• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (5.00)
paterson - jim jarmusch
paterson, new jersey'de otobüs şoförlüğü yapmaktadır. her günü bir diğerinin aynısıdır. şehri dolaşır, insanları seyreder, şiir yazar, köpeğini gezdirir. bazı zamanlar bara gider. istedikleri konusunda katıdır, bir biradan fazlasını içmez. daha sonra evinde onu bekleyen eşi laura'nın yanına gider. ancak kendisi rutinine devam ederken, laura'nın hayatı değişmektedir. paterson hayallerini gerçeğe dönüştürme konusunda adeta bir uzman olan laura'yı sevmekte, onun hırslarını desteklemektedir. film günlük hayatın detayları üzerinde dururken, insanlar arasındaki küçük ayrıntılara dikkat çekiyor. (filmin özeti filmloverss adlı siteden alınmıştır.)
  1. filmin ilk gösterimi geçtiğimiz günlerde cannes film festivali'nde yapıldı. altın palmiyeye aday gösterildi lakin alamadı. adam driver'dan hoşlanmıyor olsam da otobüs şoförü ve şiir kelimelerini yan yana görünce ister istemez sabırsızlanmaya başladım. işin içinde bir de iranli aktris golshifte farahani var. farahani jarmusch'la ilgili şöyle demiş: “12 yaşındayken iran’da jarmusch’un ‘coffee and cigarettes’ adlı filmini izlemiştim. o film bana ortadoğu, batı ve hollywood filmleri hakkında çok şey öğretti. her zaman kendime ‘ey allah’ım jim jarmusch’tan daha iyi yönetmen var mı?’ derdim”
    ben de kendi kendime "bir insan 12 yaşında jarmusch'un coffee and cigarettes filmini niye izler allahım" diye soruyorum.
  2. çok sıkıcı bir film. anlattıkları da çok sıkıcı ve izlerken katlanılmaz bir hal alıyor. lakin benim hayatım da böyle olduğundan bir o kadar da beğendim. *
    jarmusch'un en beğendiğim authorlerden olmasının nedeni de bu aslında. paterson'u tamamen yukarıda anlattığım beklentiler üzerine izledim ve oturmuş bir stili olduğundan beklentilerimin karşılanmasından şüphem de yoktu açıkçası.
    doc'un kendi kendine satranç oynarken yenilen tarafta olduğunu söylemesi jarmusch'un varoluşçu insan tiplemesini en iyi şekilde açıklıyor diye düşünüyorum.
    limits of control göndermeleriyle, otobüsün arızalanması ve karakterlerin buna karşı aşırı tepkilerine istinaden aksiyon arayan seyirciyle ince dokunuşlarla dalga geçilmesiyle, pek emin olamadığım bir şekilde paterson'un baktığı yere tekrar gözünün kayması ve kameranın orayı göstermesiyle kendi sıradan hayatımdaki sıradan davranışlarımı hatırlatmasıyla ve bunun gibi sayısız ince detayla en sevdiğim vasat filmler arasına girmeyi başardı. bana böyle filmlerle gelin.
    sde