1. yoktur.
  2. vicdan.
  3. macera.
  4. beyin. çünkü bedava.
    bu kötü şaka bir yana gerçekten zeka para ile satın alınamayan birşey.
  5. gönül diyeceğim geliyor. kalp kirinca gonul almak cok zor.
  6. mutluluk diyeceğim ama mutluluğun kriteri de değişkendir. maddi imkânlar ile elde edilebilecek doyumlar varsa örneğin bir kişi istediği arabayı alınca mutlu olacaksa parayı elde edince o arabayı alır ve mutlu olur. ancak sevgi, şefkat gibi şeyleri örneğin anne şefkatini ne kadar para verirseniz verin satın alamazsınız.
  7. şehvet, arzu.

    sevgi ise paranın ilk satın alabileceği şeylerdendir.

    sevgi kavramı dünyanın en abartılan şeyi bana göre. yahu basit bir çıkar ilişkisidir bu, fazlası değil. dünyada çoğunuzun en sevdiği varlık olan anneyi ele alalım. annen seni doğduğunda terk etseydi onu asla şimdiki kadar sevmezdin. anneni değerli yapan onun sana ayırdığı zaman, sana verdiği emek, senin için yaptığı fedakarlıklar, seni düşünmesi vs. vs. vs. karşılıksız falan değil yani sevgin. keza sokaktan eve aldığın bir kediyi değerli yapan onu diğer sokak kedilerinden ayıran şey de senin ona ayırdığın zaman, harcadığın para, verdiğin emek, onunla geçirdiğin vakittir. tabii onun sevimli olması da vardır. dış görünüş yani :) e onun da sevgisi karşılıksız değil tabii ki. onu besliyorsun, onu kucağına alıp seviyorsun falan, onun senden bir çıkarı var, o da karşılığını veriyor sana doğal olarak.

    aşık oluyorsun bir kıza. harika gülüşüne ya da güzel göğüslerine, çekici fiziğine falan. tabii sonrasında kızla tanışıyorsun, bakıyorsun aptalın teki elbette soğursun ondan. çünkü dış görünüşünün sana sağladığı faydayı başka şeylerle yok etmektedir kendisi.

    sevgi baştan sona bir faydacılık ilişkisidir. anne baba çocuğunu karşılıksız sever mesela değil mi? lan sen sokaktan aldığın kediyi bile zaman ayırdığın için bu kadar severken anne baba kendi yarattıkları, büyüttükleri bir canlıyı elbette sevecek. eğer sevgi öyle kutsal bir şey olsaydı o zaman tüm anne babaların çocuklarına aynı davranmalarını beklerdik. oysaki bazıları çocuklarını hiç umursamazlar. demek ki öyle kutsal bir şey falan değilmiş, beklentilerin karşılanıp karşılanmama meselesiymiş sadece sevgi. kendi çocuğuna tecavüz edenler var, rıza ile yaşanan ensest ilişkiler var vs. derseniz ki onların içi bozuk(başka tanım bulaöadım lan) o zaman tanrı' nın adil olmadığını söylerim. bazılarına bahşettiği o kutsal kavramı, sevgiyi; bazılarından esirgemiş tanrı. sevgi kutsal falan değil, sevgi bir faydacılık meselesi. faydacılığın ne olduğu ise kişiye göre değişir.

    mesela toplum karakteri yüceltirken para karşılığı biriyle olmayı eleştirir. çok seksi bir manken babası yaşında adamla parası için birlikteyse bu eleştirilir ama aynı manken aynı adamın yardımsever karakterinden etkilenmişse bu kez buna gerçek aşk falan der toplum. lan madem karakter bu kadar önemli o zaman hepiniz iyi insan olun, zengin olma hayali yerine iyi insan olmayı hayal edin. olay bu değil. olay evrim teorisine dayanıyor yine.

    şimdi biz bu dünyada sürekli bir rekabet halindeyiz. paraya gitmeyi doğru kabul edersek tüm üstün genlerin başkalarına gitmesini kabul etmiş oluruz. bize de daha çirkin kızlar kalır. oysaki para önemsizdir, karakter önemlidir, kadın karakter için sevmelidir erkeği, faydayı karakterden sağlamalıdır. çirkin bir kız için de yakışıklı erkek; seksi, bakımlı kadına değil karakteri düzgün, zeki kadına gitmelidir mesela. zaten o güzel kadın aynı zamanda da zeki ve karakterli olduğuna toplumu ikna edemez o ayrı.

    of çok dallanıp budaklandı; mevzu uzun ama konuya dönersek paranın en kolay satın alacağı şeylerden biri sevgidir. gerçek sevgi o değil çığlığınız kulağımda yankılanıyor şu an. gerçek sevgi de bir menfaat sonucudur. sadece senin menfaatlerine uyan sevgi türüne gerçek sevgi diyorsun sen hepsi bu. kız arkadaşlarım oldu; elbette sizlerin de olmuştur. düşün bakalım hangisini karşılıksız sevdin. hepsini, beğendin, arzuladın; kimisinin kalçasına, göğsüne; kimisinin sana olan tavrına; kimisinin gülüşüne; kimisinin cümlelerine, zekasına tav oldun. hep bir karşılık vardı yani. e nerde şimdi onlar? hani sevgi kutsaldı? nasıl kayboldu? çünkü senin için yarattığı faydacılık durumlarını yok ettiler zamanla. hala güzeldi ama aptaldı, hala zekiydi ama sana beklediğin gibi davranmadı, hala güzel gülüyordu ama sinir olacağın başka bir özelliği vardı gibi gibi.

    para sevgiyi satın alamaz öyle mi? sevgi bir menfaatin bedelidir. o menfaati parayla sağlar, sevgiyi de satın alırsın. he diğer yaptıklarınla o menfaati yok edersen o zaman evet sevilmezsin. patron geliyor; al canım ihtiyacın vardır diye sana 1 aylık maaşını prim olarak veriyor. bir anda sevmeye başlarsın o patronu. ertesi gün gelip de sana her zamankinden kötü davranırsa bu kez yaratttığı menfaati yok etmeye başlar. ama standart davranırken sana ekstra menfaatler sunmaya başladığı anda patrona sevgin artar. hani satın alınmazdı sevgi?

    klişe örnek; bir fahişeden seksi satın alırsın ama sevgiyi değil. sen bana yeterli parayı ver, ben o fahişenin sevgisini satın alabiliyor muyum, alamıyor muyum gör. bak şehvetini satın alamam. beğendiği tip kaslı bir erkektir, sarışındır, aktördür, renkli gözlüdür vs. vs. falan onu satın alamam ama o faişenin beni sevmesini sağlarım. bence satın alınamaycak şey şehvettir. bir kadının ya da erkeğin seni becermesini satın alırsın ama seni arzulamasını satın alamazsın. sevgi ise minnet, vefa gibi kavramlarla çok iç içe olduğundan para ile rahatça satın alınabilir.

    edit: bu yazıyı ''ala sana para hadi beni sev'' diye algılayacak birinin burada olmadığı hesaba katılarak yazıldı işbu entry.
  8. sevgi. iç huzur. öz benlikle olan uyum. özgürlük.
  9. geçmiş zamanı...