seçmiş bir burjuva üzerinden göstermesi, romanın özgünlüğünü sağlayan tarafıdır.

    şüphesiz bu kavram etrafında teşekkül eden pek çok roman yazılmıştır, ancak palyaço, palyaçoluğu bile doğru dürüst becerememesi ile kaybedenlerin içinde en hüzün verici olanlarındandır.