1. öncelikle, başlığı bilerek seyahat kanalına açtım.

    ''the tırt of the tırts'' bir yapım olmuş. daha çok; ''peter jackson'la çanakkale'de küçük bir gezinti'' tarzı bir şey ortaya çıkmış. bir de, kaç ay önceden reklamlarını döndürmeye başlamışlardı. bu ne menem bir iştir çözemedim ben açıkçası. belgesel desen değil; anı desen değil. fragman dersen; eh belki...

    diğer yandan, sözde belgeselin başında, gökhan tarkan kahraman isimli şahıs, iki yıldır bu belgesel üzerinde çalıştık falan gibi bir şeyler geveledi. haydi canım oradan!...
    gökhan bey iki yıldır sakal uzatma ve bakım işleriyle uğraşmış anladığım kadarıyla. bence peter jackson buna gelmiş, demiş ki; ''la göko, ben yeni zelanda'da birinci dünya savaşı'yla ilgili bir tarih müzesi işine giriştim; senden bir ricâm olacak. senin de müsait olduğun bir gün, şu yarımadaya gidelim de ben müze için birkaç bir şey toplayayım; ne bileyim; işte sergileyebileceğim bir şeyler falan filan şey edeyim, sen de yanımda bana yoldaşlık et. sakalına kurban!'' gökhan da durur mu? yapıştırmış cevabı:

    - hay hay pitırcığım! dönüşte de bir aydın yaparız, ortaklar'da çöp şişleri gömeriz. üzerine de bir yayık ayranı... gacıııırt!..

    zaten dikkat ettiyseniz, peter jackson'ın sallamaz bir tavrı var belgesel(!?) süresince. göko'ya karşı sanki içten içe; ''sen ne konuşuyon la abraaaam...'' tadında takılmış.

    umarım peter bey usta, mezar taşının kalıbını güzelce alabilmiştir ikinci denemesinde. belgeselle(!) ilgili tek dikkat çekici yer burasıydı çünkü.

    geriye de zaten gökhan sakal kahraman'ın; ''hı hı anladım...'', ''evet evet...'', ''evet sadece kabarcıklar...'', ''peter, are you ok?!'', ''evet doğru 6 ay...'', ''evet tüneller...'', ''sanatçı?!...'', ''evet müthiş...'' tipi onaylama ve şaşkınlık bildiren ünlemleri kalıyor.

    yazık...

    ekleme: yalnız, ne yalan söyleyeyim, peter bey amca iyi reklamını yaptı yeni zelanda'daki müzesinin. biraz araştırdım da; ''adamlar yapmış ağğbi...''.