1. modern devletin ortaya çıkmaya başladığı, iktidarların yönetme erkini elinde tutmak, belli bir düzeni kontrol altına alabilmek adına şiddet tekelini oluşturduğu 18'nci yüzyılda; mimar olan samuel bentham ve tasarımcı kardeşi jeremy bentham’ın, sipariş üzerine 1785 yılında yaptığı bina tasarımına verilen isim.

    bu tasarım, kontrol altına alınmak istenen herkesin görüneceği ancak görenin yani gözetleyenin görünemeyeceği bir yapıyı tasvir ediyordu. böylelikle, kontrol altına alınmak istenen kitlede, gözetleyici göremediğinden her anının gözetlendiği düşüncesi yaratılabilecekti. bu düşünce öylesine geçerlik kazandı ki, dairesel bir alanın merkezinde, içerisi görülmeyen bir nöbet kulübesi içerisinde bir gözetleyici ve bu merkezden eşit açı dilimleriyle eşit uzaklıkta hücre içlerinin görünebildiği, mahkumların her hareketini kontrol edebilen hapisane yapıları farklı ülkelerde ortaya çıkmaya başladı.

    gibi

    gibi gibi

    gibi x 3

    panoptikon kelimesi ‘’pan’’ ve ‘’opticon’’ olarak bilinen iki farklı sözcükten türetilmiştir. pan kelimesi bütün anlamına gelirken, opticon kelimesi ise gözlemlemek anlamına gelmektedir. bu nedenle yapı yerine getireceği göreve uygun olarak ‘’bütünü gözetlemek’’ anlamına gelen panoptikon adını alır. wiki

    panoptikon, sonraki zamanlarda ise bir metafor olarak kavramsallaştırılarak toplum bilimlerine ilişkin çalışmalarda sıkça kullanılmaya başlandı.

    “feodal tipteki bir toplumda siyasi iktidar esas olarak yoksulların senyöre ve zaten zengin insanlara vergi ödediği, aynı zamanda onlar için askerlik hizmeti yaptığı bir iktidardı. fakat kişilerin ne yaptığıyla hiç ilgilenilmiyordu, siyasi iktidar buna, sonuç itibarıyla, ilgisizdi. bir senyörün gözünde var olan şey, toprak, köyü, köyünde oturanlardı, ailelerdi, fakat bireyler, somut olarak, iktidarın gözüne gözükmüyordu. bir an geldi ki, herkesin iktidarın gözü tarafından fiilen algılanması gerekli oldu, kapitalist türde bir toplum olsun istendi, yani mümkün olduğunda yaygınlaştırılmış, mümkün olduğunca verimli bir üretimle birlikte; iş bölümünde kimilerinin şu işi, kimilerinin bu işi yapmasına ihtiyaç olduğunda, halkın direniş hareketlerinin, ataletin ya da isyanın, doğmakta olan tüm bu kapitalist düzeni altüst etmesinden korkulduğunda, o zaman, her bireyin somut ve keskin gözetlenmesi gerekli oldu...” *

    (bkz: iktidarın gözü – michael foucault)

    foucault'a göre yönetilen-yöneten ilişkisinden çok daha karmaşık yapıda olan iktidar, söyleme dayalı normlar yaratan ve normlarını gene söylemler ile öznelerin içselleştirmesini sağlayan, bu normlarla zorunlu olmasa da rızaya/iknaya dayalı bir tahakküm yaratandır. iktidar artık insanların ihtiyaçlarını yönetme durumunda olandır. söylem, insanların düşünce ve normlara uyum sağlamasında dönüştürücü özelliğe sahip olan araçtır. iktidar için bilişsel boyut önemlidir. yeni patron olan bilgi ve bilginin işlenmesiyle iktidar erklerin beslenebilmesi gereklidir. iktidar, bireyin sahip olabileceğinin çok ötesinde sahip olduğu kümülatif bilgi sayesinde üstün olacak, normlarını "üst akıl" olarak yaratabilecektir. bu yüzden iktidar her şeyi, herkesi görebilmelidir. iktidarın gözündeki, “göz” panoptikon metaforunun, disiplinin ve otoritenin sağlanması için toplum için olanıdır.

    althusser’in ideolojik aygıtlarında ve george orwell’in büyük abisinde de bu metaforu bulabilmek zor olmayacaktır. çoğu bilginin arşivlendiği ve bilgi akışının devasa ve hızlı olduğu interneti de bu doğrultuda düşünürsek; bahse benzer kullanım yetkinliğine sahip kesimlerce yaratılabilecek durumun bu metafora selam çakabileceğini söyleyebiliriz.