1. panteizmin yüceleştirilmiş hali. dini öğretilere daha yakın. islam felsefesinde vahdet-i vücud olarak geçiyor. ene'l hak( ben tanrıyım) diyen hallacı mansur, mevlana, yunus emre, nesimi birer pananteist diyebiliriz yerine göre. tasavvuftaki "bir" anlayışıdır. burada üstünde durulması gereken fark panteizmin tanrıyı evrenle bir sayıp bilinir hale getiren hatta bilimle incelenen varlıkların bütünü sayması, pananteizmin varlıkların bütününün de tanrının bir parçası olması. çokluk içindeki birlik.

    "hay'dan gelen hu'ya gider" atasözü de bi yerde aynı anlama geliyor.

    özetle tanrı her şeyde vardır, fakat her şeyi bir araya getirirsen(evren) tanrıya ulaşamazzsın. onun bir parçasıdır evren.

    mevlana'nın bir şiirine bakabiliriz;
    beri gel

    beri gel, daha beri, daha beri.
    bu yol vuruculuk nereye dek böyle?
    bu hır gür, bu savaş nereye dek?
    sen bensin işte, ben senim işte.

    ne diye bu direnme böyle, ne diye?
    ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye?
    topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
    ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?

    zengin yoksulu hor görür, ne diye?
    sağ soluna yan bakar, ne diye?
    ikisi de senin elin, ikiside,
    peki, kutlu ne, kutsuz ne?

    topumuz bir tek inciyiz, bir tek.
    başımız da tek, aklımız da tek.
    ne diye iki görür olup kalmışız
    iki büklüm gökkubbenin altında, ne diye?

    sen habire gevele dur bakalım,
    habire 'usul boylu birlik çam ağacı' de,
    sonu nereye varır bunun, nereye?

    şu beş duyudan, altı yönden
    varını yoğunu birliğe çek, birliğe.
    kendine gel, benlikten çık, uzak dur,
    insanlara katıl, insanlara,
    insanlarla bir ol.
    insanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz.
    kendinde kaldın mı bir damlasın, bir dane.

    erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini.
    köpek köpekliğini ede durur, köpekliğini.
    tertemiz can canlığını işler, canlığını.
    beden de bedenliğini yapar, bedenliğini.

    ama sen canı da bir bil, bedeni de,
    yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine,
    hani bademler gibi, bademler gibi.
    ama hepsindeki yağ bir.

    dünyada nice diller var, nice diller,
    ama hepsin de anlam bir.
    sen kapları, testileri hele bir kır,
    sular nasıl bir yol tutar, gider.
    hele birliğe ulaş, hır gürü, savaşı bırak,
    can nasıl koşar, bunu canlara iletir.

    bir de şu var;
    ete kemiğe büründüm
    yunus diye göründüm.

    (bkz: vahdet-i şuhud)
    abi